Şimdi bu hikayeyle ben ne yapıcam osman? -Aylin Balboa'nın son kitabı hakkında

Aylin Balboa'nın son kitabı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" hakkında düşüncelerim.

Okuduğum bu hikaye benden uzun mu kısa mı bilmiyorum, ama benden ağır olduğu ortada. Yoksa nasıl böyle içime oturabilirdi ki zaten? Henüz kitaptaki öykülerin içimde oluşturduğu hüznü tam olarak anlayamamış olmakla birlikte açıkçası kendimi bu konuda yazmaya itmedim, adeta sürükledim. İşte karşınızda Aylin Balboa'nın Bu Hikaye Senden Uzun Osman'ının benden aldıkları ve bana armağan ettikleri.


Aylin Balboa'yla bugün bu kitapla birlikte tanıştım. İyi ki tanışmışız diye de düşünüyorum. Kitap Aylin'in Osman'dan ayrılmasıyla süregelen yirmi tane kısa öyküden oluşuyor. Ayrıca daha sonra araştırırken fark ettim ki, Aylin Balboa'nın Kafa dergisinde uzun yıllardır süre gelen Osman'la ilgili bu kitaptan evvel yazdığı öyküler de varmış. Bu öyküler aslında Aylin'in ayrılık acısı durumuyla ilgili yaşadıklarını ve kendince vedalaşma sürecini ve hem Osman'ın hem de daha birçok şeyin yasını, kabullenişini anlatıyor. Böyle yazdığımda acıdan boğulacakmış gibi hissettiriyor olabilir ama inanın hiç alakası yok, Aylin Balboa'nın kendine has espirili diliyle tüm bunları okurken acı okyanusunda boğulmak yerine, orada sırtüstü yatıp gökyüzünü seyrediyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Üstelik kitabın içinde bazı çizimler yer alıyor ve bunların çizeri de yine Aylin Balboa. 

Bir şekilde yaşanmış olduğuna sizi çok inandırdığı ve biraz araştırınca gerçekten yaşanmış olduğunu fark ettiğiniz bu bir kadının kendi kendini tamir etme hikayesine ben bayıldım, böyle gerçekçi çağdaş edebiyat eserlerine ilginiz varsa sizin de kesinlikle şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum. 

Yazımı kitaptan bir alıntıyla bitirmeden önce şunu da unutmadan söyleyeyim; kitabın yaratılış sürecinde, kitaptaki şekilde tabir etmek gerekirse "uçan, zamanında çok güzel yaşayan" Aylin'in köpeği Balık'a kocaman öpücüklerimi gönderiyorum, umarım olduğun yer senin için bir cennettir. 

Sevgili Balık ve Aylin Balboa

"Kutup ayılarının bembeyaz tüylerinin altında güneş ışınlarını daha iyi emebilmeleri için simsiyah derileri varmış. Onları beyaz bilmeye o kadar alışmışım ki bu siyahlığa akıl sır erdiremiyorum. Sebebi her ne olursa olsun hiçbir şeyin göründüğü gibi olmamasından yıldım."