Tahtın Kraliçesi: İsis

Mısır'ın önemli tanrıçası İsis.

Değerli tanrıça İsis; Mısır Mitolojisinde Nut ile Geb’in kızı, Osiris, Seth ve Nephthys’in kardeşi, ikizi Osiris’in eşi ve Horus’un annesi olup Ast, Aust, Eset veya Aset (Au-set ‘taht’) adlarıyla da bilinmektedir. İsis, anneliğin ideal formu olmasının yanı sıra tabiat ve büyünün koruyucusu kabul edilen yeryüzü ve yağmur tanrıçasıdır.

İsis’in tasviri çoğunlukla; bir taht üzerinde oturan bazen kanatlı ve başında boynuzlu bir güneş diski, bir elinde asa diğerinde hayatın sembolü ankh taşıyan taşıyan alnında ise adının hiyeroglif formu yazılı bir kadın olarak yapılmaktadır. İsis; Mısırlıların Soped, Yunanlıların ise Sothis adını verdiği Sirius yıldızı ile özdeş tutulmuş, Soped Orion’un altına geldiğinde Nil Nehri'nin taşarak etrafına bereket getireceğine inanılmıştır. Nil Nehri'nin sularının bereket dolu sularının tanrıça İsis’in gözyaşları olduğuna inanıldığından kırmızı yeşim taşından tyet veya İsis düğümü adı verilen bir muska nazara karşı tılsım olarak kullanılmaktaydı.

İsisle alakalı en çok bilinen efsanelerden birisi de Güneş Tanrısı Ra’yı zehirlemesidir. Efsane şöyledir:

Güneş Tanrısı Ra'nın farklı bir ismi olduğu farklı tanrılar ve tanrıçalar tarafından öğrenilmiştir. Tanrılar ve Tanrıçalar bu farklı ismi bulma konusunda fazlasıyla isteklidirler. Çünkü tanrılar bu ismin kudretinden yararlanmak istemektedirler. Bu nedenle tanrılar, ismin öğrenilmesi için doğru zamanın gelmesini beklemektedirler ve bu doğru zaman beklediklerinden daha kısa sürede ellerine geçecektir.

Güneş tanrısı Ra’nın sonsuz gücüne rağmen zayıflıkları bulunmaktadır. Artık eski kudretinde değildir. Zeki bir tanrıça olan Isis, Ra’nın gözyaşlarını ve salyalarını toplayarak yeryüzünde bu sıvıları toprakla karıştırır. Bu yönetimi izlemesinde ana etken Ra’yı hasta ederek ismi öğrenebilmektir. Yaptığı bu çamurlu yapıyı bir yılan şekline getiren İsis sonra büyü gücünü kullanarak bu yılanı canlandırıp Ra’nın geçtiği yollara yerleştirmiştir.

Ertesi gün Ra bir patikadan geçerken yılan ona planlandığı gibi saldırmıştır. Normalde bir yılan ısırığına karşı yenilmeyecek olan Ra, kendi özünden yapılmış zehire karşı koyamayarak kısa sürede hastalanmıştır. Ağrı ve ateşler içerisinde acı çekerken, Isis ona yaklaşarak ona iyileşmesine yardım edebiliceğini ancak bunun bir şartı olacağını söylemiştir. Bu şart gerçek ismini söylemesidir.

Ancak bu şekilde onu iyileştireceğini söyleyen İsis cevabı büyük bir heyecan ile beklemeye koyulur. Fakat Güneş Tanrısı Ra bu isteğe cevap vermemektedir. Artık acıya dayanamayacağını anlayan Ra, herkesin bildiği isimlerini saymaya başlamıştır ama gerçek ismini asla söylememektedir. Isis, Ra’nın kendi ismini söylemediğinin farkındadır; onu yalnızca gerçek ismini verdiğinde iyileştirecektir. Acısı zaman geçtikçe yoğunlaşan Ra, onunla pazarlık yapmaya çalışır; onu iyileştirmesi karşılığında, Isis’in henüz doğmamış oğluna gözlerini vereceğini söyleyerek orta yol bulmaya çalışır. İsis bu anlaşmayı kabul eder. Verdiği söze sadık kalan Isis, Ra’yı bu ıstıraptan kurtarmak için büyü yapar ve Ra sağlığına tekrar kavuşur.