Bella Baxter İçin Saygı Duruşu

''Herkesin amacı iyileşmek, ilerlemek, büyümektir.''

Poor Things izleyicileri iki ayrı tarafta toplanmış durumda. Birçok konudan eleştirilse ve aynı zamanda beğenilse de ben sadece Bella’nın gelişimini ele almak istiyorum.

Hayata, yetişkin bedeninde sıfırdan tertemiz bir zihinle başlayan Bella’yı, deneyimler edinerek hızla çevresindekileri anlamlandırmaya çalışırken görüyoruz. Yemek yemeyi, tuvalet eğitimini, toplumsal ahlakı ve kendisini büyük bir heyecanla keşfediyor. Bella en başında her şeyi daha mekanik bir şekilde deneyimlerken gelişimi ilerledikçe hazları, duyguları Bella için başa çıkması zor bir raddeye geliyor. Özellikle gemi seyahatlerinden birinde durdukları yerde Bella ‘’varoşlar’’ denen kısmı görüyor, orada yoksulluktan ölen çocukların, insanların olması Bella’nın içinde onlara yardım etme isteği doğuruyor ve üzüntüsünden yataklara düşüyor. Paris’te para için bir genelevde çalışmasını başta oldukça normal ve çıkar ilişkisi üzerine de görse zaman geçtikçe duyguları ağır basıyor ve yanlış giden şeyleri fark edip düzeltmek istiyor.  

Filmde Bella’nın seviyesini birçokları henüz çocuk olarak değerlendirse de ben artık filmin ortalarından itibaren zihinsel gelişiminin genç-yetişkin seviyesinde olduğunu düşünüyorum. Muhakeme yeteneği artık iyice gelişiyor ve doğru yanlış ayrımını duygularına da dayanarak fark ediyordu. Büyüme sürecini aynı şekilde sadece yetişkin bir kadın bedeninde deneyimliyordu. 

Film boyunca birçok maceraya atılıp çeşitli duygusal eşiklerden geçtikten sonra Bella en sonunda evine, ‘’Tanrısına’’ geri dönüp bu sefer de vicdan muhakemesinde yeni bir boyuta geçiyor. Bunca zaman yaratıcısı diye bildiği kişinin aslında ona ne yaptığını, yalanlarını ve kendi varlığını sorguluyor. Ardından bütün bu deneyimlerle birlikte yeni bir duygu kilidi açıyor ve bağışlamayı öğreniyor. Dr. Baxter’ı affediyor fakat ona neler yaptığını hatırlayamadığı eski kocasını bağışlamaktan ziyade cezalandırmak istiyor. Bella’nın içinde ilişki dinamiklerinin dönüşüp karmaşıklaştığını görüyoruz böylece. Sadece ona öğretilenleri değil duygularını da önüne koyarak seçimler yapıyor. Ve en sonunda, yolculuğu her ne kadar çalkantılı ve inişli çıkışlı da olsa, Bella’nın dünyaya karşı sahip olduğu iştahı kesilmiyor ve bu sefer de onu hayata döndüren Dr.Baxter gibi doktor olmak için çabalıyor.  

Bella bir çok açıdan tartışmalı bir hikâyeye sahip de olsa bize bizi gösteriyor aslında. Eğer onun hikâyesi tartışmalıysa demek ki bizim hikâyemiz de öyle. Hayata dair iştahımızın azalmadığı bir dünyaya kadeh kaldıralım. Nazdrovya!