Roman Kahramanlarının Karanlık Tarafı: Yedi Ölümcül Günah
Bu yazı, klasik edebiyatın unutulmaz karakterlerini Yedi Ölümcül Günah teması üzerinden yorumlayan bir tematik analiz niteliğindedir.

İnsanlık tarihinin en eski ahlaki kavramlarından biri olan "Yedi Ölümcül Günah", yalnızca dini metinlerde değil, edebiyatın en unutulmaz karakterlerinde de karşımıza çıkar. Çünkü büyük romanlar aslında kusursuz insanları değil, zaaflarıyla mücadele eden insanları anlatır. Gurur, açgözlülük, tutku, kıskançlık, ölçüsüzlük, öfke ve eylemsizlik...
Bu günahlar çoğu zaman bir karakterin sonunu hazırlayan karanlık güçlerdir. Ancak onları ilginç kılan şey, tamamen kötü olmamalarıdır. Çoğu zaman bir erdemin kontrolden çıkmış hâlidirler. İşte edebiyat tarihinin unutulmaz karakterleri ve temsil ettikleri ölümcül günahlar.
Gurur: Mr. Darcy ve Gerçeği Görmeyi Geciktiren Kibir
Jane Austen'ın Pride and Prejudice romanındaki Fitzwilliam Darcy ilk bakışta soğuk, mesafeli ve kibirli görünür. Onun en büyük kusuru kötülük değil, gururdur.
Darcy çevresindeki insanları sosyal statülerine göre değerlendirir. Elizabeth Bennet'e duyduğu sevgiyi bile uzun süre kabul etmek istemez çünkü gururu ona engel olur. Gerçeği görebilmesi için önce kendi kusurlarıyla yüzleşmesi gerekir.
Darcy'nin hikâyesi bize gururun insanı körleştirebildiğini gösterir. Kibir, insanın başkalarını yanlış değerlendirmesine neden olur. Oysa gerçek olgunluk, haklı olduğunu kanıtlamakta değil, yanıldığını kabul edebilmekte yatar.
Açgözlülük: Victor Frankenstein ve Tanrılara Özenen İnsan
Victor Frankenstein para ya da servet peşinde değildir. Onun açgözlülüğü daha tehlikelidir: bilgi açgözlülüğü.
Frankenstein romanında Victor, insanlığın ulaşamadığı sırrı çözmek ister. Ölümü yenmek, yaşam yaratmak ve doğanın yasalarını aşmak ister. Bilmek arzusu zamanla saplantıya dönüşür.
Aslında Victor'un trajedisi bilimsel merakından değil, sınır tanımayan hırsından kaynaklanır. Sahip olduğu bilgi ona yetmez. Daha fazlasını ister. Sonunda yarattığı canavar yalnızca laboratuvarındaki bir deney değil, kendi açgözlülüğünün somutlaşmış hâlidir.
Bazen insanı felakete sürükleyen şey sahip olmadıkları değil, sahip olduklarının yeterli gelmemesidir.
Tutku: Catherine Earnshaw ve Huzur Yerine Fırtınayı Seçmek
Emily Brontë'nin Wuthering Heights romanındaki Catherine Earnshaw tutkunun ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Catherine için aşk sakinlik değildir. O, aşkı bir fırtına gibi yaşar. Heathcliff'e duyduğu bağlılık o kadar güçlüdür ki onun ünlü sözü hâline gelir:
"Ben Heathcliff'im."
Fakat Catherine güvenli ve huzurlu bir hayat yerine toplumsal statüyü seçerken kendi kalbine ihanet eder. İçindeki çatışma zamanla onu tüketir.
Tutku çoğu zaman romantikleştirilir. Ancak Catherine'in hikâyesi bize tutkunun kontrol edilmediğinde insanı yakabileceğini gösterir. Çünkü bazı ateşler yalnızca etrafını değil, kendini de kül eder.
Kıskançlık: Othello ve Gerçeğin Üzerine Çekilen Perde
Othello başlangıçta güçlü, başarılı ve saygın bir komutandır. Fakat kıskançlık onun en zayıf noktasıdır.
Othello boyunca Iago'nun fısıltıları, Othello'nun zihninde zehirli bir tohum gibi büyür. Kanıt aramaz. Gerçeği sorgulamaz. Kıskançlığın yarattığı hayallere inanır.
Kıskançlık tehlikelidir çünkü insana gerçek gibi görünür. İnsan çoğu zaman gördüğüne değil, korktuğuna inanır.
Othello'nun trajedisi sevdiği kadını kaybetmesi değildir. Asıl trajedi, onu kaybetmeden önce güvenini kaybetmesidir.
Ölçüsüzlük: Dorian Gray ve Asla Doymayan Arzu
Oscar Wilde'ın The Picture of Dorian Gray romanındaki Dorian Gray ölçüsüzlüğün en etkileyici örneklerinden biridir.
Dorian güzelliğe, hazza ve gençliğe sahip olur. Fakat bunların hiçbiri ona yetmez. Her yeni deneyim daha büyük bir boşluk yaratır.
Modern dünyanın tüketim kültürünü yıllar öncesinden haber veren bir karakter gibidir. Daha fazla eğlence, daha fazla deneyim, daha fazla haz...
Ancak arzuların sonu yoktur. Dorian'ın portresi çirkinleşirken yüzünün genç kalması, ruhuyla bedeni arasındaki kopuşun sembolüdür.
İnsan bazen sahip oldukları yüzünden değil, hiç doymayan istekleri yüzünden kaybolur.
Öfke: Heathcliff ve Acının İntikama Dönüşmesi
Heathcliff edebiyat tarihinin en unutulmaz öfkelerinden birini taşır.
Çocukluğunda dışlanır, küçümsenir ve sevdiği kadınla mutlu olamaz. Yaşadığı acılar zamanla öfkeye dönüşür. Fakat bu öfke yalnızca düşmanlarına yönelmez; onu taşıyan kişiyi de tüketir.
Heathcliff yıllar boyunca intikam peşinde koşar. Ancak her zaferi yeni bir boşluk yaratır. Çünkü intikamın doyuramadığı tek şey insanın yaralarıdır.
Öfke çoğu zaman güç gibi görünür. Oysa uzun süre taşındığında insanı zincire vuran görünmez bir yük hâline gelir.
Eylemsizlik: Hamlet ve Fazla Düşünmenin Bedeli
Hamlet kötülük yapmaz. Hırsına yenilmez. Ancak onun trajedisi başka bir kusurdan doğar: eylemsizlik.
Hamlet boyunca Hamlet sürekli düşünür. Her ihtimali değerlendirir. Her kararı sorgular.
Sorun düşünmesi değildir. Sorun, düşünmenin eylemin yerini almasıdır.
Hayat bazen kusursuz kararları beklemez. Hamlet harekete geçmek için doğru anı bekledikçe olaylar kontrolden çıkar. Sonunda yalnızca fırsatlarını değil, sevdiklerini de kaybeder.
Bazen insanı felakete sürükleyen şey yanlış kararlar değil, hiç alınmayan kararlardır.
Sonuç: Hepimiz Bu Karakterlerde Bir Parça Taşıyoruz
Bu karakterler yüzyıllardır okunmaya devam ediyor çünkü onların kusurları bize yabancı değil. Hepimiz zaman zaman Darcy gibi gururlu, Victor gibi hırslı, Catherine gibi tutkulu, Othello gibi kıskanç, Dorian gibi doyumsuz, Heathcliff gibi öfkeli ya da Hamlet gibi kararsız olabiliriz.
Belki de büyük edebiyatın sırrı burada saklıdır. Bu karakterler bize kusursuz olmayı değil, insan olmayı anlatır. Çünkü insan ruhunun en karanlık taraflarıyla yüzleşmeden, onun en aydınlık taraflarını anlamak mümkün değildir.
Kaynakça
- Pride and Prejudice, Jane Austen, 1813.
- Frankenstein, Mary Shelley, 1818.
- Wuthering Heights, Emily Brontë, 1847.
- Othello, William Shakespeare, yaklaşık 1603.
- The Picture of Dorian Gray, Oscar Wilde, 1890.
- Hamlet, William Shakespeare, yaklaşık 1600.
- The Divine Comedy, Dante Alighieri, 1321.
- The Seven Deadly Sins, Solomon Schimmel, 1992.
Çevrimiçi Kaynaklar
- Encyclopaedia Britannica – Seven Deadly Sins
- Poetry Foundation – Dante Alighieri
- The British Library – Discovering Literature
- Project Gutenberg (klasik eserlerin ücretsiz metinleri)