Barlar Sokağı Övüldüğü Kadar Var Mı?

İl dışına günübirlik içmeye gidilir mi?

Yıllardır Ankaralı üniversite öğrencileri arasında süregelen bir plandır günübirlik Eskişehir gezisi. Geçtiğimiz gün dört arkadaş, üniversite yıllarının son senesine kadar gerçekleştirmediğimiz Eskişehir gezisini artık gerçekleştirmeye karar verdik. Sabahın erken saatlerinde trenden inecek, Porsuk çayının yanında bir yerde kahvaltı edecektik. Mart ayının sabah serinliği, yerini sıcağa bırakmadan evvel de Fleabag Coffee'de kahvemizi içip Odunpazarına gidecektik. Akşam yemeğini yedikten sonra da hava kararacak ve biz de o meşhur barlar sokağının gözümüze güzel gözüken bir barında oturup ucuz biramızı içip günü bitirecektik.

Planladığımız gibi de oldu. Bol bol yürüyüp birçok yeri gördük ve şunu söylemeliyim: Eskişehir gerçekten çok küçükmüş. Hava kararıp da barlar sokağına geldiğimizde saat akşam 6 civarıydı, sokağın başından itibaren yürümekte zorlanmaya başladık çünkü nedendir bilinmez, Eskişehir'in daracık sokaklarında, araç girmemesi gereken pek çok yerde motorlu kuryeler dolaşıyor ve sayıları o kadar fazla ki birinin arkasına bakmadan rahatça yürümesi gerçekten zor.

Bu sokaklara barlar sokağı da dahil. Barlar sokağı adı verilmiş ama sokağın tam orta yerinde iki kebapçı var ve ortamın havasını bozmuşlar diyebilirim. Sokağın ortasına kurdukları masa ve sandalyelerle yine sokakta yürümeyi zorlaştıracak unsurlar ortaya çıkıyor. Bir de tüm sokağı kaplayan yemek kokusunu hesaba katınca, sokağın havası gerçekten kaçtı. Neyse ki o sorun bir saat ancak sürdü ama bu sefer de mekân tercihi yaparken neye uğradığımızı şaşırdık çünkü hangi mekânın ne vadettiği pek anlaşılmıyordu. Yorgunluğumuzun da etkisiyle gözümüze hoş gözüken ilk yere daldık. Burası Back to Back adında bir bardı ve girer girmez bizi Reggae, funk tarzı karışık, pek de anlamadığım türden bir müzik karşıladı, uzaktan bakınca oldukça sakin ve modern gözükse de içerideki müzik deneyimi öyle baltalıyordu ki, bir biradan sonra dayanamayıp çıktık. Ayrıca ucuz bira aramamıza rağmen o saatlerde 120 liradan aşağı fiyat bulamadık.

Hepimiz öyle yorulmuştuk ve sokaktan beklentimizi öyle alamamıştık ki mekândan çıktığımızda modumuz düşmüştü. sokağın sonuna doğru yürüyüp daha dişimize uygun bir yer aradık ve Pan'ı keşfettik.

Sıcak aydınlatma, alternatif müzik, pek rahat olmasa da idare eder masa ve sandalyeler, uygun fiyat ve kendine has kitlesine bakınca sokağın bizim için en ideal noktası Pan oldu. Uygun fiyat dediğime bakmayın, yine en ucuz bira 120 liraydı ama mekânın havası için değer bir miktardı bu. Burada geçirdiğimiz üç buçuk saat boyunca her şey çok yerindeydi. Tuvaletleri bakım istese de bir bar için en ideal özelliklere sahipti Pan ve üstelik istek parçaları da çalıyorlardı. Bir barda Redd çalınmasını isteyip de geri çevrilmemek bir mekânı en iyi yapan faktördür benim için.

Eskişehir'in barlar sokağı maalesef Ankara'nın 7. Cadde ve çevresi ya da Sakarya'nın terasları kadar tercih edilebilir bir deneyim değildi benim için. Samimi ve güvenli hissettirse de Eskişehir dışından günübirlik gelmeye değecek kadar övülmesini anlayamıyordum, bu deneyimimden sonra da anlayabileceğimi pek düşünmüyorum ne yazık ki.