Modern İnsanlarız: Redd'den Bahsedelim
"Güzel bir özgürlük var bu gece."
"Bana gelince hayat neden masalsız?"
Her ne kadar günümüzde aşk temalı şarkılarıyla bilinse de Redd, Türkiye'den çıkmış en cesur gruplardan biri. Nefes Bile Almadan, Öperler, Mutlu Olmak İçin gibi 50/50 albümünün popüler şarkılarını saymazsak, 2000'ler Türkçe rock camiasında protest müzik tonlarıyla ön plana çıkan bir gruptu aslında. Dönemin politik gündeminden, aynı zamanda bireyin iç dünyasındaki problemlerinden ilham alarak sanatını icra eden grup, onları tanıdığım iki sene içerisinde beni en çok bu sesiyle etkiledi. 2005 yılında Redd adı altında piyasaya çıkıp, 7 yıl boyunca da bu alternatif protest tonlarına ve insanı sorgulamaya iten sözlere istikrarlı bir şekilde sahip çıkmışlar. Bu yıllar, çocukluğumun hayal dünyasında Green Day, Linkin Park gibi grupları abi ablalarımdan görüp özendiğim ve ister istemez protest müziğin tohumlarını içimde yeşerttiğim yıllardı. Bu sebeple grubun gelişimini günü gününe takip edecek bir fırsatım olmadı. Grubu tanıdığımda ise toplumun genç ve öfkeli kesiminde yer alıyordum, ve sanırım hâlâ oradayım.
Fakat yazımın başında da belirttiğim gibi, Redd, her ne kadar Falan Filan şarkısıyla global bir grup haline gelmiş olsa da insanlar şarkılarda aşk, sevgi ve bunların getirdiği derin duyguları dinlemekten zevk alıyorlardı. Bu mesele de benim Redd'e hayran olduğum şarkıların köklerini kurutmuş olacak ki, yıl 2016'ya gelip Mükemmel Boşluk albümü çıktığında, bir şarkı dışında (bu Kafakafka oluyor) protest tonlar tamamen yok oluyor. Önce geçmişe bir bakalım, sonra da neden bugün çıkan yeni ama eski şarkı Modern İnsanlarız'ın gerçek Redd olduğunu anlatayım.
Redd'in Türkiye'de müzik listelerinde birincilikten birinciliğe atladığı ve adlarını duyuran albümleri, 2006 çıkışlı Kirli Suyunda Parıltılar oldu ve MTV World Chart Express programında Falan Filan adlı parçaları on numaradan Küresel piyasaya giriş yaptı. Bu albümü ünlü yapan parçalara baktığımızda hiçbirinde aşk duygusunu göremiyoruz. Hâlâ Aşk Var Mı? başından sonuna kadar bütün din ve inanç öğelerini; hayatımız boyunca bize dayatılan modelleri ve masalları sorgulayıp modern toplumu eleştiren bir yapıya sahip:
"Bir melek, bir tanrı, bir şeytan var mı?
"Bir çirkin, bir güzel, hâlâ aşk var mı?"
(Burada sorgulanan aşkın romantik olmadığına hemfikiriz sanırım...)
Sırada 21 var. 21 bence Redd'in bu dünyaya bırakmış olduğu en değerli yapım. 21 albümü, başından sonuna bir karakterin sancılı hayatını anlatan deneysel bir albüm ve en uzun Redd albümü. Hayata tutunmanın zorluğu, düşüncelerinin baskılanması, aşkta başarısızlık ve geçmişe özlemi konu alıyor ve hikâyenin sonunda bir kırıntı umutla sözlerini bitirip hayata veda ediyor bu karakter. Bu albümü ortaya çıkaran şarkı aslında bir aşk şarkısı, hepimizin bildiği Aşktı Bu. Ancak albümde 21 şarkı içinden aşkı konu alan sadece 5 şarkı var. Bu albümde de Redd'in politik yanına odaklanalım:
"Fikrime barut kokusu sokuldu
Medeniyeti ararlarken"
Hrant Dink suikasti ve gazeteciler için yazılmış Özgürlük Sırtından Vurulmuş, başlığından da anlaşıldığı üzere bir düşünce özgürlüğü, kendini özgürce ifade etme savaşını, ancak verilen savaştaki mağlubiyeti anlatıyor. Düşünce kavgalarının silahlarla susturulmaya çalışıldığı dönemlerde yaratılan bu parça, ilk dinlediğimde beni yarım saat kendine kilitlemeyi başarmıştı.
Yıl 2012'ye geldiğinde bize Hayat Kaçık Bir Uykudur ile Şebnem Ferah'lı Redd sunuldu ve bu bomba albümün geri kalanını biraz gölgede bıraktı, Redd'i bir yerlerden duymuş birinin bile aşina olduğu Sevmeden Geçer Zaman ile birlikte bu albüm, Redd'in protest müzikteki etkisinin azaldığını göstermeye başladı. Yine de, bu albümde öyle bir şarkı var ki:
"B-O-M-B-A değil, kitap bu."
Telved Litak, çok derin bir noktayı, çok uzak bir mesafeden, serçe parmağıyla işaret ediyor. Alıntıladığım sözlerde aslında anlayacak çok şey var ama biz çok uzatmayalım, isteyen bu şarkı hakkında bir sürü entry bulabilir, grubun vokalisti Doğan Duru'dan açıklamalar da bulabilir. Neme lazım, Öperler...
Bu albümün sonunda artık ne oldu, ne bitti bilinmez ama Redd önce ufak bir dağılma yaşayıp üç kişiye düştü, sonra iki albüm daha çıkardı ve bu iki albüm içinde ''Redd politik şarkı yapmış," diyebileceğimiz tek bir şarkı vardı ve adını gruba aşina olan pek çok insan muhtemelen duymamıştır: Hadi Salla.
2023 yılında dört single çıkaran grup bunlardan üçünü aşk için yazmadı, ama artık o ivme çoktan kaybolmuş olacak ki, eski Redd havasını hissettirmiyordu. Bunların dışında Şimdi Seni Bulsam ise Spotify'da 1 milyondan fazla dinlenmişti.
İki cover ve iki single'dan sonra grup, 7 Mart tarihinde yani bugün, uzun zaman önce yaratıp da albümlerde kullanmadıkları Modern İnsanlarız'ı yayınladı. Bu şarkı maalesef yeni bir parça değil ama Redd'in bu hâlini sevenler için bir ilaç niteliğinde. Çok uzun bir şarkı olmasa da sözlerinden eski Redd fışkırıyor ve insanı kendisiyle yüzleştiriyor:
"Modern çağların paslı karanlık aynalarında
Kendimizden geçeriz kendimize baktıkça."
Paslı karanlık aynalar, günümüzün belirlediği güzelliklerin standartları, berrak yansımalarımızın bu standartlarla kirlenmesi, kirli ve yanlış görüşümüzün yine de bizi etkileyişi olarak yorumlanabilir bu iki satır.
"Yeni dünya kurgusu bitmeyen komplosu kaosu
Cepte sahte duygular kalpte yaşar şeytanlar."
Günümüz sistemine, düzenine vurgu; medyanın, politikanın oluşturduğu düzene vurgu var. Düzenin içinde yaşamak için şeytan ile yapılan iş birliği ile insanın sahteleşmesi ve güvenin solup gitmesini yüzümüze çarpıyor.
"Savaş da aşk da bize tuzak
Savaş ve aşk bize tuzak."
Redd, burada kendine gönderme yapıyor diye yorumlamak istiyorum. Acaba bunca zaman yarattıkları dünya için yazdıklarına mı ima ediyorlar?
"Dönüyor dünya döndükçe çirkinler güzele
El pençe divan duruyor kahinler zalime"
Buradaki çirkin her şey olabilir. Belki günümüzde gelişen Woke kültürüne bile gönderme yapmıştır Doğan Duru, ama şarkının geçmiş yıllarda yazılmasına ve genel mesajına bakarsak bu yüksek ihtimalle adaletsizlik. Dünya döndükçe adaletsizlik büyüyor mesajı var. Kötüler ödüllendiriliyor, çirkinlikler güzellik gibi sunuluyor. “Kahinler” yani bilge insanlar ya da doğruyu söylemesi gerekenler, zalimlerin karşısında susuyor veya boyun eğiyor.
"Çivi çakarlar tabutumuza doğmadan fikirler
Güce tapan insanoğlu önce aydını zehirler"
Ne demiştik? ''Fikrime barut kokusu sokuldu, medeniyeti ararlarken." Zaman geçti ve artık aklımızdan geçenler ses tellerimizi titretemeden mezar oldu, önceden silahı olan güç, artık insanın taptığı bir inanç oldu. Medeniyeti zehirledi.
''Çirkin ve cansız modern insanlarız,
savaşırız/sevişiriz kalpsizce."
Ve günümüz insanı doğdu, sahteleşti, güçsüzleşti, kendini göremez oldu. Bahsi geçen tuzakların kurbanları oldu.
Sözler açısından biraz eksik kalsa da ne demek istediğini bilen bir parça yaratmış Redd. Maalesef müzik terminolojisinden anlamam, bunun için beste yorumu yapamayacağım ama ben bu parçanın bir Don Kişot etkisi yaratabileceğine inanmıyorum, sözler çok güzel olsa da eksik ve parçaya yedirilememiş gibi, eserin bütünlüğünde bir eksiklik hissediliyor ve tekrar tekrar dinlemesi zorlaşıyor.
Sonuç bu. Redd, benim deyimimle gerçek Redd için bir eser daha bıraktı diskografisine. Umarız hafızası olan insanlar olarak bu imaların gelecekte bir şeyler değiştiğini görürüz.
Ve belki de bir gün güzel uykular uyuyup masallı hayatları herkesin yaşadığı bir güne uyanırız.