Louis de Rouvroy

Namıdiğer Dük Saint Simon

Aslen Franzsız olan ve 16. yüzyıl da ön plan çıkmayı başarabilmiş Louis de Rouvroy, Dük Saint Simon olarak da bilinir. Hayatının büyük bir bölümünü sarayda yaşayarak geçirmiştir. Devlet memurluğu kariyerinin yanı ünlü bir yazar olarak da kendini tanıtmayı başarabilen bir isim de olmuştur. Ününün büyük bir kısmını saray hayatını anlattığı günlükler sayesinde kazanmıştır. Bu günlüklere ve toplanan yazıtlara “Anılar” ismi verilmiştir. Yazdığı yapıtlar döneminde tartışılmış olsa bile geçmişe bir ayna tutması açısından önemli bir kaynak olarak da görülmektedir. Simon’un anlatıları sayesinde günümüzde araştırmacılar ve konuya merak duyanlar olarak 16.yüzyıl Fransa’sınn saray hayatı hakkında bilgi alabilmekteyiz. Gelin hep birlikte bu ilginç ismin hayatına bir göz atalım. 


Çocukluğu ve Kariyerinin Başlangıcı

Tam adı Louis de Rouvroy duke de Saint Simon’dur. Kaynaklarda Simon’un 16 Ocak 1675 yılında doğduğu görülebilmektedir. Babası sayesinde çocukluğundan bu yana saray hayatının içinde olmuş ve soylularla iç içe bir hayat geçirmiştir. Babası ilk dük olan Claude’dır. Babası Louis’in aksine daha sakin ve sessiz yapıda bir hayatı tercih ediyordu. Kendisi ayrıca tarih de ikinci ve son “Saint Simon” dükü olarak da bilinmektedir. Gençlik yıllarında kendisinden beklendiği üzere askerlik hizmetini büyük bir özveri ile 1702’de tamamladı ve daha sonra sarayda yaşamaya başlayarak Kral XIV. Louis’ın himayesinde çalışmıştır. Kaynaklara göre kariyerin başlangıç aşamında Louis, Versay Sarayı'nın içinde oldukça küçük sayılabilecek bir gözlem evinde yaşıyordu. Bu yaşadığı dönem esnasında Chevreuse ve Beauvilliers Dükleri’nin dostu da olmuş ve soylularla bezeli olan çevresini genişletmeyi başarmıştır. İlerleyen dönemlerde başarıları sayesinde 1705 yılında Roma ve daha sonra 1721 yılında Madrid’e büyük elçi olarak atanmıştır. Bu atamalar Simon’un kariyeri için büyük bir atlama da olmuştur. Ailesi ve çevresi soylu sınıfına ait olmasına rağmen kaynaklarda Louis’in çok fazla saray hukukunda söz sahibi olamadığını görebilmekteyiz. Bunun nedeni ise sürekli olarak yan olarak sayılabilecek rollerde yer alıyor olmasıdır. Örnek vermemiz gerekirse, büyükelçilik, devlet başkanın dostu olma özverisini kazanmak, Fransız tahtının gelecek yılllardaki varislerleriye kurduğu dostluklarla gibi alanlarda bilinmekteydi. Onun ününün ön plana çıkmasını sağlayan yegane şey ise Fransız edebiyatına kattığı yapıtlar olmuştur. Simon’un ailesine gelecek olursak, 1695 yılında Marie Gabrielle ile evlenmiştir. Bu evlilikten üç çocukları doğmuştur. Çocuklarının isimler ise; Charlotte de Rouvroy, Jacques Louis de Rouvroy ve son olarak Armand Jean de Rouvroy’dur.


Louis'in “Anılar” adlı Yapıtı

Başlıkta da bahsi geçen “Anılar” Fransız edebiyatının önemli ve özgün parçalarından birisi olarak anılmaktadır. Anılar’ın büyük bir bölümü XIV. Louis’ın saltanatının geçtiği yılları kapsar. Kimi kaynaklarda bu toplanan anıların 1729’dan 1738’e kadar bir zaman çizelgesini kapsadığı söylenir. Anıların içerdiği lakosyon ise Versay Sarayı'dır. Kaynaklarda, bu yapıtın günümüzde bile en kapsamlı saray hayatı anlatısı olarak ön plana çıktığı da söylenmektedir. Yazılarının ön plana çıkması ve ün kazanması maalesef ki Simon’un ölümünden sonra olabilmiştir. Kaynaklarda ondan bahsedildiği üzere kendisi oldukça fazla çalışkan ve yorulmak nedir bilmeyen düzeyde sayılabilecek bir yazardı. Bunun nedeni ise saray hayatı boyunca topladığı tüm bilgileri ve dedikoduları kalem kalem not almaktan geri durmamasından geliyordu. Ayrıca kaynaklarda, bu bahsi geçen toplama işlerinin oldukça erken sayılabilecek yaşlarda başladığını görebiliyoruz. Ölümünden sonra topladığı el yazmalarının bir çoğuna zamanının kraliyet gücü tarafından el konulduğunu da söylemeliyiz. Bu durumun oluşmasında en büyük sebeplerden birisi de saray entrikalarına çok fazla yer vermesi ve kişiliklere çok fazla vurgu yapması gösterilebilmektedir. Son olarak Fransız edebiyatı için oldukça fazla önem içeren yukarıda bahsettiğimmiz “Anılar” adlı eserin yayınlanması 19. yüzyılın başlarına kadar maalesef mümkün olamadı. Eserin en başarılı baskı ise “de la Pleiade” de yayınlanan baskısı olmuştur.



Louis'in Edebi Dili

Kaynaklarda kimi araştırmacalar tarafından Louis’in el yazmalarını toplarken kullandığı edebi dilin kuru sayılabilecek düzeyde olduğu söylenmektedir. Kuru kavramını açmamız gerekirse, Louis'in yazıların tonlamaları oldukça sade ve yalın, aktarmak isteneni doğrudan aktaran bir önerge eşliğinde ilerliyordu. Tüm bunların yanı sıra yazıların genel içeriğinde gerçekçi bir duygu da vardı. Kimi kaynaklarda ise, Louis’in aktardıklarının tamamıyla doğruları aktarmadığını ve dar görüşlü olduğunu savunan yorumlarda yapılmaktadır. Bunun nedeninin ise Lous’in dedikoducu bir üslüp gözetmesi ve zamane düşmanlarına karşı oldukça acımasız yorumlar yaparak kayıtlara kişileri bu şekilde geçirdiği ile alakalı olan tezlerdir. El yazmalarının birçok bölümünde taşlamalara sıklıkla da rastlamamız mümkün olmaktadır. Uzun betimlemeler yapmayı sevdiği ve kelime dağırcığı oranın zamanına göre yüksek seviyede olduğu da görülmektedir. Louis ayrıca eşitlik kavramına muhalif bir isimdi. Soyluluk yanlısı bir portre çiziyordu.

Ayrıca, kısa bir bilgi olarak, bazı kaynaklarda Louis’in “entelektüel” kelimesini yapıtlarında isim olarak geçiren ilk yazarlardan birisi olduğu savunulmaktadır. Birçok yerde de “vatansever” ve “tanıtım” gibi kelimelerin Louis tarafından ilk kez kullanıldığı kabul edilir. Fransız edebiyatına ve dünya edebiyatına katkılarından dolayı saray yaşamını biz okuyuculara anlatmasının yanında, edebiyat çevrelerinde oldukça önemli karaktere sahip bir isim olarak da bilinmektedir.

Sonuç

Louis döneminin burjavasını tamamıyla yansıtan ve eşitlik kavramına muhalif olan bir yazar ve soylu olarak ön plana çıkmaktadır. Döneminde yaşadığı ortam ve çevresi göz önüne alındığında bu oldukça normal görülebilecek durumdur. Ayrıca soylu haklarını savunan bir portre çizdiğini yukarıda anlatmıştık. Kendisinin bu yönden kaynaklı olarak evanjelik bir tarafı da vardır. Onun için özellikle kanın saflığı kraliyet söz konusu olduğunda çok önem arz etmektedir. Louis devlet erkanıyla sık sayılabilecek dostluklar kurmuş ve yan rollerde olsa da elçilik gibi önemli alanlarda çalışmıştır. Fransız ve dünya edebiyatına kazandırdığı “Anılar” ise saray hayatının tüm normlarını büyük bir çıplaklıkla göz önüne serdiği için oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra “Anılar” adlı eser maalesefki günümüzde çok az dile çevrilmiş, eserin sadece İngilizce, Fransızca ve Almanca versiyonları bulunmaktadır. Literatür taramasında “Anılar” üzerine çok fazla Türkçe çalışmanın da bulunmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Tüm bunlara rağmen 16. yüzyıl Fransası’nın saray hayatını merak eden meraklı okuyuculardansanız “gutenberg” kaynağından İngilizce versiyonunu okuyabilirsiniz.

Kaynaklar

Brittanica, Louis de Rouy

Chateau de Versailles, Saint- Simon

Encylopedia, Duc De Saint- Simon

Gutenberg, Memoirs of Louis XIV, And His Court And of The Regency, by The Duke of Saint-Sion

Hanover, Duc de Ssaint-Simon

New Advent, Louis de Rouvroy, Duc de Saint- Simon