Hayal kırıklıkları ve İnsanın Kendini Toparlaması 

İhtiyacı Olana...

İhtiyacı olana...

Bir çoğumuz kendi hayatımız hakkında ön görülerde bulunur ve bunların olması için çaba sarf ederiz. Fakat bazen işler hiç de bizim istediğimiz şekilde ilerlemez. Kurduğumuz hayaller birden ellerimizden kayıp gider ve biz oyuncağını kaybetmiş bir çocuk gibi bu durumdan şikayet etmeye başlarız. Bilemeyiz ki bizi daha iyi şeylerin beklediğini…

İnsanoğlu biraz fazla hayallere dalar bunlar yıkılınca da üstüne üstlük beklenmedik yerden darbeler alınca da hayatının büyük bir kısmını bu beklenmedik darbelerin “Neden?”leri ile geçirir. Oysa ki bunu yapmasına hiç gerek yoktur. Çünkü O “Neden”ler olması gerektiği ve olması gerektiği zamanda yaşanmaktadır. 

Ben Alev Atlı’nın bir sözünü çok beğenirim. Der ki ; 

“Akıl her daim gerekli , velakin her daim yeterli değil. Çünkü 21.yy birden fazla gerçek yaşanıyor.” 

Evet tam da 21. Yy gerçeklikleri ile çevrili dünyamızda insanların çeşitli psikolojik hastalıklar ile adlandırıldığı o dönemlerde kişilerin isimlerinin önüne artık bu tarz hastalık sıfatları gelmektedir.

  • Sosyapatlar
  • Borderline kişilik bozuklukluğu olanlar
  • Bipolarlar
  • Narsistler vs. Psikolojide olan 450 hastalık türünden sadece bazıları...

Yani konu hiç bir zaman siz olmadınız. Sizin davranışlarınızın yanlışları veya doğrulukları değil. Konu öyle ve o tarz kişilerin öyle oldukları gerçeği...

Çünkü birilerine güveniriz. Güvenmeliyiz. İnsan doğasının el verdiği koşullar bu şekilde. Çalışırsın, paranın yatacağına güvenirsin, ağlarsın güleceğine inanırsın. Hayat okulu biraz da böyledir.

Çünkü güvenmek insanlığın ve toplumun bize getirdiği en sarsılmaması gereken duygulardan bi tanesidir. 

Güvenen insan gücenir, incinir, kırılır…

Hayatın bu döngüde olması da büyümenin verdiği bir sancıdır. 

Bir yerde okumuştum. Orada şöyle yazıyordu:

Güvenmek ve Gücenmek kelimeleri aynı kökten gelir 

Güvenmek, emin olmaktır. 

Gücenmek, kırılmaktır. 

İki kelimenin kökünde de güç (küç) vardır. 

Güvenmek güçtür. Güveneni gücendirmeyin. 


O kadar güzel bir cümle ki. Güvenmek güçtür. Gerçekten de birine güvenmek, bir şeye güvenmek, bir şeyden emin olma hali baya güçtür. 

O yüzden güvenip gücenen insanların kendini toparlamış versiyonları ile tanışın derim. İşte onlar gücenmişlere güç veren insanlardır. 


Bu süreçte toparlanma süreçlerini insan kendinin içinden geçerek sağladığını düşünenlerdenim. 


İnsanlar kötü, evet ama sen iyi olacaksın. İşte o zaman doğru yoldasın demektir. 

Kötü ve iyi kavramları da kişinin yaşadığını durum ve olaylar çevresinde farklılık gösterebilir tabi ki , fakat bu durumda ve olaylarda kendinin en iyi versiyonu halinde geri döneceksen ve bu hayal kırıklığını  bir tekamülleşme süreci olarak görürsen işte başarmışsın demektir. 

İnsanın Can evi ( insanın en duygulu noktası, gönül, kalp,kalpgâh) kimsenin telaşlandırmasına müsade etmemesi gerektiği yeridir.

Orhan Veli'nin dediği gibi ;

Başladı cıvıltıya can evimin kuşları...

Can evinizi telaşa değil, cıvıltıya sürükleyen insanlar ile kesişsin yolunuz.

Benden bunu okuyan  hayal kırıklıklarını tamir etmiş güvenip güçlü olmuş herekse sevgi dolu bir kalp…