Siyaset ve Tarih

Tarihin Akılalmaz Kehanetleri

@esratekin
Bugün
4 dk okuma
—

Hükümdarlar, savaşlar, ölüm alametleri ve gerçekleştiğine inanılan kehanetler… Tarihin akılalmaz kehanetlerini sizin için derledim.

Tarih boyunca insanlar geleceği öğrenmek için kâhinlere, alametlere ve hatta hayvanların davranışlarına başvurdu. Bazı kehanetler ise yaşanan olaylarla öylesine örtüştü ki bugün bile “Bu gerçekten tesadüf mü?” diye düşündürüyor. İşte tarihin en ilginç kehanetlerinden bazıları.

Kutsal Tavuklar

MÖ 249'da Romalı komutan Publius Claudius Pulcher, savaş öncesinde kutsal tavukların yem yemesini bekledi. Tavuklar yemeyince bunun kötü bir alamet olduğu düşünüldü. Pulcher ise bunu önemsemeyip “Yemiyorlarsa içsinler.” diyerek tavukları denize attı.

Ardından savaşa girildi ve Roma ağır bir yenilgi aldı. Kötü alameti görmezden gelmenin tarihteki en ironik örneklerinden biri oldu.

AIMA

Doğu Roma İmparatoru I. Manuel Komnenos, hanedanının geleceğini öğrenmek için bir kâhine danıştı. Karşısına Yunancada “kan” anlamına gelen AIMA kelimesi çıktı. Harfler Komnenos hükümdarlarının isimleriyle ilişkilendirildi: Aleksios, Ioannis, Manuel ve yine A ile başlayacak bir sonraki hükümdar.

Manuel oğluna Aleksios adını verdi. Ancak oğlu kısa süre sonra kuzeni Andronikos tarafından öldürüldü. Hanedanın sonraki yılları da taht mücadeleleri ve kanlı olaylarla geçti. Böylece AIMA kehaneti daha da ürkütücü bir anlam kazandı.

Lağım Çukuru

İskoçya Kralı I. James'in, Perth'e giderken bir kadın tarafından “Bu suyu geçersen bir daha canlı dönemeyeceksin.” diye uyarıldığı anlatılır. James uyarıyı dikkate almadı.

Aylar sonra suikastçılar sarayına saldırdığında kaçıp zeminin altındaki bir lağım çukuruna saklandı. Ancak çıkışın kapalı olması nedeniyle burada mahsur kaldı ve saldırganlar tarafından öldürüldü.

Geçilen Nehir

Lidya Kralı Kroisos, Perslere savaş açmadan önce Delphi Kahini'ne danıştı. Kahin ona, “Nehri geçersen büyük bir imparatorluk yıkılacak.” dedi.

Kroisos bunun Pers İmparatorluğu olduğunu düşündü ve saldırdı. Fakat savaşı kaybetti. Yıkılan imparatorluk Perslerinki değil, kendi Lidya Krallığı oldu.

Beddua

II. Bayezid'in oğlu Yavuz Sultan Selim'e, “Kılıcın keskin olsun ama hükümranlığın az olsun.” dediği rivayet edilir.

Yavuz yalnızca sekiz yıl hüküm sürdü ve bu dönemde Osmanlı topraklarını önemli ölçüde genişletti. Ancak 1520'de, henüz 49-50 yaşlarındayken hayatını kaybetti. Bu söz de zamanla onun kısa saltanatıyla ilişkilendirilen bir kehanet gibi anlatılmaya başlandı.

Asıl Düşman

Milvian Köprüsü Savaşı öncesinde Maxentius'un Sibylline Kitapları'na danıştığı ve “O gün Roma'nın düşmanı ölecek.” kehanetini okuduğu aktarılır.

Maxentius bunun Konstantin'e işaret ettiğini düşündü ve savaşa girdi. Ancak savaşı kaybetti ve kaçarken Tiber Nehri'nde boğuldu. Böylece kehanetteki “Roma'nın düşmanı” ironik bir şekilde kendisi olmuş oldu.

Kan Lekesi

İngiltere Kralı I. Charles'ın büstü ünlü heykeltıraş Bernini tarafından yapılmıştı. Büst saraya taşınırken üzerine, özellikle boyun kısmına kan damladığı ve lekenin çıkarılamadığı anlatılır.

Bu olay uğursuz bir alamet olarak yorumlandı. Yıllar sonra Charles, İngiliz İç Savaşı'nı kaybetti ve 1649'da idam edildi.

Ölü Kargalar

Büyük İskender Babil'e ilerlerken önünde birbirleriyle savaşan kargalar gördü. Bazılarının ayaklarının dibine düşüp öldüğü anlatılır. Bir kurbanın karaciğerindeki olağandışı durum da eklenince İskender'in endişelendiği söylenir.

Kısa süre sonra Babil'de hastalandı ve MÖ 323'te, henüz 32 yaşındayken hayatını kaybetti.

Rasputin'in Mektubu

Rasputin'in ölümünden önce Çar II. Nikolay'a bir mektup bıraktığı ve “Eğer soylular tarafından öldürülürsem, iki yıl içinde hiçbir akraban hayatta kalmayacak.” şeklinde bir uyarıda bulunduğu anlatılır.

Rasputin 1916'da öldürüldü. Yaklaşık 19 ay sonra Çar II. Nikolay ve ailesi Bolşevikler tarafından öldürüldü. Zamanlama oldukça çarpıcı olsa da mektubun gerçekliği konusunda tarihçiler arasında tartışmalar bulunuyor.

Kudüs

İngiltere Kralı IV. Henry'ye “Kudüs'te öleceği” söylenmişti. Kral bunun kutsal şehir Kudüs anlamına geldiğini düşünüyordu.

Fakat 1413'te Westminster Abbey'de hastalandığında Jerusalem Chamber adlı odaya götürüldü ve burada hayatını kaybetti. Kudüs'e hiç gitmedi ama “Kudüs” adını taşıyan bir yerde öldü.

Kırık Mızrak

Nostradamus'un en ünlü kehanetlerinden biri de Fransa Kralı II. Henri'nin ölümüyle ilişkilendiriliyor. Kehanette genç bir aslanın yaşlı bir aslanı düelloda yaralayacağından söz ediliyordu.

1559'da Henri, genç Gabriel de Montgomery ile yaptığı turnuvada yaralandı. Montgomery'nin kırılan mızrağı kralın gözünü ağır şekilde yaraladı. Henri, yaklaşık on gün sonra hayatını kaybetti.

Tesadüf mü, kehanet mi? Tarih bu sorunun cevabını hâlâ bize kesin olarak vermiyor. Kaynaklar:

ET

Esra Tekin

@esratekin

Discussion

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.