Hissizleşmek

Her karanlık gerçekten bir aydınlığın parçası olabilir mi ?

20'li yaşlarında olan çoğu Türk gencinin karşı karşıya kaldığı bir durum olduğunu düşünüyorum. Tüketim çağında olduğumuz hep söylenirken asıl tükkettiğimiz şeyin mentalite olduğunu gözden kaçırıyor gibiyiz. Her engel bir şekilde aşılır, aşılamayanların ise yanından geçilir. Fakat mental sağlık bir noktadan sonra yenilenemez. Üstü kapatılan, sarılan tüm acılar varlığını yitimez. Hep oradadır.

Hissetme duygusundan yoksun olan biri sanılanın aksine gündelik yaşamında hayalet gibi gözükmez. Gece yastığa başını koyduğunda, bir Sezen Aksu parçasına denk geldiğinde, sabahki şehir koşuşturmasında, akşam aile yemeğinde bir şeylerin yanlış olduğunu bilir. Etrafında süregelen farklılıklar onu şaşırtmaz, heyecanlandırmaz ve üzemez belki de.

Çevresindeki insanlardan hatta kendinden bir şey beklemez. Beklentinin sonucu iyi ya da kötü olsa da artık hissedemeyecek durumda olan birey durumu umursamaz. Şehir sessizleştiğinde bir kupa kahve bir paket eşliğinde düşünür olur. Belki çoğunlukla çuvaldızı kendine batırır. Belki de içinde olduğu koşulları suçlar.

Eğer bu okuduklarınızda biraz olsun kendinizden bir parça bulabiliyorsanız bu durumun tamamen normal olduğunu ve yalnız olmadığınızı söyleyebilirim. Yaşamınızda, beklentilerinizde, hissettiklerinizde yalnız olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz ki bu bir birey olmanın kendisidir. Fakat bu durum sadece size ait değil veya bu duyguya sahip olmak sizi toplumdan, kendinizi kıyasladıklarınızdan aşağı yapmaz.

Derin bir nefes alıp bir kitaba bir şarkıya yaslanmayı deneyebilirsiniz. Psikolojik destek almaktan ve yardım istemekten çekinmeyin. Pes etmediğiniz sürece var olacaksınız.