Faydacı Etiğe Göre Kürtaj Hakkı

Faydacı etik anlayışa göre kürtaj hakkının bireyin elinden alınması savunulabilir mi?

Faydacılara göre bir eylemin ahlaki değerini fayda meydana getirip getirmediğine göre anlarız. Hiçbir eylemin kendinde değeri yoktur, eylemlerin ahlaki değerleri onların sonucuna bakarak belirlenir. Faydacılara göre de kürtaj hakkının bireyin elinden alınmasının bireye faydadan çok mutsuzluk sağlayabileceği için kürtaj hakkı savunulur.

Kürtaj hakkının bireyin elinden alınması faydacı etik açısından savunulamaz. Kürtaj hakkı kişinin istenmeyen gebeliğe son vermesi veya evlilik dışı yapılan bir hamilelik sürecini sonlandırması için önem teşkil eder. Kişinin evlilik dışı ilişkilere ön yargıyla bakılan toplumlarda gerçekleşen hamilelik sürecinde kürtaj hakkının olmaması hem kişinin bulunduğu toplumdan dışlanarak herhangi bir fayda elde edememesine hem de toplumun sahip olduğu ön yargılar ile birlikte kişiyi dışlayarak bir fayda elde edememesine yol açar. Buradan da eylemin sonucunda fayda sağlanamayan bir eylemin ahlaki açıdan doğru veya iyi olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.

Kürtaj hakkı kişinin hem istenmeyen gebeliklere son vermesini hem de bebeğin sağlığının iyi olmadığı durumlarda bebeğin ve bireyin faydası için hamileliğe son verme hakkını barındırır. Bebeğin doğumdan önce sağlıklı doğmayacağı varsayımı üzerine düşünürsek; bu noktada bebeğin doğması mı herkes için faydacılık açısından etik bir eylemdir yoksa bebeğin aldırılması mı? Faydacı etik açısından bebeğin aldırılması ahlaki açıdan daha iyi bir eylemdir. Sağlıksız bir bebeğin dünyaya gelmesi demek ileriki yaşamında zorluklarla mücadele etmesi demektir. Sağlıklı bir bireyin karşılaştığı zorluklardan çok daha fazla zorlukla karşı karşıya gelir. Bebeği yetiştiren bireyler açısından da bebeğin doğmuş olması herhangi bir fayda sağlamaz. Hem doğan bebeğin gelişimi, ileriki yaşamı açısından hem de onu yetiştiren bireyler açısından bebeğin doğmuş olması faydacı ahlak etiği açısından iyi değildir. Dolayısıyla faydacı etiğin kürtajı bu argümandan yola çıkarak savunması doğaldır. Kürtaj hakkının kısıtlanması demek bebeğin doğması demektir. Bebeğin doğması demek yaşamında karşılaşacağı sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Getirdiği sağlık sorunları onu yetiştiren bireyler için sıkıntı getirir. Sıkıntının olduğu yerde de faydadan söz etmemiz mümkün değildir. Sonucunun fayda doğurmadığı, dolayısıyla mutluluk getirmediği bir eylem ise faydacı etiğe göre savunulamaz.

Başka bir olasılığa göre ise bebeğin doğacağı ailenin parçalanmış veya maddi, manevi açılardan bebeğe yeterli kaynağı sağlayamayacak bir aile olduğunu varsayalım. Burada kürtaj hakkının kısıtlı olması demek bebeğin iyi durumda olmayan ailelerden birine doğması demektir. Bebeğin bu ailelerden birine doğması demek ise hayatında daha çok zorluk yaşamasına, iyi yetişmemesine yol açabilir. Sonucunda ise birey hayatı boyunca zorlanır ve hayata geldiği için herhangi bir fayda sağlayamaz. Bebeğin doğduğu aile ise bebeğe yeterli hayat standartlarını ve kalitesini veremez. Bebeğine veremediği hayat kalitesini vermeye çalışırken bireyin kendisi sonucunda fayda sağlayacak bazı şeylerden mahrum kalır. Eğer kürtaj hakkı elinde olsaydı kendisine fayda sağlayabilecek eylemlerden mahrum kalmazdı. Diğer taraftan da dünyaya getirdiği bebeği olumsuzluklarla baş edeceği bir hayata gelmemiş olurdu. Bu argümanda apaçık görülür ki kürtaj hakkının bireyin elinde olduğu durumda kürtajın yasal olması demek faydacı bakış açısına göre sonucunda fayda sağlayan bir eylemin meydana çıkması demektir.

Ortaya koyduğumuz belli başlı argümanların sonucunda faydacı bakış açısıyla kürtajın savunulması gerektiği zorunlu bir sonuçtur. Yarattığımız argümanlar gösterir ki kürtajın yasal olmaması demek sonucunda herhangi bir faydanın sağlanamayacağı demektir. Dolayısıyla bu argümanlar ışığında faydacı bakış açısı ile kürtaj kişiye fayda sağlayabilecek bir özgürlüktür.