Kitap

Kendi Karanlığından Kaçtıkça Neden Daha Çok Yoruluyorsun?

@esratekin
Bugün
4 dk okuma

Bu yazı, Carl Jung’un öğretileri üzerinden insanın kendi karanlığıyla yüzleşerek nasıl güçlenebileceğini anlatıyor.

Bazı insanlar vardır…Hayat onları defalarca kırar. Güvendikleri insanlar gider, hayalleri yıkılır, yalnız kalırlar. Ama tüm bunlara rağmen içlerinde garip bir direnç taşırlar. Kolay kolay dağılmazlar. Çünkü onlar yalnızca hayatla değil, kendi iç dünyalarıyla da savaşmıştır.

Bazıları ise dışarıdan güçlü görünse bile en küçük hayal kırıklığında parçalanır. Çünkü insanı gerçekten yoran şey çoğu zaman dış dünya değildir; bastırdığı duygular, kaçtığı korkular ve yüzleşmek istemediği taraflarıdır.

Carl Jung tam da bu noktada modern psikolojinin en derin fikirlerinden birini ortaya koyuyordu:İnsan, kendisini tanımadan asla gerçekten güçlü olamaz.

Jung’a göre insan zihni yalnızca bilinçten ibaret değildir. Hepimizin içinde bastırılmış korkuların, gizli arzuların, öfkenin, utancın ve travmaların saklandığı karanlık bir alan vardır. Jung buna “gölge benlik” adını verir. Ve ona göre insanların büyük bölümü hayatını kendi gölgesinden kaçarak geçirir.

Modern dünyada bize sürekli pozitif olmamız gerektiği öğretiliyor. Üzülmemek, kırılmamak, güçlü görünmek, her zaman motive olmak… Sosyal medya çağında insanlar mutsuzluklarını gizliyor, kırılmış yanlarını saklıyor ve sürekli “iyiymiş” gibi davranıyor. Ama Jung’un düşünceleri bu sahte iyilik hâlini parçalar.

Çünkü Jung’a göre bastırılan hiçbir duygu yok olmaz.

İnsan korkularını görmezden geldiğinde onlar bilinçaltında büyümeye devam eder. Bastırılan öfke zamanla nefret olur. Bastırılan üzüntü boşluk hissine dönüşür. Bastırılan travmalar ise insanın karakterini fark ettirmeden şekillendirir. Ve çoğu zaman kişi neden mutsuz olduğunu bile anlayamaz.

İşte Jung’un psikolojisini bu kadar etkileyici yapan şey budur. O, insanın yalnızca “iyi tarafına” odaklanmaz. Çünkü ona göre gerçek olgunluk, insanın kendi karanlığını da kabul etmesiyle başlar.

Gölge benlik kavramı aslında oldukça rahatsız edicidir. Çünkü bu fikir bize şunu söyler:İnsan yalnızca olmak istediği kişi değildir. Aynı zamanda olmaktan korktuğu kişidir.

Bir insan kendisini ne kadar “iyi” olarak tanımlarsa tanımlasın, içinde kıskançlık, kibir, öfke veya yıkıcı dürtüler taşıyabilir. Jung’a göre tehlikeli olan şey bu karanlık tarafın varlığı değil; inkâr edilmesidir. Çünkü insan kendi gölgesini reddettikçe onu kontrol etme yetisini kaybeder.

Ve çoğu zaman insanın en büyük yıkımları tam da burada başlar.

Hayatta sürekli aynı hataları yapan insanların çoğu aslında bilinçaltındaki yaraları tekrar eder. Toksik ilişkiler, ani öfke patlamaları, değersizlik hissi, insanlardan onay alma ihtiyacı… Bunların büyük kısmı insanın yüzleşmediği taraflarından beslenir.

Jung’un en önemli fikirlerinden biri de şudur:“İnsan bilinçaltını bilinçli hâle getirmedikçe, o bilinçaltı hayatını yönetir ve sen buna kader dersin.”

Bu düşünce aslında insan psikolojisinin en sert gerçeklerinden biridir. Çünkü çoğu insan seçim yaptığını sanarken, geçmiş travmaları ve bastırılmış duyguları tarafından yönlendirilir.

Bu yüzden Jung’a göre duygusal güç, hiçbir şey hissetmemek değildir.Tam tersine, hissettiğin şeylerden kaçmamaktır.

Gerçekten güçlü insanlar korkusuz insanlar değildir. Onlar korkularını tanıyan insanlardır. Kırılmayan insanlar değil; kırıldıktan sonra kendilerini yeniden inşa etmeyi öğrenen insanlardır.

Jung’un psikolojisi bu yüzden günümüzde hâlâ milyonlarca insanı etkiliyor. Çünkü onun anlattığı şey yalnızca bilimsel bir teori değil; insanın kendi iç karanlığıyla olan kadim savaşıdır.

Özellikle The Undiscovered Self ve Modern Man in Search of a Soul gibi eserlerinde Jung, modern insanın neden bu kadar parçalanmış hissettiğini anlatır. Ona göre insan ruhu, sürekli bastırılmış duyguların altında ezilmektedir. İnsan kendi doğasını inkâr ettikçe daha yabancı, daha yalnız ve daha kırılgan hâle gelir.

Ancak Jung’un düşünceleri tamamen karamsar değildir. Çünkü ona göre insanın içindeki karanlık aynı zamanda dönüşümün de başlangıcıdır. İnsan kendi yaralarını fark ettiğinde değişmeye başlayabilir. Bastırdığı duyguları anlamaya başladığında daha bilinçli bir bireye dönüşebilir.

Bu yüzden Jung’un öğretileri insanı “kusursuz” olmaya çağırmaz.Daha gerçek olmaya çağırır.

Belki de gerçek güç;Hiç acı çekmemek değil,Acının seni kim olduğunla yüzleştirmesine izin vermektir.

Çünkü insanın içindeki karanlık yok edilmez.Ama anlaşılabilir.

Ve bazen insanı en güçlü yapan şey,Tam olarak budur.

KAYNAK

Carl JungCarl Jung Biography – Britannica

The Undiscovered SelfThe Undiscovered Self – Goodreads

Modern Man in Search of a SoulModern Man in Search of a Soul – Goodreads

Carl Jung Depth Psychology Archive

The Jung Page – Shadow Archetype Articles

Simply Psychology – Jung’s Shadow Self Explained

Jung’a atfedilen ünlü söz:“Until you make the unconscious conscious, it will direct your life and you will call it fate.”Quote Source – Carl Jung Quotes

ET

Esra Tekin

@esratekin

Discussion

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.