Bilge'ye Mektuplar

Her Yol İçimize Bir Yolculuk

Sevgili Bilge,

Düşmeyi öğrendim. Düştüğümde herkesin bana acıyarak bakacağını düşünmüştüm önceleri. Aşağıdan baktığımda onların sadece kendilerine acıdığını gördüm. O gün bildiğimi düşündüğüm tüm o şeylerin yıkılışını izledim. Bu boşlukla ne yaparım Bilge? Dostlukların yavanlığı boğazımı düğümledi. Yağmur sonraları çıkmayı alışkanlık haline getirdim. Yürürsen ardında bırakırsın demiştin bir keresinde. Hüznümü teslim ettim çimene, kuşlara,böceklere.

Demiştin ki, hayata çok uzaktan bakıyorsun. İçimdeki boşluğun beni uzaklaştırmasına izin vermedim. Mevsim geçişlerinde doğa anneyi izledim, çam ağaçlarının her mevsim yeşil kaldığını her daim görmeme rağmen bu sene fark ettim. Yaprakları dökülürken bizim hüzünlü sandığımız ağaçların ne kadar sağlam, dimdik durduklarını izledim. Kemiklerimin titrediği soğuklarda yüzüme değen rüzgarın beni şifalandırdığını hissettim. Ayağa kalkmak için bir süre kendime sardığım yara bantlarımı geçen günlerde çıkardım yavaş yavaş. Sefilliğiyle düşündüğüm dünya olağanüstü güzellikleriyle gözlerimi boyadı.

Yakınlar uzaklar kadar canımı yakacak mı Bilge? Sesim yeni bir ses, gözlerim yeni gözler. Daha önceleri kör müydüm yoksa sadece kapatmış mıydım gözlerimi yaşamın güzelliğine bilmiyorum. Geçtiğinde can kırıklarım baktım arkama yola çıkalı epey olmuş. Şimdilerde korkarak kaçtığım hayvanların yanına gidiyorum. Çok korkarsam gözlerimi kapatıp onların beni sevmesine izin veriyorum. Gözlerimi açtığımda yanımda oturup dikkatle bakmaları içime güven duygusunu tekrar aşılıyor. Ağaçlar yapraklarını döktü bir tanesine geçen gün sarıldım. Öyle ya dimdik duran insanların sıcak bir kucaklaşmaya ihtiyacı var da onların yok mu?


Sevgilerimle