Aziz Bey
Nazımın dediği gibi yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın. Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin.

Benim bir dedem var, adı Aziz. Eski kaymakam şoförüdür kendisi. Köyde kime sorsanız tanırlar benim dedemi. Havası da cabası. Masmavi gözler, keskin bakışlar. Camii cemaatinin aranan yüzüdür Aziz Bey. Biraz aksidir her yaşlı gibi. Olsun canım her güzelin bir kusuru varmış, naparsın.
Her sabah 08.00’de kalkar, dişlerini takar, üstünü değiştirir. Takvimden bir yaprak koparır ve yeni güne ‘merhaba’ der. Biz z kuşağına taş çıkartır efenim. Eski toprak işte… Kafa kağıdına bakarsan yaş 70 ama iş bitmemiş.
Yaşamayı oldukça ciddiye alır benim dedem. Nazımın dediği gibi yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın. Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin. Yok canım o kadar da abartmayalım şimdi.
Kahvaltı vazgeçilmezidir mesela. Öncelikle bir ekmeği dört çeyrek parçaya böler. Akşam yemeğini de hesaba katmak lazım tabii. İki dilim amcama, kalan ikisi de Aziz Beye. Pekmeze ekmek banmayı pek sever benim dedem. Çaya da bir adet şeker lütfen.
Öğlen de en afillisinden bir meyve tabağı. 1 adet muz, 1 adet elma. Fazlası zarar, mideyi bozmayalım. Dedem seni seviyorum demez de büyük bir özen ve ciddiyetle meyve doğrar mesela. Her yiğidin sevgisini gösterme şekli farklı napalım cancağızım.
Akşam yemeğinden sonra muzlu gofret ve çay en sevilen ikili bu evde. Açık çayın yanına 3 adet bisküvit, 2 adet gofret. Her zaman yedek bir kutu bulunur, ya biterse diye. Garantör dedem benim be.
Akşam haberleri sonrası abdestini alır, yatsı namazını kılar ve pek horultulu uykusuna dalar. Dedem bir horlar karşıki dağlar inler. Pek çıtkırıldım olmayacaksan canım bu hayatta.
Bir de benim dedem, ‘‘Kafa kağıdı eskidi be yavrum.’’ der. Halk arasında nüfus cüzdanına denir. Ah be dedem kafa kağıdı her geçen gün eskiyor da eksilmeyelim biz yeter ki… Mümkün mü bu acaba? Aman be kuzum her şeye derinlemesine dalma, batarsın çıkamazsın mazallah.
Benim dedemin kulağı biraz az duyuyor. Yaşlılık işte naparsın. Bir şeyi anlatmanın türlü versiyonunu keşfediyorsun. Sabır önemli erdem canım. Ee bazen anlatsan da anlaşılmıyor ya, onu nasıl napsak? Neyse canım kurcalama oraları şimdi.
Arada da duyacağı tutuyor, bozuk saat hesabı canım. İşte o zaman işler karışıyor. Ne bağırıyorsun diyivermesin mi? İnsan şaşıp kalıyor. Gül geç canım her şeye alınma.
Bazen unutuyor dedem. Günleri, kişileri, yaşananları… Arada bir gelen ‘sen kimsin?’ sorusu afallatıyor hepimizi. Kimi boğazındaki yumruyla gülümsüyor, kimi kendini bu gerçeğe inandırmak istemiyor. Bu deneyimin hepimizde bir şeyler uyandırdığı belli kuzum.
Annem pek sulu gözdür. Hemen bir damla yaş düşer o acı kahve gözlerinden. Babam her zamanki gibi suskun ama o da üzülüyor, biliyorum ben. Abimle göz göze geliyoruz. Ben hemen bir şaka patlatıyorum tüm bu duygu yoğunluğunu yok etmek istercesine. Ardından bir daha hiç unutmamasını dilercesine tüm detayları hafızasına tekrardan kazımak için kollarımızı sıvıyoruz. O şunun çocuğu, bu bunun torunu. Detaylarda boğulmaya lüzum yok canım.
Benim bir dedem var, adı Aziz. Ben de onun en küçük torunu Zeynep. Babam her beni gösterip ‘bu kim?’ diye sorduğunda korkuyla nefesimi tutuyorum. Bunca kişi içinde beni unutmadı diye kendimi şanslı sayıyorum. Ya bir gün unutursa beni de? Olsun ben unutmam…