Kadının Şanı: Bölüm 3
Belki de hiç sesini duyuramamış, yeteneği tozlu raflarda kaybolup giden, ışığıyla aydınlanmaya fırsat bulamadığımız onca yetenek.
Başarılı Kadınlar Nerede?
Bugün sosyal medyada yine sıkça karşılaştığım bir gündem maddesiyle geldim. Erkek arkadaşlarımla feminizmle ilgili konular açıldığında asla vazgeçemedikleri klasik birkaç argüman sunarlar. Bilim insanları neden hep erkek? (Bilim adamı derler genelde ben düzeltmiş oldum) Kadınlar iyi şoför değil, kadın komedyen yok, kadınlar komik değil, yazarların çoğu erkek aşçıların çoğu erkek diyerek bu liste uzar gider. Edebiyat, bilim dünyası ve komedyen kadınlar… En çok önem verdiğim konular bunlar ve bunun hakkında gerçekten konuşmak istiyorum. Aslında hepsinin açıklaması çok basit ama anlaşılması için bol örnekli ilerleyeceğiz.
Öncelikle; iyi şoför olmama kısmına katılmıyor üstüne ekliyorum kaza ve ceza oranlarında erkeklerin bir hayli önde olduğunu ben değil veriler söylüyor. İlk araba kullanmaya başlama, ehliyeti yeni alma kısımlarından bahsediyorsak bu da fiziksel güç gibi sonradan öğrenilen ve geliştirilebilen bir yetenek. Erkeklerin başlarda daha iyi olmasının sebebi de küçük yaşlarda öğretilmeye başlanması ve daha ehliyet almadan sürücü koltuğuna aşina olmasıdır.
Aslında tarihte neredeyse bütün meslekler için de benzer şeyleri söyleyebiliriz çünkü aynı kapıya çıkıyor. Kadınların erkek işi olarak görülen hiçbir eylemi yapmalarına izin verilmiyor (aslında erkek işini bırak evden çıkmasına ve herhangi bir iş yapmasına izin verilmiyor), yani görünür olamıyorlar, eğitim alamıyorlar alsalar bile yarıda kesiliyor çünkü evlenip ev işleriyle ilgilenmesi gerekli. Kendi başlarına istedikleri yere gitmekte bile özgür değiller hatta kendi evlerinde kendilerine ait bir oda için neler yapmazlar… Virginia Woolf’u anmadan geçmeyelim. Uzun lafın kısası görünürde başarılı olan kadın sayısı azsa bu önlerine konulan engellerden dolayıdır.
Bilim alanında bakın! “Bugünümüzde bile” kadınlar cinsiyet eşitsizliği yaşıyor ve engelleniyor. UNESCO’nun raporuna göre; genel olarak kadın araştırmacılar, daha kısa ve daha az ücretli kariyerlere sahip olma eğiliminde. Ulusal bilim akademi üyelerinin yalnızca %12’si kadın. Kadınlara genellikle erkek meslektaşlarından daha küçük araştırma ödeneği verilmekte. Bilim kadınlarının çalışmaları, önemli bilim dergilerinde yeterince temsil edilmemekte ve terfi söz konusu olduğunda kadınlar genellikle yok sayılmakta.
Bütün zorluklara rağmen başarıya giden yolda emin adımlarla ilerleyen ve vazgeçmeyen bir sürü kadın bilim insanımız da oldu tabii ki. Ülkemizden örnek vermekle başlarsak ilk Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Remziye Hisar, Kurtuluş Savaşı’nın hayati ve ekonomik zorluklarıyla beraber dönemin kültürel koşullarını da atlatmış ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yurt dışında eğitimini tamamlayarak en önemli Türk Bilim İnsanlarından biri olmuştur.
Genel olarak dünyaya baktığımız zaman da tarih boyunca fark yaratan birçok bilim kadını olduğunu görmemek için kör olmak gerekir. Bir Google aramasına bakar. Peki neden bilim dünyasında kadınların erkeklerle aynı potansiyeli gösteremeyecekleri algısı kırılamadı bir türlü? Bu sefer ben size soruyorum, umarım tatmin edici bir cevap alabilirim.
Tarihte Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın ve iki Nobel ödülü alan tek kadın bilim insanı Marie Curie radyoaktivite üzerine çalışmalar yapmış ve radyum elementini ayrıştırmış. Elizabeth Blackburn yine Nobel ödüllü, kâşif bir bilim insanıdır. Jocelyn Bell Burnell, pulsarları keşfeden bilim insanı olarak tarihe geçti. Rachel Carson, Dünya’da iklim aktivistliğini başlatan çevre dostu bilim insanı. Ada Lovelace, bilgisayar teknolojisinin temellerini attı. Grace Hopper ise arkasından ilk modern programlama dillerinden birini geliştirdi. Matematik, kimya, astrofizik, biyomolekül, biyofizik, nükleer fizik vd. birçok alanında adını tarihe yazdıran kadınlar, o kadar çoklar ki… Hem de büyük başarılara imza atılan dönemler 1700-1800’lü yıllar. İmkansızlıklarla dolu bir dönem.
Türkiye’ye bakacak olursak; cüzzam hastalığını bitiren hekim olarak tanınan Türkan Saylan'ı, yaşayan en ünlü Sümerolog olan -1914 doğumlu- Muazzez İlmiye Çığ’ı, koronavirüse karşı geliştirdiği aşı ile tanınan Özlem Türeci’yi, astrofizik konusunda yaptığı çalışmalar ve keşiflerle birçok ödül alan Feryal Özel’i unutamayız. Sağımıza bakıyoruz başarılı kadınlar solumuza bakıyoruz başarılı kadınlar, bu tartışmayı kapatsak mı beyler?
Edebiyat alanında da tek tek isim saymak istemiyorum ama birçok başarılı kadın yazarın olması dışında bir de bulunduğu çağda yazı yazması yasak olduğu için erkek mahlaslarıyla, sahte isimlerle eserlerini duyurmak zorunda olan kadınları düşünün ve belki de hiç sesini duyuramamış, yeteneği tozlu raflarda kaybolup giden, ışığıyla aydınlanmaya fırsat bulamadığımız onca yeteneği…
Işığınızı kaybetmediğiniz dolu dolu bir hayat diliyorum.