Funny Games

Nedensiz Şiddet

Funny Games, Michael Haneke'in yazıp yönettiği ve başrollerinde Susanne Lothar, Ulrich Mühe, Arno Frisch ve Frank Giering'in oynadığı korku-drama türündeki 1997 yapımı bir filmdir. Haneke, 2007 yılında filmin hemen hemen aynısını Hollywood'da İngilizce olarak yeniden çevrim olarak çekmiştir.

Film, varlıklı bir burjuva ailesinin –Anne, Georg ve küçük oğulları Georgie’nin– gözlerden uzak bir göl evine tatile gelmesiyle başlar. Ancak bekledikleri huzurlu tatil, evlerine gelen iki genç adamın (Paul ve Peter) giderek artan psikolojik ve fiziksel şiddetiyle kâbusa dönüşür. Bu noktada Haneke, klasik korku ve gerilim filmlerinden farklı bir yaklaşım sergileyerek, izleyicinin şiddetle ilişkisinde yeni bir boyut açar.

Filmde şiddet, motivasyonsuz ve nedensiz bir şekilde işlenir. Klasik anlatılarda olduğu gibi bir sebep-sonuç ilişkisi kurulmaz. Haneke, burjuva toplumunun yüzeysel güvenliğine duyduğu tiksintiyi, şiddetin kontrolsüz doğasını yüzümüze çarparak gösterir.

Haneke’ye göre, sinemada şiddeti gerekçelendirmek ya da dramatik bir araç olarak sunmak, seyircinin vicdanını rahatlatan bir illüzyondan ibarettir. Funny Games, şiddeti estetikleştiren ve ona dramatik bir neden-sonuç ilişkisi yükleyen anaakım sinema anlayışına radikal bir karşı duruş sergiler.

Film boyunca Paul ve Peter, alaycı ve kibirli bir tavırla burjuva ailesiyle “oyun oynarlar.” Paul’ün “Yoksa sizi arkadaşım rahatsız mı etti?” sorusu, seyirciyi ters köşeye yatıran bir etkiye sahiptir. Geleneksel korku anlatılarında olduğu gibi net bir kötü karakterin olmaması, izleyicinin nefret veya öfke duyacağı bir figür yaratılmaması, filmin rahatsız edici etkisini artırır.

Bunun yanı sıra, filmde seyirciyi şoke eden unsurlardan biri de Paul’ün filmi geri sarma sahnesidir. Bu sahne, şiddetin kaçınılmazlığını ve izleyicinin edilgen konumunu perçinler. Seyirci, film boyunca bir umut ışığı arasa da Haneke, Hollywood'un tipik kurtuluş anlarını tamamen yok sayarak, “iyilerin kazandığı” bir finale izin vermez.

Haneke, medyadaki şiddet gösterimine ve izleyicinin şiddete duyarsızlaşmasına da göndermelerde bulunur. Oğullarının öldürüldüğü sahnede kanın televizyona sıçraması, medyanın kan ve şiddeti metalaştırdığına dair metaforik bir anlatım olarak okunabilir. Seyirci, tıpkı anaakım gerilim filmlerinde olduğu gibi bir rahatlama anı beklerken, Haneke bu beklentiyi boşa çıkarır. Filmde kötüler cezalandırılmaz, adalet sağlanmaz. Şiddet, yalnızca var olduğu şekliyle, rahatsız edici ve kaçınılmaz bir gerçeklik olarak sunulur.

Funny Games, izleyicinin şiddetle olan ilişkisini kökten sarsan bir yapımdır. Haneke, filmlerinde şiddetin “eğlenceli” ya da “tatmin edici” bir deneyim olarak sunulmasına karşı çıkar. İzleyicinin, filmin içinde kendine bir ahlaki konfor alanı yaratmasına izin vermez. Aksine, şiddetin dramatik ya da estetik bir araç olmadığını, onun çirkin ve acımasız doğasını olduğu gibi göstermek gerektiğini savunur.

Bu film, geleneksel korku ve gerilim türlerini sevenler için rahatsız edici olabilir. Ancak Haneke’nin asıl amacı da tam olarak budur: Şiddeti sinemada nasıl deneyimlediğimizi sorgulatmak ve izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp, gerçekliğin rahatsız edici yönleriyle yüzleşmeye zorlamak.