İçe Dönük Mektuplar

İçe Dönük Mektuplarım var.

kendimi çaresizken izlemekten nefret ederim mesela.


o gün aynalara küserim adeta.

içimi korkunç bir his kaplar.

o hâlden çıkana kadar ben, ben değilimdir sanki.

usul bir hayat sessizliğinden çok uzaktır benliğim.

telaş içinde kıvranır bütün eklemlerim.


baktığım yerde bulamazsam birini,

kendimi çaresizken izlemekten nefret ederim.

sözcüklerim birbirine dolanır,

kalp ritmim hızlanır

ve kendime bir son belirlerim sessizce.

bu hâlden çıkmak için bir son.

sonsuz gelen anı bitirmek için

küçücük ama benim için aylarıma mal olacak bir hamle.


istediğim yerde olamazsam bir gün,

kendimi çaresizken görmekten nefret ederim.

aynaya baktığımda istediğim kişi olamamaktan,

değişmekten

ve kendimden koşarak uzaklaşmaktan;

benliğimi uçurumdan aşağı atıp

bir daha tutamamaktan nefret ederim.

kendimden.


bir söz verilirse bana

ve eğer tutulmazsa,

o an kendimi çaresizken izlemekten nefret ederim.


verilip tutulmayan her sözün sonundaki

çaresizliğimden nefret ederim,

sanıyordum.


aslında ben

sözler tutulmadığında değil,

hâlâ beklediğimde

kendimi çaresizken izlemekten nefret ederim.