Küçük Prenslerin Boa Yılanları Kaybolmasın

Dünyayı algılama şekillerini kontrol altına almaya çalıştığımız çocuklar, bir yerden sonra kendiliklerini, boa yılanlarını kaybediyorlar.

Fazla klişeleşmesinden etkisini yitirmiş olan bir düşünce vardır ya; çocukların hayal gücünü öldürdüğümüze dair. İşte bu cümleyi mükemmel anlatımıyla, yitikliğinden çıkarıp, tekrar başımıza kakıyor yazar. Dünyayı algılama şekillerini sürekli olarak kontrol altına almaya çalıştığımız çocuklar, bir yerden sonra kendiliklerini kaybediyorlar. Bunu yaparak onlara iyilik mi etmiş oluyoruz, şaibeli. Ama şu bir kesin, bunu yaptıkça; dünyalarının renklerini soluklaştırıyoruz bu küçük hayat ressamlarının.

Küçük prens bir resim çiziyor: Fil yemiş bir boa yılanı. Anlamıyor tabii büyükler. Şapka sanıyorlar, açıklaması gerekiyor bunu onlara. Ancak sonrasında da bunun üzerine düşünmek veya yorum yapmak bir kenara dursun, nasihat veriyor, pek bilgili büyüklerimiz. Her zaman yaptıkları gibi. Bu yüzden, muhteşem bir ressamlık kariyerini altı yaşındayken bıraktığını söylüyor bizlere, küçük prens. Acaba biz de zamanında böyle cümlelerle kaç kariyer geride bıraktık? Kaçımız içimizdeki boa yılanını yaşatmayı başardık?

 

 

Çocuk kitabı görünümünün altında, yediden yetmişe herkesi etkilemeyi başaran kitabımızın, bunu yapabilmesinin önemli bir sebebi var: Tamamen kendisine ait. Yalın diliyle, ilginç düşünceleriyle; kalıplaşmış cümlelerden uzak bir yerden bakıyor olaylara. Farklılığıyla büyülüyor bizi. Bu farklılığı, yeni evrenlerini yaratarak önümüze sunan, pek çok bilimkurgu kitabı var. Küçük Prens kitabındaysa, biraz daha farklı bu mekanizma. Yabancı yerler, betimlemeler, düşünceler bolca var içinde. Ama bir o kadar da tanıdığımız bir evren gibi adeta. Yabancılaştığımız bir tanıdıklık, diyebiliriz sanırım buna. Yakın hissetmemizi sağlıyor bununla, içimizi ısıtıyor okurken. Bir şeyleri dürtüklüyor içimizde. Zamanında büyüklerin, karanlık bir köşeye sürgün ettiği; boa yılanı kıpırdanıyor, oralarda bir yerlerde. Yazarımız da zaten buna vurgusu bulunan mükemmel bir sözle giriş yapmış kitabına:

Hepimizin bir boa yılanı var içinde. Kaybedip de, varlığını unutmayalım sakın. Bir zamanlar çocuk olmak yerine, daima bir parça çocuk kalalım.