Dünya

Modernizm, Özgürlük ve Yeni Kalıplar Üzerine “Düşünüyorum”

@beyzaadaatar
Bugün
3 dk okuma
—

Özgürlük adına insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini söylemeye başladığımızda, özgürlüğü savunurken onun anlamını daraltıyor olabilir miyiz?

Modernizm denildiğinde aklıma ilk olarak geleneksel düşünce biçimlerini sorgulamak, insanın kendisine sunulan doğruları yeniden değerlendirmesi ve kendi düşüncelerini oluşturabilmesi geliyor. Bana göre bir düşüncenin yenilikçi olması, insanlara yeni bir yaşam biçimi sunmasından çok, onların farklı biçimlerde düşünebilmesine olanak tanımasıyla ilgili. Fakat burada beni düşündüren bir çelişki var: Geleneksel kalıpları yıkmak amacıyla ortaya çıkan bir anlayış, zamanla kendisi yeni bir kalıba dönüşebilir mi?

Örneğin, geçmişten gelen bir düşüncenin sorgulanmadan kabul edilmesini eleştirmek ne kadar anlamlıysa, modern olan her şeyin sorgulanmadan doğru kabul edilmesi de bir o kadar düşündürücü değil mi? Bir düşüncenin eski olması onu otomatik olarak yanlış yapmadığı gibi, yeni olması da onu kendiliğinden doğru hâle getirmiyor. Buna rağmen bazen modernlik, yalnızca bir değişim biçimi olmaktan çıkıp insanların nasıl düşünmesi, nasıl yaşaması ve neyi doğru kabul etmesi gerektiğini belirleyen yeni bir otoriteye dönüşebiliyor.

Beni düşündüren bir diğer nokta da insanların bazen karşı çıktıkları otoritenin yerine farkında olmadan yeni bir otorite koymaları. Geçmişte baskıya maruz kalan bir insan, kendisini özgürleştirdiğini düşündüğü yeni bir anlayışı benimseyebilir. Fakat zamanla bu anlayışın dışındaki bütün düşünceleri yanlış, geri kalmış veya kabul edilemez görmeye başlayabilir. Böylece sorgulamayı savunan bir düşünce, kendisi sorgulanamaz hâle gelir. Eski kalıplar ortadan kalkmış gibi görünürken aslında yalnızca yerlerini yenileri almış olur.

Benzer bir çelişkinin cinsellik ve ahlak konularında da olduğunu görüyorum. Günümüzde bireysel özgürlük adına geleneksel cinsel normların sorgulanmasını anlamaya çalışıyorum. Ancak özgürlük kavramının sınırları ve anlamı üzerine de düşünmek gerektiğine inanıyorum. Bir davranışın daha görünür hâle gelmesi, onun herkes tarafından benimsenmesi gerektiği anlamına gelmemeli. Aynı şekilde, bir insanın farklı bir yaşam biçimini tercih etmesi de tek başına onun zararlı veya ahlaken yanlış bir davranışta bulunduğunu göstermemeli.

Burada benim için önemli olan, kişisel ve toplumsal ahlakın nasıl ele alınacağı. İnsanların cinsellik, sadakat, aile ve sorumluluk konularında farklı düşüncelere sahip olması mümkün. Bu farklılıkların varlığı, bir tarafın diğer tarafın bütün değerlerini kabul etmesini gerektirmemeli. Fakat özgürlük adı altında rıza, sorumluluk ve başkalarının hakları gibi kavramların önemsizleştirilmesi de ayrıca sorgulanabilmeli. Çünkü bir davranışın modern olarak tanımlanması, onun her koşulda doğru olduğu anlamına gelmez.

Burada kendi düşüncelerimi de sorgulamam gerektiğini düşünüyorum. Benim ahlaki olarak doğru bulmadığım bir şeyin gerçekten başkasına zarar verip vermediğini, yoksa yalnızca alışık olduğum değerlerden farklı olduğu için mi beni rahatsız ettiğini ayırt edebilmeliyim. Aksi hâlde başkalarının dayatmalarını eleştirirken ben de kendi doğrularımı sorgulanamaz hâle getirebilirim. Eleştirdiğim şeyin bir benzerini kendim üretmiş olurum.

Bu nedenle modernizmi bütünüyle reddetmek veya her yönüyle savunmak yerine, onun hangi koşullarda insanı özgürleştirdiğini ve hangi koşullarda yeni bir baskı biçimine dönüşebildiğini anlamaya çalışıyorum. Çünkü benim için özgürlük, herkesin aynı düşünceye ulaşması ya da aynı yaşam biçimini benimsemesi değil. İnsanların farklı düşünebilmesi, kendi kararlarını verebilmesi ve bu kararları nedeniyle baskıya uğramadan yaşayabilmesi.

Belki de asıl soru şudur: Bir düşünce gerçekten özgürlüğü savunuyorsa, kendi doğrularını da sorgulanabilir tutmak zorunda değil midir?

Eğer modernizm, insanın geleneksel kalıpların dışına çıkabilmesini savunuyorsa, modernizmin kendisi de bir gün sorgulanabilmelidir. Eğer özgürlük, insanın kendi yaşamı hakkında karar verebilmesi demekse, bu özgürlük yalnızca bizim doğru bulduğumuz kararlar için geçerli olmamalıdır.

Sonuçta, eski bir otoritenin yerine yeni bir otorite koymakla özgürleşmiş olmayabiliriz. Belki de asıl mesele, hangi düşünceye sahip olduğumuzdan önce, o düşünceyi ne kadar sorgulayabildiğimiz ve başkalarının da farklı düşünmesine ne kadar alan tanıyabildiğimizdir.

Çünkü düşünüyorum da, özgürlük adına insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini söylemeye başladığımızda, özgürlüğü savunurken onun anlamını daraltıyor olabilir miyiz?

BA

Beyza Ada Atar

@beyzaadaatar

Discussion

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.