Medusa’ya Giden Yol: Kaderin Kaçınılmazlığı (Bölüm 3)
Kader cesurlara yol açar… Ama Perseus’un yolu, ölümcül bir gölgenin içine uzanıyordu.
Perseus kendini ne kadar büyük bir tehlikenin içine attığının farkına sonradan varmıştı. Yılan başlı Medusa’yı öldürmek neredeyse imkansızdı ve ayrıca onun nerede olduğunu bile bilmiyordu. Ancak kader cesurların yolunu her zaman açardı. Bu bölümde bu zorlu görev için Perseus’un hangi hazırlıkları yaptığına birlikte şahitlik edeceğiz.
İşte işler tam olarak burada karıştı. Başına çok büyük bir bela almıştı. Aklı başında kimse bunu yapmazdı çünkü Medusa Gordonlardan biriydi. Medusa yılan saçlı, kanatlı, ona bakan herkesi taşa dönüştüren bir canavardı. Yani onu öldürmek oldukça zordu. Ayrıca Gordonları nerede bulacağını da bilmiyordu. Birtakım çabadan sonra onu izleyen iki büyük tanrıdan biri yardımına koştu. Yola devam ederken ucunda kanatları olan bir asa taşıyan, kanatlı şapka ve sandalet giyen tuhaf ve genç bir adam ile karşılaştı. Onu görünce içini umut kaplayan Perseus bunu rehber ve iyilik veren Hermes’ten başkası olmayacağını anlamıştı.
Bu güzel varlık ona Medusa’ya saldırmadan önce hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Bu süreçte ihtiyacı olan her şeyin Kuzey’in perilerinde olduğunu da ekledi ama Kuzey’in perilerine ulaşmak da öyle kolay değildi. Onların nerede olduğunu ancak Gri Kadınlara sorarak bulabilirlerdi. Loş ve alacakaranlık bir diyarda yaşayan üç kadının hepsi yaşlılıktan solmuş ve grileşmişlerdi. Oldukça da tuhaflardı çünkü üçünün sadece bir gözü vardı. Bu bir gözü tak çıkar yaparak sırayla kullanıyorlardı. Bu fırsat bilen Hermes bir plan yaptı. Üç kadından birisi gözü çıkarttığında hiçbiri görmüyor olacaktı ve bu sırada Perseus onların elinden gözü alıp eğer Kuzey’in perilerine nasıl ulaşacağını söylemezlerse gözlerini geri alamayacakları hakkında tehdit edecekti.
Uzun alacakaranlık diyarına Hermes’in sayesinde gittiler ve Gri Kadınları buldular. Perseus planlarını gerçekleştirip bu kadınlara her şeyi söyletti. Onlara gözlerini geri verip kendine gösterilen yolda devam etti. Tam olarak nasıl gideceğini bilmese de Kuzey perilerinin bulunduğu Hyperborean’a gitmek zorundaydı. Neyse ki yanındaki Hermes sayesinde neşeli ve her zaman ziyafet verilen bu diyara ulaştı. Perseus’a çok iyi davrandılar ve ona ikramlarda bulundular. Onun işine yarayacak üç tane önemli hediye verdiler: kanatlı sandaletler, her zaman duruma göre uygun boyuta ulaşan sihirli bir cüzdan ve giyen kişiyi görünmez yapan bir başlık. Hermes de Perseus’a kılıcını verdi. Athena ise göğsünden çıkarttığı brozn kalkanı ona verip Medusa’ya saldırdığında buna bakmasını söylemişti. Böylece Medusa’yı bir aynadaymış gibi görecek ve lanetli gücünden kurtulabilecekti.
Perseus artık yalnız değildi; tanrıların rehberliği ve sihirli armağanlarla donatılmıştı. Önünde ölümcül bir görev, elinde tanrısal güçler vardı. Ancak kaderin yolunu yürümek cesaret gerektirirdi. Artık geri dönüş yoktu—Medusa’nın diyarına adım attığında ya zaferle dönecek ya da sonsuza dek taş kesilecekti.