Kaçınılmaz Son: Bovarizm
Emma Bovary'nin Bovarizmi, insanın psikolojik dengesizliklerini ve tatminsizliğini açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.
12 Aralık 1821’de Fransa’nın Rouen kentinde dünyaya gelen Flaubert, realist edebiyatın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilir. Flaubert, yazarlık hayatında dil işçiliğine büyük önem veren, titiz ve ayrıntıcı bir yazar olarak tanınır. En meşhur eseri olan Madame Bovary, 1857 yılında yayınlanmıştır. Ancak yayınlandığı yıl ahlaki yozlaşmayı özendirdiği iddiasıyla tartışmalar yaratmıştır. Tüm bunlara rağmen zamanla edebiyat tarihinin en büyük romanlarından biri olarak kabul edilmiştir. Flaubert’in en önemli özelliklerinden biri, gerçekliğe sadık oluşudur. Romanlarında karakterlerini oldukları gibi betimler ve insan ruhunun derinliklerine inmeyi başarır. Duygusal betimleri abartmadan, nesnel ve estetik kaygısı taşıyan bir anlatım geliştirir.
Madam Bovary, Fransa’nın taşra kasabalarından birinde geçen trajik bir hikayedir. Romanın başkarakteri Emma Bovary, küçük yaşlardan itibaren romantik romanlar okuyarak gerçek dünyadan uzak bir kadın olarak yetişmiştir. Babası tarafından bir doktor olan Charles Bovary ile evlendirilir. Ancak Charles, Emma’nın kitaplardan alıştığı büyük aşkları, tutkulu ilişkileri ve macerayı ona sunamaz. Emma, evliliğinden ve kasaba hayatından sıkılarak büyük aşkı aramaya başlar. Önce zengin ve yakışıklı bir adam olan Rodolphe ile yasak bir ilişkiye girer, ancak Rodolphe’un ona gerçek bir bağlılıkla yaklaşmaması nedeniyle derin bir hayal kırıklığına uğrar. Daha sonra Leon adında başka bir adamla ilişki yaşasa da hiçbir zaman aradığı tatmini bulamaz. Emma’nın büyük hayalleri ve gerçeklerden kaçışı, onu ekonomik ve duygusal bir çıkmaza sokar. Kontrolsüz harcamaları sonucu büyük bir borca girer ve çaresizlik içinde, umutsuz bir karar alarak arsenik içerek intihar eder. Roman, gerçeklikten kaçışın ve hayalperestliğin trajik sonuçlarını anlatan etkileyici bir eserdir.
Bovarizm, Emma Bovary karakteri baz alınarak ortaya çıkan psikolojik ve edebi bir kavramdır. Romantik hayallerle gerçek dünyadan kopan, ulaşılmaz isteklerin peşinden sürüklenen kişilerin yaşadığı ruh halini tanımlar. İlk olarak Fransız filozof Jules de Gaultier tarafından isimlendirilen bu kavram, gerçekliği inkar eden, hayali bir dünyaya sığınan bireylerin içsel dengesizliklerini ifade eder. Bovarizmin etkileri, bireylerde depresyon, kaygı ve hayal kırıklığı gibi psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Bovarizm, modern toplumda hala görülen bir şeydir. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar, gerçek dünyadan koparak mükemmel yaşamların hayalini kurmaya devam etmektedir. Mükemmel aşk, kariyer, statü ve güzellik arayışı, kişileri tatminsizlik ve hayal kırıklığına sürükleyebilmektedir. Özellikle, ilişkilerde romantik beklentilerin gerçeklikle uyuşmaması, kişilerin ilişkilerinde tatminsizliğine neden olmaktadır.