Hamlet'te Kraliçe ve Kral'ın Saygısızlığı

'... ama yaşayan kişi siz değilseniz yorum yapmanıza lüzum yoktur.'

William Shakespeare tarafından yazılan Hamlet oyunu, kral öldükten sonra kraliçenin kralın kardeşi ile evlenmesi ve Hamlet’in bu durum sonucunda içinde olduğu bunalımı baz almaktadır. Ben, Hamlet ile ilk Leyla ile Mecnun izlerken tanışmıştım, ortaokulda iken. Mecnun ve Yavuz, Hamlet ve subayların satırlarını okuyordu, Mecnun Hamlet’n monologunu (soliloquy) söylüyordu ve Hamlet’in babasının ruhu geliyordu (49. bölüm).

Oyun farklı şekillerde yorumlanmış olsa bile, Hamlet’in melankolisinin sebebi olarak annesini amcasından kıskanması olarak gösterilse bile, bence Hamlet, yapılan saygısızlık sonucunda duygusal bir çöküntü yaşamaktadır. Kendisi, annesi ile amcasının evliliğinin babasının vefatının ikinci ayı dolmadan gerçekleştiğini söylemektedir ve annesini de ‘Kadın zaaf demektir,’ diyerek suçlamaktadır. Amcası ve annesi sürekli Hamlet’e bu kadar üzüntünün dinde yasak olduğunu, ölüyü üzdüğünü ve artık üzülmemesini söylemektedir. Annesi bile çocuğuna o kadar yabancılaşmıştır ki çocuğunun neyden dolayı üzüldüğünü fark edememektedir. Oysa ki insan sevdiğinin gözünden anlar üzüntüsünü. Oyunun başında sürekli kasvetli motifler kullanılarak bir olumsuzluk simgelenmektedir. Bu olumsuzluk, anne ve amcanın yaptığı eylem de olabilir, yaklaşan savaş da olabilir, babanın amca tarafından zehirlenmesi de olabilir, her şey olabilir. Ben de olumsuzluğu anne ve amcanın yaptığı eylem olarak ele alacağım.

İkisi de yüzsüz gibi, yaptıkları eylemin ne kadar büyük bir şey olduğunun farkında olmadıkları gibi Hamlet’e öğüt vermektedirler ve Hamlet bu öğütlere ‘Ne buyurursanız onu yaparım,’ şeklinde cevap verdiğinde bile absürtlüğü anlamak yerine, işlerine geldiği gibi anlamaktadırlar çünkü Hamlet’i olduğu şeklinde değil de kendi istedikleri şekilde görmeye odaklanmışlardır.

Saygısızlığa gelecek olursak, kral öldürdüğü abisinin eşi ile evleniyor ve oğluna da ‘Oğlum,’ diye hitap etmeye kalkışıyor, kendi yaptığı eylemleri hiç göz önünde bulundurmadan gurursuz bir şekilde böyle davranıyor, sanki gizli kalan her şey sonsuza kadar gizli kalacakmış gibi. Hamlet, kral ve kraliçenin evliliğinin çok erken olduğunu sürekli söylüyor ve bunu kabullenmekte sıkıntı çekiyor çünkü babası yaşarken annesi ile birbirlerini çok sevdiklerini dile getiriyor ve doğal olarak annesinin bu yaptığını kabullenemiyor. Çok sevdiği, severek gözünün içine baktığın bir insanın yerine hemencecik bir başkasını koyabiliyorsa birisi, önceki sevgi neyine vardı, ne ifade ediyordu? Böyle bir sevginin sonucunda yapılan evlilik, ölüye ve ardında kalanlara büyük bir saygısızlıktır. Amcanın böyle bir evliliğe kalkışması da hem çok sevdiği abisine hem de yeğenine büyük bir saygısızlıktır.

Benim perspektifimde, Hamlet bunları kabullenmekte sıkıntı yaşamaktadır. Çünkü insanlar hiçbir şey olmamış gibi birilerinin yerini doldurmaya tenezzül etmiş ve doldurmuş. Böyle şeyler olur ama zamanla olur, bir ay içinde olmasının gereği yoktur. Oyun dışında, gerçek hayatta da böyle durumlar ile karşılaşabiliyoruz maalesef ki. Ama bunun gerçekleşme usulü hemen evlenmek değil de biraz beklemektir. ‘Gözden ırak gönülden de ırak,’ sözünü tamamıyla yaşayıp, birisi ölünce hemen yerini doldurmaya gerek yoktur. Herkesin acıyla baş etme şekli farklıdır ancak hiç kimse birbirinin ilacı olmadığı gibi ölüye saygısızlık etmenin lüzumu da yoktur.

Bu yazdıklarım, kimisine belki de ‘Ölenle ölünmez,’ dedirtecektir, kimisi eşin evlenmesini normal karşılayacaktır veya dediklerimi saçma bulacaktır ama yaşayan kişi siz değilseniz yorum yapmanıza lüzum yoktur.