Sylvia Plath

“Ve tıpkı bir kedi gibi, benim de 9 canım var, bu da üçüncüsü.”

Sylvia Plath çok fazla eser yazmamasına rağmen tarihe adını yazdırmış kadın amerikan bir yazar ve şairdir. Eğitim ve kalem açısından başarılı bir hayat geçirmiş olsa bile sağlık açısında pek de başarılı olduğu söylenemez. 8 yaşında babasını kaybetmesi ile ölüm ile tanışmıştır ve ölümün daha güzel bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştır ve kendisini süregelen ve engellenemeyen bir depresyonun içinde bulmuştur. Sevgisizlikle büyüyen insanlar çocuk yaşta olsa bile maruz kaldıkları sevgisizlik bilinçaltlarında depolanır ve belli bir zaman sonra etkilerini depresyon ve çeşitli fobiler olarak gösterir. “Çocuktur etkilenmez,” diye bir şey yoktur bu nedenle doğal olarak Plath’in 8 yaşında tanıştığı ölüm, kaybetme, çaresizlik, baba sevgisizliği onda zamanla gelişen depresyona yol açmıştır. Dünyada bir amaç ya da yaşanan kayıplara bir sebep bulmak zordur, o da bu zorluktan geçmiş ve duygularını basit ama güçlü bir dille yazıya döktüğü için hala günümüzde anılmaya devam etmektedir. Dergilerde editörlük yapmaya başladığı üniversite yıllarında intihara ilk kez kalkışmıştır ve ardından doktor yardımı almıştır ve kimi eleştirmen de doktor yardımlarının Plath’in “The Bell Jar” eserini yazmasına ilham olduğunu söylemektedir. Yazdığı eserler sayesinde okul bursları almıştır ve ardından şiirlerini de dergilerde yayınlamaya devam etmiştir. hayatı boyunca kaybettiği babasının yerine koyacak bir adam arayışına düşmüştür ancak bu pek de yargılanabilcek bir durum değildir çünkü insan doğasında görmesi gereken sevgi çeşitleri vardır ve eğer belli kişi tarafından yeteri sevgi görülmezse kişi her zaman onun eksikliğini psikolojik olarak çeker ve her zaman o sevgiyi dolduracak birini arar. Doktor yardımı almış olsa bile hayatı boyunca intihar girişimlerine devam etmiştir. Eşinin onu başka bir kadın için boşaması, iki çocuk ile kalması, yazdığı son eserin çok da ilgi görmemesi her şeyi daha da kötü bir duruma getirmiştir ve intihar etmesine sebep olmuştur.

“Ve tıpkı bir kedi gibi, benim de 9 canım var, bu da üçüncüsü.”

Lady Lazarus şiirini kendi hayatı ile bağdaştırmıştır çünkü kendisi de ölmek için uğraşmıştır ancak hayata bir şekilde geri dönmüştür, tıpkı İsa’nın Lazarus’u canlandırması gibi. Lady Lazarus’ta Nazi ve Yahudi benzetmelerinde bulunuyor, babasının kendisine bir düşman kesildiğini vurgulamak için. İntihar girişimlerinden bahsediyor ve kendisi de durumunun pek bir hayranı değil ama yine de bunu denemeye devam ediyor. 

"Babacığım, öldürmek zorundaydım seni Ama sen kendin öldün, ben daha zaman bulamadan."

Daddy şiirinde de babasının kaybetmesi üzerine sahip olduğu üzüntüyü vurgulamaktadır. Bence bu kısımda babası ile daha fazla vakit geçirebilseydi hayatının daha farklı olacağını ve ihtiyacı olan baba sevgisini görseydi zaten başkalarına gerek duymayacağını ve bir nevi babasını zaten kafasının içinde öldürmüş olacağına yorumladım. Kendi babası ile olan ilişkisini Naziler ve Yahudiler’in arasındaki ilişkiye benzetiyor. Nasılsa Nazi’ler Yahudilere etmediklerini bırakmadı Plath de babasının tıpkı onlar gibi kızının canını yakmasından bahsediyor çünkü kendisi çocukken babası öldüğü için, babasının tedavi olup iyileşmek kızıyla birlikte olmak yerine ölümü seçtiğini, kızını kendi isteği ile geride bıraktığını düşünüyor.

“Yapmıyorsun artık, artık, siyah ayakkabı,”

Siyah ayakkabı burda Plath’in babasının sebep olduğu depresyon ve acıyı temsil etmektedir. Kendisi de bu durumdan pek memnun değil. Şiirde de zaten siyah ayakkabı içinde 30 yıl yaşayıp nefes almakta bile güçlük çektiğini yani hayatın kendisine zehir olduğunu söylüyor. Kendisi de bu durumun hayranı değil ancak içinde bulunduğu durumu sevmiyor olması ondan kurtulabileceği anlamına gelmiyor maalesef ki.

“Senin bir modelini çıkardım, Hitler görünümlü karalara bürünmüş bir adam”

Babasının eksikliğini doldurabilmek için hayatı boyunca babasına benzeyen insanları aradığını, onları babası ile bağdaştırdığını söylüyor.

Psikoloğu Plath’e yazmasını, bu şekilde de içinde olduğu psikolojik bunalımdan kurtulabileceğini öneriyor. Daddy şiirini “Adi herif, işimiz bitti seninle,” diyerek sonlandırıyor ve sanki babasına olan bu zehirleyici bağından kurtulduğunu gösteriyor. Ancak ne yazık ki hiçbir şekilde hayat ile olan bağını tekrardan bulamıyor. Günümüzde ise “kendini öldürdü,” diye anılarak büyük saygısızlıklara uğruyor Plath ancak büyük bir bunalımda olmasına rağmen edebiyat tarihine adını yazdırabilmiş, hala okunan ve takdir edilen, incelenen eserler yazmıştır. Kendi iç dünyasını ve fikirlerini eserlerine çok güzel ve açık bir şekilde yansıtmayı başarabilmiş bir Amerikan kadın yazardır ve bu şekilde anılması onun için daha iyi olacaktır.