Mary Shelley: Bilim Kurgunun Yaratıcısı

Sadece 18 yaşındayken yazdığı Frankenstein romanı ile Mary Shelley'nin modern bilim kurgunun ilk örneğini nasıl yarattığını inceliyoruz.


Bilim kurgu günümüzde Star Trek'ten Interstellar'a bir nevi erkekler kulübü olan bir medya türü. Eşit yoğunlukta kadın izleyicisi veya okuyucusu olmadığından değil, belli tür izleyiciye daha misafirperver bir alan olduğundan. Günümüzdeki hedef kitlesi düşünüldüğünde, birçoğumuz bilim kurgu türünün yaratıcısının 18 yaşındaki genç bir kadın olduğunu duyunca şaşırırız belki. İlk defa 1 Ocak 1818'de yayımlanan Frankenstein'ın yazarı Mary Shelley, hikayeyi arkadaşları ile çıktığı bir tatilde, bir gece birbirlerine korkutucu hikayeler anlatma fikrinin üzerine ilk defa kavramsallaştırıyor. Korkunç vampir, kurt adam ve mumyaların aksine Frankenstein'ın canavarı tamamen bilim ile yaratılmıştır, doğaüstü güçler hikayede hiç rol oynamaz. Bu karşıtlık, karakterlerin üç boyutluluğuna da yansır; televizyonlarda gördüğümüz çirkin yeşil canavardan fazlasıdır hem Frankenstein hem de canavarı. Nüanslı karakterler ve o karakterlerin fâni hayat ile mücadelesidir zaten hikayenin asıl korkunç yanı. Şimdi sırasıyla romanın bilim ve kurgu kısımlarına odaklanmak istiyorum.

Romana adını veren başkarakter Victor Frankenstein simya ve doğal felsefeyi (yüzyıllar boyunca birikerek dogmaya dönüşen bir düşünce sistemi) reddeder bilim adına. Kendisinden önce gelen öğretmenlerinin ve akıl hocalarının kullandığı bu düşünce sistemi yerine modern bilimi yeğler. Aynı zamanda romanın temel noktası Victor'un elektik kullanarak cesetlerden topladığı vücut parçalarının hücrelerini yeniden canlandırma çabasıdır. Çağdaşlarının aksine, Shelley zamanı için bilimsel olarak inanılabilir bir teori inşa eder. Canavarı elektrik kullanarak hayata getirme her ne kadar kurgu olsa da, geçmişte tedavi olarak kullanılan elektroşok uygulamaları ve günümüzde de kullanılan ve kalp ritmini düzenlemeye yarayan defibrilatör cihazıyla benzerlik taşır.

Öte yandan Shelley genç yaşta bilim kurgunun en bilinen ve en arketipik canavarlarından birini yaratmakla kalmaz, aynı zamanda temel kaygılarını da yaratır. Etik göz önüne alınmadan yapılan bilimsel çalışmalar, o çalışmaların sonuçlarının ve potansiyel sorunlarının terk edilmesi felakete yol açabilir. Frankenstein'ın canavarı zaman içinde bilinç geliştirir, okuma yazmayı öğrenir, iletişim kurabilmeye başlar. İletişim kurabilmenin talihsiz sonucu da iletişim kurabilecek kimsesi olmamasıdır. Canavarın hem Victor'a hem de bütün insanlığa içerlemesi işten değildir. Victor da bir yandan kendi suçluluk duygularıyla çalkalanmaktadır, hem yarattığı ve sonsuz ızdıraba hapsettiği canavar için hem de canavarın intikam için öldürdüğü kardeşi için. Üzerinde önemle durulması gereken bir noktadır burası. Shelley romanda girift duyguları ve içlerinde nice çokluk bulunduran karakterleri ustaca resmeder.

Peki Mary Shelley bilim kurgunun bu kadar demirbaşıyken ve Ursula K. LeGuin gibi kadın bilim kurgu yazarları bahsettiğimiz türü şu an olduğu noktaya şekillendirmişken, neden hâlâ bilim kurgu yazarı denince akla yalnızca erkek yazarlar gelir? Orijinal Frankenstein basımının başındaki not ile aynı sebepten:

Romanın içeriği ve bahsettiği diğer iki yazarın da daha sonraki tarihlerde yayınlandıkları metinlerin Frankenstein'ın başarısına uzaktan yakından yaklaşamadıkları düşünülünce, Mary Shelley'nin romanına giriş olarak yukarıdaki paragrafı yazması oldukça ilginç. Kulağa onun yeteneğine sahip birisi için fazla mütevazı, hatta kendi başarısını ve yeteneğini tamamen yoksayan bir dil gibi geliyor. Bunun sebebi belki de tahmin edeceğimiz gibi kendisi tarafından yazılmamış olması. Bahsedilen giriş paragrafı Shelley'nin kocası tarafından yazılmış olmakla birlikte amacı tamamiyle kendisinin ve arkadaşlarının aslında ne kadar daha iyi bir roman yazabileceklerini iddia etmek; tabii yazmamış olmamalarının tek nedeni başka şeylerle meşgul olmaları. Kısaca Mary Shelley'nin yalnızca şansının yaver gittiğini iddia eder ve bu iddianın tek sebebi de elbette ki genç bir kadın olmasıdır.

Shelley, kariyeri boyunca daha birçok değerli eser kazandırdı literatüre ancak hiçbiri Frankenstein kadar hafızalarımızda yer edemedi. Bilim kurgu severleri olarak türün köklerini aklımızda bulundurarak hatırlamalıyız ki tarih boyunca kadın yazarlar için eserlerini yayımlamak ve itibar kazanmak bir mücadele oldu. Mary Shelley'e modern bilim kurguya kazandırdıkları ve üzerinde kendi isimi bile olmadan basılan eseri için zamanında yakınlarından alamadığı övgüyü vermeliyiz.