Feminizm

Japonya'nın Kanayan Yarası Junko Furuta

@sevvalari
Bugün
4 dk okuma

Junko Furuta, hayatının baharında, 16 yaşında bir genç kızken bir yakuza çetesi yüzünden hayatı kabusa dönüyor.

Junko Furuta, Japonya’nın Misato şehrinde yaşayan ,16 yaşında, hayatının baharında olan gencecik bir kızdı. Ailesi, arkadaşları ve öğretmenleri tarafından çok sevilen; popüler, başarılı bir öğrenciydi. Hayata adeta umutla bakıyordu ve onun bir sürü gerçekleştirecek hayalleri vardı ama bir gün hayatına Yakuza grubunun bir üyesi olan belalı bir çocuk girdi ve ondan sonra her şey değişiverdi.

Bu çocuğun ismi Hiroshi’ydi. Hiroshi okulda herkesin ondan korktuğu azılı bir kabadayıydı ve Junko’yu çoktan gözüne kestirmişti. Hemen genç kıza çıkma teklifinde bulundu ama kendisinden hayır cevabını alması üzerine çocuk korkunç ve acımasız bir intikam planı hazırladı çünkü kendisine karşı koyulmasını ve reddedilmeyi asla sindirememişti.

Junko, part-time bir işte çalışıyordu. Bunu öğrenen Hiroshi ve çetesi bir akşam kızın çalıştığı dükkânda pusu kurdular. Junko, bisikletiyle eve giderken çeteden birisi kızı bisikletiyle beraber yere düşürdü. Sonrasında Hiroshi kıza yardım etme bahanesiyle onu tenha bir yere götürdü ve bütün olaylar da işte burada başladı. Hiroshi, genç kıza tecavüz etti sonra da kızı kendi aile evine götürüp birkaç erkekle de cinsel ilişkiye zorladı. Üstelik genç kızın ailesi şüphelenmesin diye de kıza zorla ailesini arattırıp ona zorla bir arkadaşının evinde kaldığını ve durumunun iyi olduğunu söylettirdiler.

Genç kıza yapılanlar bu olaylardan sonra daha kötüye gitmeye başladı. Artık Junko, günde 12 kez cinsel saldırıya uğruyor,100’den fazla erkekle ilişkiye zorlanıyor, dövülüyor; üzerine işeniyor ve cinsel organlarına çeşitli aletler sokuluyordu. Hatta bu yetmezmiş gibi vücutlarının çeşitli uzuvları çakmakla yakılıyordu. Bu işkence tam 44 gün boyunca devam etti.

Öte yandan Junko’nun ailesi kızlarından uzun süre haber alamayınca artık şüphelenmeye başladılar ve polisi aramaya karar verdiler ama polisler olayın olduğu yere geldiklerinde içeriye bile bakmadılar. Yaptıkları tek şey sadece çete üyelerine “Junko’yu burada mı tutuyorsunuz?” diye sorup gitmekti.

Junko’nun acısı öyle bir hal almıştı ki ilk başlarda ölmek istemiyorum diyen kız artık ölmek istiyordu. Serseriler adeta ona cehennemi yaşatıp onu sürüm sürüm süründürüyorlardı. Tuvaletini yapamayacak hale gelmişti. Ne yemek yiyebiliyordu ne su içebiliyordu.  Vücudunun bu halinden dolayı halıya kustuğunda bile serseriler onu dövüyordu. Zavallı kız onların öfkelerini atabileceği bir kum torbası olmuştu.

Junko, artık son günlerini yaşıyordu. Vücudu bu işkenceleri kaldıramayıp şoka girmişti ama ne yazık ki bu, çeteyi durdurmaya yetmedi. Kızın her acı çekişi Hiroshi ve arkadaşlarının çok hoşuna gidiyordu ve bu yüzden kızın gözlerine ve ağzına mum koydular bir de bu yetmezmiş gibi de sırf eğlence olsun diye onu halter barıyla dövüp ateşe vererek öldürdüler. Cesedini de varile koyup üzerine beton döktüler ve bu korkunç cinayet dünyaya Beton kaplı liseli cinayeti olarak geçti. Yapılan otopsi sonucunda kızın hamile olduğunun ortaya çıkması da korkunç ve içler acısı bir detaydı.

Junko’nun ailesi, kızlarının ölüm haberini alır almaz sinir krizi geçirdi ve nihayet katiller tutuklandı ama verilen ceza resmen şaka gibiydi. Sırf çocuk oldukları için katillere en ağır ceza olarak 17 yıl hapis cezası verdiler. Diğer çete üyeleriyse sadece 7’şer yıl hapis cezasına çarptırıldı. Verilen ceza da onlar için ikinci bir şoktu. Bu olaydan sonra çete üyelerinden birisinin annesi de oğlunun aldığı cezayı duyunca utanmadan Junko’nun mezarına gidip oğlunun hayatını mahvetmesi gerekçesiyle kızın mezarına saldırdı. Kızın ailesi sanki çocukların yaptıkları yetmezmiş gibi bir de ailelerinin utanmaz ve zalim tavırlarına maruz kalmışlardı. Junko’nun ailesi, kızın mezarına daha fazla zarar verilmesin diye orayı başka bir yere taşımak zorunda kaldılar ve şimdi hepsinin de psikolojik yardım aldığı biliniyor. 

Katillerin şu anki durumu bilinmiyor ama bazı bilgilere göre çeteden birisinin Polonyalı bir kadınla evlenip çocuğunun olduğu ve hala daha da suçlara karıştığı söyleniyor. Yani anlayacağınız katiller, elini kolunu sallayarak, hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar. Bunları duyunca insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu düşünmemiz içten bile değil.

Yıllar sonra bu cinayet hakkında bir sürü kitap, film ve şarkı çıkartıldı. Junko Furuta’nın hayatı çeşitli belgesellere konu oldu. Dünyada adaletin her zaman olmadığını çok iyi hatırlatan bu olay her zaman her yerde anılmaya devam ediyor.

 Junko Furuta cinayetinden esinlenilmiş kitap, film ve şarkılar:

Concrete-Encased High School Girl Murder Case (1995)

17-sai romanı (Seiji Fuji)

Concrete (2004)

44 Days – Mr. Kitty

The GazettE- Taion (Body Temperature)

KAYNAK

[https://onedio.com/haber/44-gun-boyunca-tecavuz-edilen-kum-torbasi-gibi-dovulen-ve-turlu-iskencelere-maruz-kalan-japon-kizin-tuylerinizi-urpertecek-hikayesi-815383]

Ş

Şevval

@sevvalari

Discussion

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.