Lütenitsa

Lütenitsa yalnızca bir sos mudur? Birkaç cümleyle düşüncelerimi yazdım.

Geçen günlerde markette reyonlara göz gezdirirken karşıma çıkan bir ürün kısa süreliğine şaşkınlığıma neden olurken aynı zamanda ilgimi çekmeyi başardı. Belki de herkesin değil ama çoğu kişinin bildiği ya da en azından ismini duyduğu bir ürün olan lütenitsa, artık Türkiye'deki marketlerin raflarında da yerini almaya başlamış. Fakat beni en çok düşündüren ise etiketinde yazan ve bu ürünün ne olduğunu anlatmaya çalışan ''sos'' tanımı oldu. Özellikle göçmenler çok iyi bilirler ki lütenitsa sadece sos tanımından daha fazlasıdır. Gerek sabah kahvaltılarında ekmeğe sürülerek ve hatta tercihe bağlı olarak sürülmüş ekmeğin üzerine peynir serpiştirilerek, gerek öğle ve akşam yemeklerinin sofralarından eksik bulunmayan, kısaca günün her öğününde yenilebilen en temel yiyeceklerden biridir. Küçük bir cam kavanoza konulana kadar ise ürünün geçtiği aşamalar oldukça zahmetlidir bana göre. Balkanlarda yaşayanlar ve göçmenler genellikle lütenitsayı satın almak yerine kendileri yapmayı tercih ederler. Aralarında elbette bir noktada tat farklılığı olmasına rağmen iki ayrı yapımın da kendine has lezzetleri vardır.


Lütenitsa, yaz mevsiminde yapılmayı tercih edilir ve önlerinde bulunun uzun bir yıl için depolanır. Tüketildikçe yeni bir kavonaz hatta göçmenlerin tabiriyle ''burkan'' açılırak yenir. Olgunlaşmış ve genelde kendi bahçelerinden topladıkları domatesleri manuel öğütücülerden -kullandıkları öğütücü genelde kırsal kesimde kullanılır- geçirerek hem ezerler hem de domatesin kabuğu soyulmuş olur. Tercihe göre kırmızı biberler konulduktan sonra şeker, tuz ve ayçiçek yağı ilave edilerek saatler süren kaynatma işlemi başlar. Fakat bu karışım mutfak ocaklarında değil, güçlü ve harlı bir ateşte kaynatılır. Bu kaynatma işlemi ise ya bahçesi olan evlerde ateş yakılarak ya da sobaların üzerinde gerçekleştirilir çünkü yaptıkları lütenitsa tüm yıl için hazırlandığından büyük kazanlarda yapılır ve haliyle ocaklar bu tür işlem için yeterli değildir. Ardından karışım koyulaşıncaya kadar kaynama işlemi devam eder ve kıvama geldiğinde ise kavanozlara doldurulur, ağızları havayı alacak şekilde kapatılır ve bezle sarılarak soğumaya bırakılır.


Anlatımı her ne kadar kısa ve yapılışı basit gibi görünse bile son aşamaya gelene kadar tüm gününüzü bunun için ayırmış olduğunuzu fark edersiniz.