Psikolojik mi, Fizyolojik mi?

Yaşadığımız her rahatsızlığın sebebi patolojik midir sizce? Uzun zamanlı yaşadığımız duyguların da fizyolojik bir etkisi olduğunu söylesem.

Kaygı, stres, korku ve endişe. Bu duyguların baskılanması ve hayatımızda fazla yer kaplaması bizi çok olumsuz yönde etkiler.

Kaygı, bir amaca yönelik doğal bir insan tepkisidir. Biyolojik olarak bakarsak kaygının işlevi, yüksek bir farkındalık hissi yaratmak ve bizi potansiyel tehditlere karşı hazırlamaktır. Kaygı hissine yol açan şey beyinde korku, endişe ve stres tepkisinde kilit role sahip amigdalanın bir bölümü olan stria terminalistir. Amigdalanın tetiklediği korku duygusunu sürdürür ve uzun vadeli kaygı hissine yol açar.

Korteks ise stria terminalisin tam tersidir. Görevi korku tepkisine neyin yol açtığını bulmaktır. Algılanan tehlike sona erdiğinde prefrontal korteksin bir kısmı amigdalaya etkinliğini sona erdirmesini söyler. Kaygının sona ermesindeki rolü büyüktür. Kaygı duyulduğunda vücudun kaç ya da savaş tepkisi tetiklenir(“Savaş veya kaç” stresli durumlarda beynin uyguladığı yöntemdir.) Refleksler ve tepki hızı artar.

Locus caeruleus (Uyarıcı etkiye sahiptir, panik durumlarında vücudun tepki oluşturmasında rolleri vardır.) kalp hızını arttırarak solunum hızını arttırır. Beyin keyif veren şeyleri düşünmeyi bırakarak tüm dikkatini potansiyel tehditleri saptamaya verir. Aşırı durumlarda vücut, kaygıya tepki olarak sindirim sistemindeki her şeyi boşaltmaya çalışır, böylece sindirim için boşuna enerji harcanmamış olur. Bu durum yaşamış olduğumuz kötü bir olay karşısında hissettiğimiz duygunun şiddetine ve onu ne kadar baskıladığımızla doğru orantılıdır.

Kişi benimsediği, hoşuna gitmeyen olayları ya da davranış biçimlerini unutmaya, bilinçaltına itmeye çalışır. İçimize attığımız kaygı, endişe, korku gibi duygular bizi hasta edebilir. Vücudumuz bunu bizim iyiliğimiz için yapar. Ama biz yaşadığımız duyguyu dışarı vurmazsak bu zamanla çok büyük boylu hastalıklara yol açabilir.

Çevremizdeki insanlardan duygularımızı saklamak isterken vücudumuz onu bu sefer organlarımızı kullanarak dışarı vurur. Korku hissettiğimizde sakinmiş gibi görünür ve içimizde tutarsak mide bulantısı, titreme gibi duygularla vücudumuz “İyi değilim.” mesajını verir. Ama çoğu insan bu mide bulantısı, titreme gibi durumları üşütme, soğuk algınlığı gibi durumlara yorar. Doktora görünmez.

Doktora göründüğümüzde ise bunun psikolojik bir rahatsızlık olduğunun anlaşılması ise çok zordur. İnsanın kendisinin bile bunu anlaması olanaksızdır ki zaten insanların vücutlarındaki değişikliklerin çok azını fark ettikleri bilinmektedir. Fiziksel olarak yaşadığımız hastalıklar kolayca teşhis edilip iyileştirilebilir. Ama bahsettiğim durumdaki olayların hem teşhis edilmesi çok zordur hem de tedavi edilmesi.

Herkesin duymuş olduğu özellikle geçtiğimiz pandemi döneminde artışta olan anksiyete (kaygı) bozukluğu buna verilebilecek güzel bir örnektir. Anksiyete, vücudu tehlikeye tepki vermeye hazırlayan fizyolojik değişiklikleri indükler. Tepki; hareketsizleşmek, kaçma, savaşma olabilir. Akut korku sırasında kişi geçici olarak hareketsiz kalır, kalp hızı yavaşlar, kan basıncı düşer ve kas tonusu zayıflar. Kısa sürede terleme, kalp hızında ve kan basıncında artış görülür. Sonuç olarak, korkunun septomları önce parasempatik aktivitede dik bir artış sonrası sempatik aktivasyondur.

Akut anksiyetedeki endokrin değişiklikler epinefrin, norepinefrin, kortizol, büyüme hormonu artış görülmesidir. Hormonlar doğrudan etkileşimde olduğundan küçük bir bozukluk bile tehlikeli olumsuzluklar doğurur. Anksiyete bozukluğu, şiddetli panik ve korku duygusudur. Yaşanmış olan korku dolu bir olaydan sonra kişi hâlâ korkuyu aynı seviyede yaşıyorsa anksiyete bozukluğu olduğunu söyleyebiliriz.

Kaygı bozukluğunun çok şiddetli olması nedeniyle bazı insanlar evlerinden dışarıya bile çıkamazlar. ABD’de 18 yaş üste 40 milyondan fazla insan kaygıyla ilgili bozukluklarından şikayetçi oluyor. İngiltere’de ise kaygıdan etkilenen insanların sayısı 20 kişide 1. Bazı araştırmacılar hayatımızla iç içe olan teknolojik cihazların kaygıyla ilişkili olduğunu öne sürüyor. Buna örnek olarak; sürekli gelen mesajların, e-postaların, sosyal medya ve haberlerin bildirimlerini gösteriyorlar. Bunların bizi sürekli olarak tedirgin bir ruh hâli içinde tutmakta olduğunu söylüyorlar. 

Aynı zamanda verilebilecek güzel örneklerden biri de şudur: Wolf&Wolff gastrik fistülü olan bir laboratuvar çalışanının midesini gözlemlemişlerdir. Endişeli ve korkulu olduğunda mukoza soluklaşmış ve öfkeli olduğunda kanla dolmuştur. Ax (1953) anksiyeteyle “epinefrine benzer” fizyolojik değişiklikler, öfkeyle "norepinefrine benzer" fizyolojik değişiklikler elde ettiğini ileri sürdü. Yapılan bu araştırma ise duygularımızın vücudumuza ne kadar çok etki ettiğini bize göstermektedir.

Stresin Davranışsal Fizyolojiik ve Psikolojik Etkileri ( Paşa, 2007 )

Verilebilecek bir başka araştırma ise günümüz ile iç içe olan kanser ile ilgilidir. Kanser olan hastalarda, kişinin öğrenme sürecinden tedavi sürecine kadar birçok duygusal ve davranışsal tepkiler ortaya çıkmaktadır. Elisabeth Kübler Ross’un kanser tanısı konan hastaların duygusal ve davranışsal tepkilerini inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme olmak üzere beş aşamada tanımlamaktadır.

Duygusal olan bu süreç başlangıçta kabul edememe, öfkelenme ve kederlenme olarak görülmektedir. Bir süre sonra bu süreç yas tutma, savaşma arzusu ve umut etmeye dönüşür. Bunun yanında yas tutma süreci uzun sürebilir ve depresyona dönüşebilmektedir. Hasta bu süreçte anksiyete, depresyon, umutsuzluk, çaresizlik, öfke, gelecek endişesi, belirsizlik, hastalığın tekrarlayacağı korkusu ve ölüm korkusu gibi birçok psikolojik kaygı yaşamaktadır.

Meme kanseri her 10 hastanın 4’ünde yüksek düzeyde anksiyete ve depresyon görüldüğü söylenmiştir. Bu nedenle hastanın kanserle başa çıkmasında psikoloji çok önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle kanserli hastalarda umut ve umutsuzluk duyguları hastanın iyileşme sürecini büyük ölçüde etkilemektedir.

Pandemi dönemi, ABD’deki uzmanlar ve Harvard dergisi tarafından “yalnızlık pandemisi” olarak belirtilmektedir. ABD’deki halk sağlığı uzmanları bu süreçte yaşanan asosyalleşme, yalnızlığın kaygı ve stresi tetiklediğini bununla beraber bu durumun uzun vadede ciddi psikolojik sonuçları olabileceği konusunda uyarmıştır. Bu durumu düşünürsek de yaşadığımız yoğun duygusallık barındıran bu sürecin psikolojik etkileri bizlerde sağlık sorunlarına yol açabilir.

Aynı zamanda doktorların çokça dile getirdiği ve herkesin hak vermiş olduğu pandemi döneminde korona virüsüne yakalanan hastaların duygusal açıdan etkilendiğidir. Buradan bile görebiliriz ki psikolojimiz bizi fizyolojik olarak etkilemektedir.

JAMA Network Open'da yayınlanan bir çalışma, bu salgının ne kadar şiddetli olabileceğine dair ulusal olarak ilk tahminlerden birini sunmaktadır: Makaleye göre, pandemi sırasında depresyon teşhisi kriterleri öncekinden üç kat daha fazla karşılanmıştır. 

Yayınlanmış çalışmalardan elde edilen ilk kanıtlar, COVID-19'un akıl hastalığı ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Çin'deki COVID-19 hastalarına maruz kalan sağlık çalışanları arasında % 50,4'ü depresyon belirtileri bildirilmiştir.  Çin'deki tıp öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, yüksek anksiyete tespit edilmiştir. Başka bir çalışmada, Çin'deki sağlık çalışanları arasında uykunun azalmasının daha yüksek düzeyde anksiyete ve stresle ilişkili olduğunu bulmuştur.

JAMA Pediatri'de yayınlanan bir çalışmada, salgının ortaya çıktığı Hubei eyaletindeki araştırmacılar, 2.330 öğrenciden oluşan bir örnek grubu duygusal sıkıntı belirtileri açısından incelemiştir. Öğrenciler, karantina için ortalama 33,7 gün gibi bir süre kapatılmışlardır. O kısa süreden sonra bile % 22,6'sında depresif belirtiler bildirilmiş ve %18,9'u anksiyete yaşamaktaymış. Aynı zamanda CDC'ye göre ABD'de 3-17 yaş grubundaki çocukların % 7.1'ine anksiyete teşhisi konmuştur.


Kaynakça:

Campbell Reece Biyoloji ( Altıncı Baskıdan Çeviri)

Ganong'un Tıbbi Fizyolojisi

https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2770146

https://time.com/5886228/depression-covid-19-pandemic/

https://time.com/5870478/children-mental-health-coronavirus/

Stres ve Anksiyete  Prof. Dr. Neşe KOCABAŞOĞLU Cerrahpaşa Tıp Fak. Psikiyatri ABD

https://www.acikbeyin.com/insanin-farki-ne/

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/115063

https://www.bilim.org/clifford-b-saper-ile-beynin-uyku-ve-uyaniklik-mekanizmalari-uzerine-cok-ozel-soylesi/

https://medlineplus.gov/depression.html