İdeoloji: Milliyetçilik

Milliyetçilik Nedir? Milliyetçilik ideolojisi ne amaçlar? Milliyetçilik nasıl ortaya çıkmıştır?

1. MİLLİYETÇİLİK

Bu blog yazımızda milliyetçilik ideolojisinin tarihsel bağlamda otaya çıkışı üzerinde durulacaktır. Ancak öncelikle genel olarak milliyetçiliği yaratan tarihsel olaylara ve bir ideoloji olarak milliyetçiliğe değinilmesi gerekecektir. Sonrasında ise millet kavramının doğal olarak mı ortaya çıktığı yoksa bir şekilde kurgulandığımı sorusu üzerinde durulacaktır.

Milliyetçilik üç farklı anlamda kullanılabilmekte veya değerlendirilebilmektedir. İlk olarak milliyetçilik bir söylem ve retorik biçiminde kullanılabilir. Bu anlamda milliyetçilik dil ve düşünce biçimlerinin üretiminde kullanılmaktadır. İkinci olarak, milliyetçilik bir proje olarak görülür ve bu bağlamda kullanılır. Örneğin, iktisadi politikalar, devlet politikaları, ulus devlet inşa etme vb. amaçlar için kullanılır. Üçüncü olarak milliyetçilik bir değerlendirme biçiminde kullanılır. (Calhoun, 2007) Bu anlamda milliyetçilik ise bir ulusun üstünlüğünü savunana siyasi ve kültürel ideolojiler olarak görülür. Yani milliyeçilik üç farklı biçimde kullanılabilmektedir. Bu bağlamda milliyetçilik yalnızca bir doktrin değil aynı zamanda bir düşünce, konuşma ve hareket biçimi olarak görülebilir.


1.1. Tarihsel Bağlamda Milliyetçiliğin Doğuşu

Tarihsel bağlamda milliyetçiliğin hangi kökene dayandığına ilişkin farklı görüşler vardır. Ancak modern anlamda milliyetçilik esas itibariyle Fransız devrimi ile doğmuştur. Fransız devrimi öncesi millet kavramı 1800’lerde ABD’de ortak çıkar ve yarar üzerinden tarif edilmekteydi. Ancak bu Fransız devrimi sonrasında ortaya çıkmış olan etnisitiye, ulus devlet anlayışına dayanan bir anlama sahip değildi. (Hobsbawn, 2020)

Bu kapsamda özellikle 1830’lardan sonra millet “milliyet ilkesi” bağlamında değerlendirilmiştir. Çünkü o dönem yaşanmakta olan devrimci hareketler bunu dayatmıştır. (Hobsbawn, 2020) Bu bağlamda milliyetçilik tarihsel bağlamda dönüşüm geçirmiştir.

Bu dönemin en çarpıcı devrimi Fransız ihtilali olmuştur. Milliyetçilik de çok büyük oradan bu devrim sonucunda şekillenmiştir. Bu devrim ile birlikte monarşiye dayanan devlet biçimlerinden ulus devlet sürecine geçiş başlamıştır. Ulus devlet anlayışı ile beraber toriteryer devlet anlayışı da gelişmiş ve benimsenmiştir. Yine bu dönemde etkili olan aydınlanma dönemi ilkeleri de milliyetçiliğin modern anlamda doğuşuna ve şekillenmesine yön vermiştir. (Spencer & Wollman, 2020)

Bu kapsamda düşünüldüğünde ulus devlet anlayışına dayanan modern devlet Fransız devrimi ile beraber doğmuştur. Ancak modern devlet anlayışının veya bir ulus yaratma projesi ise ancak eğitim ile toplumun homejenleştirilmesine bağlı olarak gelişebilecek bir durumdu. İşte tam bu durumda milliyetçilik önemli bir işlev görmüştür. Aynı yönde modern devletin oluşumunda; vergi ödenmesi, askerlik gibi konuların açıklanması için de milliyetçilikten çokça yararlanılmıştır. (Kollektif, 2014)

1.2. Bir İdeoloji Olarak Milliyetçilik ve Çeşitliliği

Milliyetçi ideoloji, o ülkede yer alan bir topluluğu bir millet olarak ele alır ve düşünce yapısına buna göre kurar. Yani kendine özgü bir millet tanımı geliştirilir. Bu milletin çıkar ve değerlerinin üstün olduğu savunulur. Ayrıca siyasi egemenlik anlamında bağımsız fikrine dayanılır. Özellikle burada Wilson ilkelerinden biri olan “hakların kendi kaderini tayin hakkı” oldukça önemli yer tutar. (Kollektif, 2014)

Ancak tüm bunlara karşı milliyetçilik ideolojisi teoride zayıf olduğu söylenir. Çünkü içi boş bir ideolojidir. Milliyetçilik ideolojisinin evrensel ilkeleri yoktur. Bu nedenle birçok ideoloji ile içi doldurulur; temasa geçer, eklemlendirilir. (Kollektif, 2014) Bu kapsamda birçok milliyetçilik türü veya tipolojisi vardır. (Kollektif, 2021)

Tarihsel bağlamda milliyetçilik öncelikle liberalizm fikri ile bütünleşerek savunulmuştur. Sonrasında sınıf temeline dayanan(Marksist) bir milliyetçilik oluşturulduğu iddia edilir. Aynı yönde yeni Marksistler olarak tanımlanabilecek bir takım gruplar(Luxemburgcu, Eternasyonel) milliyetçilik üzerinden ideoloji temelli birtakım açıklamalarda bulunur. Otto Bauer ile milliyetçilik ve kültür arasındaki ilişki iyice ortaya konar, geliştirilir. Aynı yönde Lenin de milliyetçiliği sınıf eksenli olmak üzere özelliklede öz tayin bağlamında ele alarak yeni bir devletin inşası için kullanır. (Spencer & Wollman, 2020)

Esasında milliyetçilik Fransız muhafazakarlığı tarafından da kullanılagelmiştir. Özellikle bu durum muhafazakarlar karşısında yer alan liberal düşünce ile çeliştiği düşünülür. Ancak milliyetçilik ideolojisi başka ideolojilere eklemlenerek var olagelmiştir. (Spencer & Wollman, 2020)

Milliyetçilik ideolojisi toplum bilimlerinin özellikle sosyoloji, ekonomi ve pozitizm alanlarının incelenmesi alanlarına da yansımıştır. Gerçi bu çalışmalar da çok eski değildir. Ancak özellikle Drukheim ve Weber milliyetçliği bir olgu olarak inceler ve açıklamalarda bulunur. (Spencer & Wollman, 2020)

Milliyetçik dönemlere göre de farklı şekillerde oluşur, gelişir ve tezahür eder. 1870-1918 arasında yayılmacı bir milliyetçilik etkili olmuştur. Bu dönemde milliyetçilik bağlamında etnik kimlik çok daha önem kazanmıştır. 1918-1950 arası milliyetçiliğin küreselleşme süreci veya zirvesi olarak adlandırılır. Bu dönemde özellikle bir dönem milliyetçilik ırkçılığa, faşizme dönüşüyor. (Breuer, 2017) Ancak bu dönemin temel özelliklerinden biri de devlet sınırlarının milletin dili ile etnik kimliğini ön plana karılmasıdır. Bunun temel nedeni de 1917’de ortaya atılmış olan Wilson ilkelerinden biri olarak tanımlanan ulusun kendini tayin hakkıdır. 1980’ler sonrası milliyetçilik ise etnik/dinsel, etnik/kültürel milliyetçilikler oldukça artar. Makro milliyetçilikten mikro milliyetçiliğe kayışlar yaşanır. Ulus devlet içerisinde yer alan daha küçük toplumların da milliyetçilik anlayışı ortaya çıkar. (Kollektif, 2014) Yani kimlik milliyetçilikleri bu dönemde daha da artar. Sonuç olarak milliyetçiliğin oluşumu, gelişimi tarihsel süreç içerisinde de farklılaşır.

Milliyetçilik akımları öncelikle Osmanlı Devleti sonrasında ise Türkiye bağlamında da etkili olmuştur. Osmanlı devletinde tazminat ile birlikte milliyetçi akımlardan etkilenilmiştir. Özellikle 19. yüzyıl sonrasında İttihat ve Terakki ile siyasal iktidarı ele geçirilmiştir. Cumhuriyetin kuruluşu ile beraber de bu akım bir miktar farklılaşsa da özellikle Türk ulus kimliğinin ve devletinin kuruluşunda oldukça kullanılmıştır. Çok partili siyasal hayatta geçiş ile birlikte de birçok siyasi partide milliyetçilik anlayışı var olagelmiştir. Örneğin; Kemalizm, muhafazakar milliyetçilik, İslamcı milliyetçilik gibi kendisini göstermiştir.

 

1.3. Milletçiliğin Nasıl Doğduğuna İlişkin Farklı Görüşler: Değerlendirme

Milliyetçi ideolojinin en keskin tartışmaları doğuşuna ilişkin yaşanır. Millet mi milliyetçiliği doğurmuştur yoksa milliyetçilik mi milleti doğurmuştur. Millet kavramı doğal kökleri olan bir kavram mıdır yoksa bir şekilde kurgulanmışmıdır. Milliyetçiliğe ilişkin çalışmalar, tartımalar en çok bu sorular üzerine yoğunlaşır. Milliyetçilik ile ilgili birçok yazar farklı açıklamalar yapar. Ancak ortak oldukları nokta yalnızca retoriktir. (Calhoun, 2007) Bu konuda temel olarak iki görüş vardır. Birde daha orta yolu simgeleyen diğer bir görüş vardır. Bu üç görüşe öncelikle değinmek gerekir.

Özcü veya ilkçi yaklaşımı benimseyen ideologlar, düşünürler bir toplumdaki çeşitliliğini o toplumun temel karakteristik özelliğine indirger ve bu şekilde açıklarlar. Ayrıca bu özcü yaklaşım millet kavramının doğal olarak ortaya çıktığını; verili bir şekilde var olduğu ön kabulüne dayanırlar. Bu kapsamda özcü yaklaşım bir toplumu açıklarken tek bayrak, tek dil, tek vatan, tek kültür, tek etnisite üzerinden açıklamalarda bulunurlar. (Calhoun, 2007)

Özcü yaklaşıma göre uluslar tarihin ortaya çıkışından beri var olduğunu iddia ederler. Bunu ise kültürel benzerliklere, toplum içerisindeki güçlü duygusal bağların varlığına bağlayarak ortak bir milliyet oluşturduğuna iddia ederler. (Spencer & Wollman, 2020)

İlkçilerin önemli temsilcilerinden  biri olan Gertz, milliyeti ve etnik kimlik ilişkisini toplum arasında var olan güçlü bağlar ile açıklar. Ona göre milliyet verili bir şekilde var olmuştur; ilk topluluklarda, kabile toplumların dahi insan birbiri arasında güçlü bağlılıklar kurarak etnik kimliği oluşturmuşturlar. (Calhoun, 2007) Sonuç itibariyle ilkçilere göre milliyetçiliği oluşturan şey milletin kendisidir. Bunun tarihsel olarak bir kökeni vardır.

İlkçilere karşı inşacılar ise milliyetçiliği modern bir kavram olarak ele alır ve açıklar. Milliyetçiliği tarihsel ve sosyolojik kökenlerini inceleyerek temellendirirler. İnşacılara göre milliyetçilik ayrıca siyasal elitler aracığıyla da şekillendirilmesi gereken bir proje olarak da görülür. Milli kimlik oluşturmak için birtakım kültürel bağlar yeterli değildir ayrıca liderlerin ve ideologların toplumu harekete geçirmesi, yönlendirmesi gerektiğini savunurlar. Bu kapsamda milliyetçiler etnisiteyi insan eylemlerinin yönlendirilmesi ile açıklarlar. (Calhoun, 2007)

İlkçilerin aksine inşacılar kültürün gücü ile verili olarak millet anlayışını hafife alırlar. Onlara göre milliyetçilik duruma göre değişebilen ve daha geniş kapsamlı ve açık bir olgudur. (Calhoun, 2007) Bu nedenle aslında milliyetçilik milleti doğurmuştur derler.

İnşacıların önemli temsilcilerinde Gellner’e göre milliyetçilik modernizmin bir parçasıdır. Gellner, modern sanayi toplumları ile beraber milliyetçilik ortaya çıkmış ve gelişmiştir. (Kollektif, 2014) Hobsown ise milliyetçiliği modern devletin gerekliliklerine uygun bir ideoloji yaratığı için ortaya çıktığını iddia eder. Ona göre milliyetçilik ideolojisi modern devlet anlayışının bir gerekliliği olarak ortaya çıkmıştır. (Hobsbawn, 2020) Yani Gellner’den farklı olarak toplumu değil, modern devletin gereklilikleri üzerinden milliyetçiliği açıklar.

Bu tartışmada diğer bir görüş[1] ise Anthony Smith tarafından ortaya atılır. Smith’in görüşleri özcüler ile inşacılar arasında yer alan bir yere sahiptir. Smith’e göre milliyetçilik ne tarihsel kökenden bağımsız ne de modernizmden bağımsızdır. Ona göre modern milliyetçilik tarihsel olarak var olan bir kökene sahipti. Yani milliyetler daha önce var olan etnik kimliklere dayalı olarak ortaya çıkmıştır. Modernite ile birlikte bu etnik kimlikler evrilmiş ve milliyetçilik anlayışını doğurmuştur. Özellikle bu evrilmede bir toprak parçası, ortak isim, mit, anayurt, dayanışma duygusu gibi olguların önemli rol oynadığını savunur. Bu kapsamda Smith’e göre modern milli kimlik ile tarihsel etnik kimlik arasında var olan ilişki yadsınamazdır. (Spencer & Wollman, 2020)

Görüldüğü üzere milliyetçiliğin doğuşuna ilişkin çok farklı görüşler ortaya atılmıştır. Ancak kanımızca her toplumun millet kavramı kendi toplumsal, tarihsel koşularına göre değerlendirilmesi gerekir. Örneğin Türk toplumunu ele alabiliriz. Osmanlı devletinde millet ismini verilen bir toplumsal düzen vardı. Ancak bu düzen daha çok din eksenli bir ayrıma dayanıyordu. Bunun dışında etnik olarak bir ayrım gözetilmiyordu. Buna karşın Türk toplumun Orta Asya’dan gelen tarihsel ve sosyolojik bir kültür birikimi de vardır. Buda göz arda edilemez. Ancak millet kavramının bizde ortaya çıkması; birtakım kişilerce savunulması ancak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu da çoğunlukla Fransız devrimin etkisi şeklinde açıklanmaktadır. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte ise millet olgusu çok daha görünür hale gelmiştir. Özellikle siyasal elitler bir ulus inşa etme; modern devlet oluşturma fikriyle birtakım yönlendirmelerde bulunmuşlardır. Yani Türk Milleti esas itibariyle siyasal elitlerin yönlendirmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Ancak geçmiş yer alan tarih, kültür ve birtakım bağları bu süreçte kullanmışlardır. Bu nedenle Türk Milleti kavramı ile milliyetçiliğin açıklanmasında Smith’in görüşleri daha tutarlıdır denebilir. Ancak bu durum toplumdan topluma değişebilir. Keza, her toplumun farklı toplumsal koşulları ve tarihi vardır. Belki de Fransa toplumu ele alınacak olursa daha özcü bir yaklaşım ya da inşacı bir yaklaşım çerçevesinde doğru olacaktır. Burada temel belirleyici olan milliyetçiliği oluşturan, geliştiren tarihsel ve toplumsal koşulardır.


[1] Bu akım ve görüşler Etnosembolizm olarak ifade edilir.


Kaynakça

Atılgan, G. & Aytekin, E. A., 2012. Siyaset Bilimi. İstanbul: Yordam Kitap.

Breuer, S., 2017. Milliyetçilikler ve Faşizmler. İstanbul: İletşim Yayınları.

Calhoun, C., 2007. Milliyetçilik. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Hobsbawn, E. J., 2020. Milletler ve Milliyetçilik. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Kollektif, 2014. 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Kollektif, 2021. Milliyetçilik Tipolojileri. Ankara: Nobel Yayıncılık.

Spencer, P. & Wollman, H., 2020. Milliyetçilik. İstanbul: Yeşil Politika Yayınevi.