Sosyal Ağların Vegan Aktiviteler Üzerindeki Etkisi

Vegan hareketi, yeni iletişim teknolojilerinin sunduğu olanaklarla sosyal medya platformlarında kendine yeni bir aktivizm alanı bulmuştur.


Vegan hareketi, yeni iletişim teknolojilerinin sunduğu olanaklarla kendine yeni bir aktivizm alanı bulmuştur. Veganlar günlük yaşamlarının yanı sıra sosyal medyada aktif olarak veganlığı paylaşıp daha fazla kişiye ulaşmaya çalışıyorlar. Benim de lisans bitirme tezimi yazarken yararlandığım gibi, birçok vegan ve vejetaryen bireye sosyal medya üzerinden ulaşılabilmektedir. Türkiye'nin dört bir yanında birbirini tanımayan vegan insanlar sosyal medya aracılığıyla buluşmakta ve veganizm hakkında farkındalık yaratmak, vegan süreçte karşılaştıkları zorlukları anlatmak ve vegan hareketleri için örgütlenmek adına medyayı aktif olarak kullanmaktadırlar. Vegan olmayanları veganlık felsefesine ikna etmek ve onları vegan yapabilmek amacıyla, genellikle farkındalık yaratmak için etkileyici mesajlar yayınlarlar. Kendi tecrübem sırasında, sıklıkla paylaşımlarına acı çeken bir hayvanın resmini ya da videosunu ekleyerek gönderilerinin gücünü artırdıklarına rastlamıştım. Böylece bu gönderiler, çeşitli çiftliklerde ve diğer üreme alanlarında acı çeken hayvanlar hakkında okuyucuların kendilerini sorgulamasına sebep oluyor.

Aktivist vegan hareketi, sosyal medyayı bir platform olarak kullanıyor. Gerçekleşmesi beklenen protestolar öncesinde Twitter, Instagram, Facebook gibi sosyal medya kanallarını temel alarak daha derinlemesine içeriğe yönlendirdikleri web siteleri kuruyorlar. Veganlar için sosyal ağların daha fazla kişiye ulaşmak, örgütlenmek ve farkındalık yaratmak için en önemli iletişim kanalı olduğunu söyleyebiliriz. Sosyal medya, veganlar için bir iletişim kanalı olmanın yanı sıra, bu azınlık grubuyla, yani aynı hayat felsefesine sahip benzer düşüncedeki insanlarla bağlantı kurmak isteyen kişileri bir araya getiren önemli bir platform haline geldi. 2012 yılında kurulan Türkiye Vegan Derneği de Facebook, Twitter ve YouTube gibi içeriklerinde farkındalık yaratan sosyal medya mecralarını aktif olarak kullanmakta ve dünyada tekstil, kozmetik ve beslenme gibi alanlarda hayvansal kaynaklı ürünlerin kullanımı konusunda dikkat çekici makaleler yayınlamaktadır.

Türkiye'nin ilk vejetaryen/vegan yürüyüşü 18 Mayıs 2013'te Cenevre'deki uluslararası yürüyüşle aynı zamanda gerçekleşti. Yürüyüş öncesi sosyal medya üzerinden organize olan katılımcılar tür ayrımcılığı, fabrika çiftçiliği ve hayvan istismarına dikkat çekmeyi amaçladı. Bunun önemi de bu yürüyüşten sonra Türkiye'nin vegan kelimesiyle ilk kez karşılaşmasıydı.

Lisans bitirme tezimi yazdığım esnada okuduğum bir haberde, Instagram hesabı Vegan Piknik'in vegan yöneticileri, bu platformun etkisini şu şekilde açıklıyorlardı: “Instagram vegan aktivizmi için çok önemli. Artık sosyal medyadan çok fazla bilgi alıyoruz. Örneğin bir olay oluyor, herkes bunu sosyal medyada paylaşıyor ve sonra suçlunun cezalandırıldığını görüyorsunuz. Özellikle ilgi duyan, bilgiye açık ve yenilikçi kişiler için etkili olduğuna inanıyoruz. Örneğin, sosyal medyada ilk kez "vegan" kelimesini duyan kişiler bize "vegan ne demek" diye mesaj atabilirler. Vegan köfte yapılabileceğini, böyle bir şeyin mümkün olduğunu ilk kez bu tarz sayfalar sayesinde görüyorlar. Somut olarak, insanlar için çok faydalı olduğunu düşünüyoruz.”

Sonuç olarak, insanların kendilerine beslenmeleri, kökenleri, besin değerleri hakkında giderek daha fazla soru sorduğu bir zamanda, tüketim kalıplarına ilişkin zihniyetlerde önemli bir değişim gözlemliyoruz ve veganizm gibi yeni rejimler ortaya çıkıyor. Sosyal medyanın bahsettiğimiz etkisiyle beraber, Google'da veganizm kelimesi için yapılan aramaların sayısının son 5 yılda %580 arttığı saptanmış. Ayrıca bugün veganların, vejetaryenlerin ve ilgili tüm kategorilerin toplam sayısı da dünya nüfusunun %14'üne yaklaşmış bir durumda. Ne var ki, son yıllarda toplumun farklı kesimlerini temsil eden gazeteler tarafından basılan makaleleri incelediğimizde hala yeterli sayıda veriye ulaşılamaması, yani geleneksel Türk medyasında veganlığın yeterli derecede tartışılmaması, ülkemizde bu hareketin “dışlanmış” özelliğini henüz tam anlamıyla kaybetmediğinin bir göstergesi olabilir.