Dünya

Arafta Kalmayı Hissettiğimiz Bazı Yerler: Dinlenme Tesisleri

@ceylin
Bugün
3 dk okuma

Dinlenme tesisleri, hayatın karmaşasından kaçmanın zorunlu bir yoludur. Fakat bu tesislerde kendimizi neden arafta kalmış gibi hissederiz?

Yolculuklar, çoğu zaman evimiz dediğimiz yerlere dönmek veya belli bir amaç için evden ayrıldığımız saatler süren bir bekleyiştir. Bu süreçte, kulağımıza geçirdiğimiz kulaklıkta çalan bir müziğin tınısı, otobüste ikram edilen karton bardakta moleküllerine ayrılmış bir içecek veya birazdan telefon sinyalimizin çekmemesine sebep olacak dağlar ve tepeler bize sessizce eşlik eder. Eşlikçilerimizi, belimize zorunlu olarak geçirdiğimiz kemerle taçlandırırken her zaman gideceğimiz yerin hayâlini kurarak yarı uyanık bir biçimde saatlerin akıp gitmesini bekleriz. Fakat bu bekleyişler, kendi kontrolümüz dışında gerçekleşen zorunlu bir zaman yönetiminden kaynaklanır. Muavinin dağıttığı bayatlamaya yüz tutmuş keklerin dağıtımı, dinlenme tesislerine yaklaştığımızın küçük bir habercisidir. Bu küçük habercinin taşıdığı anlam, herkesin üstünde bambaşka etkiler uyandırır. Bu haberci, kimisi için dinlenmeye hasret bedenlerin mutluluğu, bazıları için tadı başka hiçbir şeye benzemeyen çorbaların ve çayların kokusu ve çoğu kişi için ise yolu yarılamanın verdiği rahatlama hissidir. Muavinin anonsundan sonra kemerlerimizi çözerken kendimizi dinlenme tesisine giden dolambaçlı yollardan geçerken buluruz.

Görsel:emlakdream.com

Sonunda, zamanın herkes için farklı şeyler ifade ettiği dinlenme tesislerine vardığımızda başka bir evrenin kapılarını aralamış gibiyizdir. İçeride, ilk olarak gözümüz herkesin göz attığı binlerce ürüne çarpar. Bu ürünlerin neden ve nasıl üretildiğini merak ederiz. Daha sonra tuvaletin yerini aramaya başlar ve çoğunlukla aynı krokiden çıkmış bu tesislerde aradığımızı her zaman aynı sırada buluruz. Eğer molamız uzunsa karnımızı doyurmanın mantıklı olacağını düşünerek bir yemek ısmarlamaya koyuluruz. Fakat aceleyle yenilen bu yemeklerin tadını hiçbir zaman alamayız. Karnımızdaki boşlukları doldurma görevini üstlenen bu yemekler, bize hazdan çok panik vererek amacından sapar. Yemek yerken etrafta, aynı otobüste yol aldığımız birkaç tanıdık yüz ararız. Dinlenme tesisisin huzursuz ve kaçıngan havasında, bize huzuru ve eve dönmeyi hatırlatan şeyler bu insanların ta kendisidir. Belki de hayatımız boyunca görmeyeceğimiz, görsek de anımsamayacağımız insanlar bir süreliğine kader ortağımız olurlar. Aynı koltuklarda oturup saatlerce aynı havayı teneffüs ettiğimiz onlarca yabancı, özellikle uzun yolculuklarda birer tanıdık hâline geliverirler. İşte dinlenme tesisleri de, bu tesislerin içerisinde belli belirsiz aradığımız bir yabancı gibidir: sade, tanıdık ama her seferinde farklı.

Görsel:erzincannet.com

Genellikle yarım saatlik bir molanın ardından vedalaşmamız gereken bu mekânı, ayrılmamız gereken bir uğraktan ziyade arada kalmış gerçek dışı bir yere benzetirim. Günün her saatinde binlerce insana kucak açan bu mola yerleri, eve dönmek ve evden gitmek arasındaki uçurumu yumuşatan bir geçiş mekânıdır. Alain de Botton'un *Havaalanında Bir Hafta *isimli eserinde havalimanlarını tarif ettiği gibi ben de dinlenme tesislerini liminal bir alan olarak görüyorum. Arafta kalmanın kederden ve umuttan uzak hissizliğini kabullenerek bu geçiş yerlerinde mutluluğu ve üzüntüyü aramaktansa uzun veya kısa fark etmeksizin her molanın hayatımızda eksik olan tek şey olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de molanın, geçiş ve eşiklerin bizde yarattığı tepkisizliğe sahip çıkıyorum.

Kaynakça:

Egel, Kim. “Liminal Space Explained: Why You Feel Lost (and How to Move Through It).” Kim Egel, 7 Aug. 2025, www.kimegel.com/blog/2025/howtomovethroughliminalspace.

Botton, Alain de. Havalimanında Bir Hafta. Çeviren Ahu Antmen, Sel Yayıncılık, 2010.

Kapak Görseli:

kimegel.com

Ceylin Şenol

@ceylin

Discussion

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.