Kendinin En İyi Versiyonu: The Substance

Kim en iyisi olmak istemez ki? Eğlence sektörünün kadın vücudu üzerindeki olumsuz etkilerini The Substance filmi ile inceleyelim.

The Substance (Cevher) Coralie Fargeat tarafından yazılıp yönetilen 2024 yapımı bir vücut korku filmidir. Film, ünlü bir aerobik eğitmeni ve oyuncu olan Elisabeth Sparkle'ın (Demi Moore), yaşlandığını fark edip, gençliğini geri kazanma amacıyla gizemli bir madde kullanmasıyla başlar. Bu madde, Elisabeth'in sırtından daha genç bir versiyonu olan Sue'nun (Margaret Qualley) doğmasına neden olur. Türkçeye cevher diye çevrilen bu filmin orijinal adı maddedir. Film birbirlerine uyguladıkları bu maddeden ismini alsa da, aslında bu madde ile içindeki cevheri açığa çıkarttığı için güzel bir benzetme olmuştur. Bu yazıda eğlence sektörünün kadınlar üzerindeki güzellik algısını inceleyeceğim. Daha fazla spoiler görmeden trailerı merak edip izlemek isteyenler için:

Öncesinde oyuncu olan Elizabeth, yeni iş imkanları bulamadıkça aerobik eğitmenliği yaptığı bir programa başlar. Yıllar boyunca işini harika yaptığı için programı adeta kendi imzası haline getirir. Yaşlanmasına rağmen hala çekici bir fiziği ve güzel bir yüzü vardır ancak sektör onu eski haliyle aynı görmez. Patronunun daha genç ve güzel kadınlara yer açmak istediğini ve kendisinin fiziksel özellikleriyle dalga geçildiğini duyduğunda, Elizabeth için her şey o an değişir. Bir erkek gözünden çekici görülmediği için kariyeri bitme noktasına gelir, tabii hayatı için de aynı şey geçerlidir. Ancak bir fikir onu tekrar yaşatır. Neden daha iyi bir versiyonum olmasın?

Hastanede eline bir kağıt geçer ve o numarayı aradığında her şeyin daha iyi olduğu söylenir. Elizabeth daha fazla dayanamaz ve kendisinin en iyisi olması için çabalar. Söylenilen depodan aldığı maddeler bir kendisi bir de yeni doğacak olan kişi içindir. Her hafta aralarından biri yaşayacak şekilde yer değiştirmeleri gerekir. Elizabeth aldığı maddelerle sırtından Sue'yu çıkarır ve Sue, Elizabeth'in omurilik sıvısıyla beslenir. Bir nevi Elizabeth onun için yaşam kaynağıdır, hayatını ondan alır.

Sue'nun ilk yaptığı şey Elizabeth'in yerini almak olur. O da bir aerobik eğitmeni olarak Elizabeth'in kovulduğu programa başlar. En kısa zamanda güzelliği ve fiziğiyle dikkatleri üzerine çeker. Dünya onun etrafında dönmeye başlar; popüleritesi artar, iş teklifleri gelir. Elizabeth'in artık yaşayamadığı gençlik yaşamını eğlencenin doruk noktalarında yaşar. Yer değiştirme sırası geldiğinde ise Elizabeth sadece televizyon başında oturur ve hiçbir şey yapmaz. İçten içe Sue'nun bu yükselişini kıskanmaya başlar.

Elizabeth artık unutulmuş yerine Sue gelmiştir. Billboardlarda onu gördükçe içini öfkeyle karışık kıskançlık kaplar. Aslında onlar bir bütündür; Sue ve Elizabeth aynı kişidir ancak Sue hep daha iyi olacaktır. Bunun nedeni ise sadece ondan daha genç olması, insanların kalıplaşmış beden algılarına daha iyi uyum sağlamasındandır. Kim güzel ve genç bir kadın varken yaşlı biri olmak ister ki!?

Elizabeth özgüvenini geri kazanmak için eski bir arkadaşıyla randevu ayarlar. Bu sahneyi her kadını anlayabileceğini düşünüyorum. Güzel bir elbise giyip makyaj yapar ancak aynada gördüğü istediği Elizabeth değildir. Üzerini değiştirir, makyajını değiştirir ama istediği o Elizabeth asla olamaz. Her aynaya baktığında Sue'nun gözlerini üstünde hisseder. Ne kadar çabalasa da onun kadar güzel olamayacağını bilir. En son bütün makyajını hınçla çıkararak o randevuya gitmez.

Elizabeth'in tamamen kaybolan özgüveni yerine Sue kendinden emin adımlar atmaya ve kariyerinde yükselmeye devam eder. Bir gece, artık bir haftasını tamamlamış olan Sue, daha fazla yaşamak ister. Bunun için Elizabeth'ten daha fazla sıvı alır. Haftalık döngü bozulduğu için istenmeyen bir şekilde Elizabeth'in vücudunda değişiklikler meydana gelir; önce eli sonra ayağı en son ise tamamen kendisi çürür. Çünkü Sue daha fazla zaman için Elizabeth'in yaşamından çalar. Elizabeth'in depresif ve kirli yaşamına sinirlenen Sue, kendine neredeyse bir yıl yetecek omurilik sıvısı depolar. Tek isteği Noel şovunun mükemmel geçmesidir ama işler istediği gibi gitmez. Son güne gelindiğinde aldığı sıvılar biter ve bu sefer de Sue'nun vücudu parçalanmaya başlar. Sue, güzelliğini kaybederse hayatındaki her şeyi kaybedecektir. Bir daha eğlence sektöründe tutunamayacak, yapımcılar tarafından istenmeyecektir. İşte o an aklına bir fikir gelir: Neden daha iyi bir versiyonum olmasın?

Sue maddeyi tekrar kullandığında Elizabeth'le aynı vücutta uyanır. Aslında en başından beri bir bütün olan bu ikili, kendi iç çatışmalarından bir canavar ortaya çıkarmıştır. Film yorumlarına genel olarak baktığımda korkunç bulmayan çok kişi olduğunu gördüm ancak bu bir vücut korku filmi. Fotoğrafını buraya koyamayacağım bir halde vücudu çökmüş şekilde uyanan Elizabeth'i görünce korkmayan var mıydı? Her hafta vücudunun değişimi ve final şeklinde aldıkları o form gerçekten inanılmazdı. Son sahnesinde ise Elizabeth ve Sue'nun toplum güzellik algısına uymak için hayatlarını feda ettikleri savaş çok güzel bir şekilde anlatılmıştı. Filmin en başından beri anlatılan bir bütün olma olayını iliklerimize kadar hissettirdiler.