Deneyimler Üzerine İki Çift Laf
Deneyimler, deneyimlerimiz. Kimi zaman iyi anılar bırakırken bizlere kimi zaman da aklımıza düşüşünü bile reddedeceğimiz anılar bırakabilir.
Deneyimler, deneyimlerimiz. Kimi zaman iyi anılar bırakırken bizlere kimi zaman da aklımıza düşüşünü bile reddedeceğimiz anılar bırakabilir. Peki bu deneyimlerin bütün yükünü omuzlamak zorunda mıyız? Ya da iyi deneyimlerin sonucunda bize getirdiği güzel şeyleri kucaklarken kötü deneyimlerin sonuçlarını niçin görmezden geliriz?
Sosyolojik açıdan bakıldığında,
deneyimler yalnızca bireysel yaşantılar değildir; aynı zamanda içinde yaşadığımız toplumun, kültürün ve ilişkilerin ürünüdür. Bu yüzden sosyolojik olarak bakıldığında bu sorunun cevabı hayırdır. Yani yükleri omuzlamak zorunda değiliz. Çünkü genele baktığımızda aldığımız kararlar çevreden bağımsız yaptığımız şeyler değildir.
İşin özüne baktığımızda ise bulunduğumuz topluluklar genellikle başarıyı, mutluluğu ve olumlu sonuçları yüceltir. Buna karşılık başarısızlık, travma, kayıp veya kırılganlık çoğu zaman geri plana itilir ya da bireysel bir eksiklik gibi algılanır. Bu nedenle bence bizler, olumlu deneyimlerin sonuçlarını kucaklarken, olumsuz deneyimlerimizin etkilerini bastırmaya veya görmezden gelmeye eğilim gösteriyor olabiliriz.
Peki Psikolojik olarak?
"Deneyimlerin bütün yükünü omuzlamak zorunda mıyız?" sorusuna psikoloji açısından cevap yine de tam olarak hayırdır. Bir deneyimin yaşanmış olması, onun tüm duygusal yükünü taşımamız gerektiği anlamına gelmez. İnsan zihni, yaşadıklarını zamanla yeniden değerlendirebilir, anlamlandırabilir ve bazı yükleri dönüştürebilir. Duyguları kabul etmek, yaşananları inkâr etmeden onlardan öğrenebilmek ve gerektiğinde destek alabilmek, bu yükün hafiflemesine yardımcı olur.
Tüm bunları bir kenarı bıraktığımızda nasıl değerlendiririz dersek;
insan, yalnızca iyi deneyimlerinden ibaret değildir. Kırıldığı, kaybettiği, hayal kırıklığı yaşadığı anlar da kötü deneyimleri de kimliğinin bir parçasıdır. Duygusal olgunluk; iyi deneyimleri sevmek kadar,* kötü deneyimlerin bıraktığı izleri de yargılamadan kabul edip onlarla sağlıklı bir ilişki kurabilmektir.*