Klasik Demokrasinin Yapı Taşı: İngiltere

Güneş batmayan imparatorluk İngiltere'nin klasik demokrasi üzerindeki etkisi.

Klasik Demokrasiye Genel Bakış

Aslında demokrasi sözcüğü ilk bakışta net bir tanıma sahip gibi gözüksede her yerde aynı şeyi ifade etmeyebilir. Bir örnek verecek olursak Batılı devletlerin sahip olduğu demokrasi biçimi, bazıları tarafından doğru olan gibi algılanırken başka kesim için hala belirli sınıfın çıkarlarını koruyan sistemden ibarettir. Bu farklı biçimde varoluş akıllarda bunun sebebi ne olabilir sorusunu bırakabilir. Tarihsel sürece baktığımızda, her ülke çeşitli hadiseler içerisinde oluşumunu tamamladığından bazı unsurlar birbirinden farklı şekillenir.

Klasik Demokrasinin İlk Adımları

11. yüzyıl İngiltere’sinde tarım, toplumun en önemli uğraşıydı. Soylular kontrol altında tuttukları toprakların vergilerini takip ederdi. Birçok tarımsal bölgelerde gelişim sonucunda fazla ürünler ortaya çıkmaya başladı. İngiltere topraklarındaki tarımsal fazlalık, soylu ve kral arasındaki çekişmeyi artırmaya başladı çünkü iki tarafta bunları nasıl pay edeceğini bilemiyorlardı. Bunun ışığında ilk anayasal belge olarak da andığımız Magna Carta (1215) imzalandı ve artık soylular da vergiler üzerinde söz sahibi oldu.

Ferman ortaya çıktığı zamandan itibaren direkt benimsenmedi ve hatta Papa III.Innocent, krala eğer bu fermanı yok saymak isterse destekçisi olacağını bildirdi. Kral I. Edward ile sözleşme daha net biçimde ülkeye yerleşti çünkü yönetimdeki verilecek kararların sorumluluğunu paylaşmak ona kolay geldi.

İngiliz Parlamentosu

İngiliz parlamentosu, klasik demokrasinin önemli ayaklarından biridir. Sistem seçime dayalı ve temsil niteliği olan parlamentodan oluşuyordu. İlk önce İngiltere’de ortaya çıkıp ardından diğer bölgelerde de kendini gösterdi. Ayrıca parlamentoda Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası olmak üzere iki grup bulunuyordu. Toplumun yaşadığı gelişmelerle burjuvazi önem kazanırken yeni sınıf etkinliği arttı. Gelişen İngiliz pazarıyla birlikte ulus oluşmaya başladı ve ulusal dil de bu yüzyıl içerisinde ortaya çıktı. 

Kapitalizmle Birlikte Gelen Değişimler

16. yüzyılda kapitalizm etkisini tarımda gösterdi. Toprak sahipleri sadece ürünleri satmayı değil onlardan kâr elde etmeyi de hedeflediler. Bu yüzden soylular kontrol ettikleri toprakları çitlemeye ve fazla köylü nüfusundan kurtulmaya çalıştı. Literatürde ise buna çitleme adı verildi.

Kral VIII. Henry, krala bağlı olan bir Angilikan kilisesi kurarak farklı bir boyut açtı. O zamana kadar krallıklarda Katolik kilisesi hakimdi ve bu kilise papa kontrolünde devletin topraklarını denetliyordu. Angilikan kilisesi ile topraklar kapitalist kesimin eline geçmeye başladı.

Bütün bu değişimler yaşanırken işçi sınıfı kendini gittikçe belli ediyordu. Toplumda ayaklanmalar yaşanırken kralın yeni vergi önerileri Avam Kamarası tarafından kabul edilmedi ve parlamentodan fesh edilince geriye sadece Lordlar Kamarası kaldı. Ardından bu topluluk kendi arasında toplanarak ayaklandılar. İngiltere’de kral ve bu grup arasında iç savaş çıktı. Oliver Cromwell adlı bir çiftçi, kurduğu modern savaş teknolojisi ordusuyla kralı mağlup etti. Bu galibiyetin ardında krallık ortadan kalktı ama yeni sorunlar baş verdi. Kapitalizmin gelişmesiyle birlikte gittikçe yoksullaşan halk eşitlik bekledi. Leveler diye de adlandırılan bu gruba göre ilk adım, kaynakların eşit dağıtılması olmalıydı fakat soylular ve burjuvaziler şaşırtıcı olmayacak şekilde buna karşı çıktılar. 1649’da kral idam edildikten sonra İngiltere’de Cumhuriyet ilan edildi. Belirli sürenin ardından Cromwell vefat etti ve krallık yeninden doğdu. 

Sanayi Devrimi

İngiltere 18. yüzyıl ile meşruti monarşi etrafında şekillenirken birbirinden farklı kapitalist alanlarda büyümeye devam etti. Ticaret canlılığını korurken imalathaneler açıldı ve esnaflar burda çalışarak tüccarların kendi mallarını üretmesine yardımcı oldu. Manifaktür dönem olarak bilinen bu süreçte kâr için büyümeye gidilip daha fazla iş gücüne ihtiyaç duydular. Bu sırada lonca tipi örgütlenmeler yavaş yavaş silinirken daha fazla üretim kapasitesine sahip birimler onların yerini aldı.

Makinelerin de akışa katılmasıyla manifaktür düzeyindeki üretim fabrika düzeyine geldi. Sanayi devrimi, buharlı makinalar ile mal sahiplerine daha fazla kâr sağlarken gelişen teknoloji düzeni başka boyuta taşımaya devam etti. Tahmin edilebilirki makineleşme işsizlik problemini de beraberinde getirdi çünkü artık birçok işçinin yaptığı şey teknoloji tarafından sağlanıyordu. Toplumda Luddistler diye hitap edilen bu işçi grupları, makinelere zarar vermeye başladı fakat bir süre sonra fabrikalaşan sistemin yeni iş imkanları getirmesi onları durdurdu.

Aslında klasik demokrasiye baktığımızda genel olarak üç ülkenin tarih sahnesindeki gelişiminden ilerledi. Bunlar; Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bu yazıda ise sadece küçük bir yapı taşına yer verildi. 

Kaynakça:

Gencay ŞAYLAN, “Klasik Demokrasinin Oluşumu,” Çağdaş Siyasal Sistemler, (Ankara:TODAİE, 1981), s. 36-95.