Immanuel Kant Perspektifinden Kritik Felsefe

18.yy filozofu Immanuel Kant, Aydınlanma Çağı sularındayken modern felsefenin seyrinde akıntıya karşı kürek çekmeye başlar.

''Immanuel Kant'' denilince akla ilk gelen şey, oldukça tartışmalı olan felsefeye kritik yani eleştirel yaklaşımıdır ve bu eleştirel bakışında 18.yy Aydınlanma Dönemi ile zamane Almanya şartları onu fazlasıyla etkilemiştir. Kendi yaşadığı çağı, her şeyin boyun eğme zorunluluğu olduğu kritik bir çağ olarak tanımlar.

Kant'ın önünde hem Descartes ile başlayıp Leibniz ile devam eden rasyonalizm geleneği hem de David Hume ile birlikte yükselen dogmatizm ve skeptisizm sentezini oluşturan ve felsefesini şekillendiren bir anlayış vardır. Kant'a göre Hume, onu dogmatik uykularından uyandırmıştır ve Kant'ın nazarında dogmatizm, bir bakıma Ortaçağ metafiziğini devam ettirdiği için artık bir şeyleri açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda Kant'ın amacı ise rasyonalist geleneği koruyarak deneyi ölçüt olarak kabul eden bilimlere sağlam bir temel atabilmekti. Dolayısıyla Kant'ın felsefesi, modern bilimlerin temellerini bize verebilecek türden bir felsefe.


Kant felsefesi, zihnimizin bilme eylemi esnasında nasıl çalıştığı ve neleri bilmemizin mümkün olup olmadığı üzerine yoğunlaşır. Öncelikli olan şey bilginin incelenmesi yani kritiğini yapmaktır. Daha sonra bilgiden hareketle bilme gücümüzün kritiğini yapmaya doğru uzanan bir yol ortaya çıkar ve kritisizmin temelleri atılmış olur. Buna ek olarak insan zihninin dış dünya ile kendisi arasındaki ilişkileri ele almasına ise ''transandantal düşünme'' der. Transandantal dediğimiz şey, nesnelerden hareketle değil zihnimizin bu nesneleri algılama tarzımızdan doğan bir bilgidir. Kant'ın felsefesinin esas amacı ise bu bilgiyi ortaya koymaktır. Dolayısıyla Kant, insan zihnindeki kritikten doğan bir bilgi teorisi inşa etmiş olur. Bilginin nasıl ortaya çıkabileceğini araştırır ve sınırlarını çizip çizemeyeceğimize bakar bu teori.

Kritisizm yani eleştiricilik, doğru bilginin kaynağının yalnızca akıl olduğunu savunan rasyonalizm ile buna zıt olarak doğru bilgiye ulaşmanın duyular aracılığıyla mümkün olduğunu savunan empirizm arasında bir yerlerdedir. Çünkü kritisizmin iddiasına göre doğru bilgiye ulaşmak hem aklın hem de duyuların birlikte çalışmasıyla mümkündür. Elde edilen duyu bilgisi, akıl tarafından ölçüp tartılarak değerlendirilmelidir.

Kant'a göre yalnızca rasyonalizm özelinde ortaya çıkan bilgiler, tıpkı sadece deney aracılığıyla bizzat doğadan elde edilmiş olan bilgiler gibi eksik ve yetersiz kalacaktır. Bu sebeple aklın ve duyuların iş birliğine yani kritisizme ihtiyaç vardır.