Hüzne Bürünmüş Hamlet
Gerçekten öyle karardı ki içim, dünya, bu güzelim yapı, çorak bir kayalığa döndü gözümde.
Kimi zaman insanlar birbirlerine yabancılaşmaya başlar ve etrafında olup biteni göremedikleri gibi sebepleri de sorgulamamaya, her şeyi olduğu gibi, mantıklı olsun ya da olmasın, olduğu şekliyle kabul etmeye başlarlar çünkü alışılmışın dışına çıkmaya kimisi tenezzül edemez. Kimilerinin de hayatı o kadar toz pembedir ki üzüntü nedir bilmezler, başkalarının üzüntülerini saçma ve gereksiz bulurlar tıpkı Hamlet’in etrafındaki insanlar gibi.
Hamlet, William Shakespeare tarafından kaleme alınan bir trajedi oyunudur. Babasının, kendi amcası ve annesi tarafından öldürülmesinin intikamını isteyen Hamlet’in hikayesini anlatmaktadır. Hamlet babasının vefatına üzülmüştür ancak annesinin bir anda amcası ile evlenmesi onu karmaşık hislere sokmuştur. Gördüğü ölen babasının hayaleti sayesinde cinayete kurban gittiğini öğrenen Hamlet, deli taklidi yapmaya başlayıp herkesi inandırıp böyle bir intikam planlamıştır.
Kimisi Hamlet’in gerçekten de delirdiğini kafayı yediğini söylerken, Hamlet oyun boyunca sadece ne kadar kırgın ve üzgün olduğunu bize gösteriyor. Amcası ve annesi bile kırgınlığını göremiyor, kime gidip üzüntüsünü anlatsa, en yakın arkadaşları olsun çocukluk arkadaşları olsun, kime içini dökse kimse tarafından anlaşılamıyor. Bu üzüntüsünün sebebine kıskançlık da diyorlar, delirdiği için yapıyor da diyorlar. Babasının ani ölümünü, annesinin bir anda çok sevdiği babasını unutup yeni biriyle evlenmesini, babasını, eski kralı anmamalarına dayanamıyor sadece Hamlet. Babasının bir anda rafa kaldırılıp, mazide bırakılmasını kaldıramıyor o. Solilogları ölüm ve yaşamı değerlendirmektedir, içindeki kararsızlığı ve çatışmaları vurgulamaktadır ve bunların hepsi de sahip olduğu üzüntüden dolayıdır. İnsanlar fiziksel olarak değil ama ruhen olarak kör olduğu için onu sadece olduğu gibi görürler, ölümü normalleştirirler, herkesin başına gelecek derler ve Hamlet’in acısını saçma ve gereksiz görmeye başlarlar. Solilogunda askerlerin bile uğruna ölebilecekleri toprakları varken kendisinin hiçbir şeyinin olmadığını, ne annesinin ne de babasının olduğunu söyleyerek kendi hayatını değersiz gördüğünü vurguluyor. Babasının ölmesi ile hayatından sadece babası çıkmadı, annesi de çıktı, eşinin kardeşi ile evlendiği an.
“Öleli iki ay olsun da unutulmasın hala bir insan?”, “Oysaki babam öleli daha bir ay olmadı,” Böyle cümleleri Hamlet kral ve kraliçeye düzenli şekilde kurmaktadır ancak onlar yine de anlamamakta ısrarcıdır.
“Bütün bunlar görünüş gerçekten. Gösteriş olabilir bütün bunlar. Ama hiçbiri anlatmaz bunların benim içimdekini.”
“Neden? Ne var korkacak? Hayatım bir topluiğne bile etmez gözümde.”
Hamlet bu cümleyi askerlere ve en yakın arkadaşına kurar, sadece onlar bir şeylerden haberdardır ancak Hamlet de onların kimseye söylemesini istemez çünkü gerçekleri kendisi insanların yüzüne vurmak isterç
“Son zamanlarda bilmem neden, bütün sevincimi yitirdim, her gün yaptıklarımı yapmaz oldum. Gerçekten öyle karardı ki içim, dünya, bu güzelim yapı, çorak bir kayalığa döndü gözümde.”
Hamlet bu cümleleri yakın arkadaşlarına söylüyor ama arkadaşı bunlara cevaben Hamlet’in insanlardan tat alamaz oldum kısmına takılıp gülüyor ve o zaman oyuncuların oyununu sevmeyeceksiniz diyor. Hiçkimse bu denli hüzne ve gerçekliğe alışık değil. Arkadaşları empati yapıp derdini öğrenmek yerine sadece Hamlet’ten annesine iyi davranmasını rica ediyor.
“Düşüncemizim katlanması mı güzel, zalim kaderin yumruklarına, oklarına, yoksa diretip bela denizlerine karşı, dur, yeter demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız bitebilir acıları yüreğin.”
Hamlet bu cümleleri kral, kraliçe ve Ophelia’nın babasının saklandığı yerde söylüyor, yani Hamlet’in duygu ve düşüncelerinden hepsinin haberi var ancak etrafındaki hiçkimse onun düşüncelerinin gerçekliğini kabul etmek istemediği için anlatılan şekilde anlamamaktan yana hareket ediyorlar çünkü hayatı saraylarda, bolluk ve bereket içinde geçmiş insanların hayatında üzüntü ve kedere pek de yer yoktur bu nedenle kederi yaşayanları anlayamazlar, tenezzül de etmezler.