Seyahat Notlarım #1: Kadınların Ülkesi İspanya

İspanya'yı daha da yakından keşfetmek isteyenler! Doğru adrestesiniz.

Bu sefer benden herkese kocaman bi buen día!

Öncelikle çok güzel bir gezinin dönüşünde soluğu hemen burada yazının başında alarak bildiğim,gördüğüm, öğrendiğim her şeyi anlatacak olmanın sevincini yaşıyorum!

Bugün ve takiben birkaç yazı daha sizlere geçen haftalarda yapmış olduğum İspanya seyahatimden bizzat gördüklerim, öğrendiklerim ve keşfettiklerim ile düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

Günde 16 bin adım ile karış karış İspanyol topraklarını arşınlayarak üzerinde o devlete hayat veren tarihi inceleme ve tanıma fırsatı buldum.

İçerik olarak ise sizleri 8 asırlık İslamiyetin "Altın Çağ"ına ev sahipliği yapmış, Endülüs'e oradan Kastilya ve Aragon bölgesine en son da ise herkesin adını duyunca bir iç çektiği Katalonya (Barselona'nın başkenti olduğu) bölgesine götüreceğim.

Sizin anlayacağınız bol sanatlı, tarihli, dolu dolu bir yazı olacağa benziyor.

Ben tüm düşüncelerimi paylaşmak için hazırım aynı zamanda çokta sabırsızım. Sizler de hazırsanız hadi başlayalım!


İspanya ülkesi, 47 milyonluk nüfusa sahip bir ülkedir. Ancak ülkenin yüz ölçümü Türkiye kadardır. İspanya kelimesi "tavşan diyarı" demektir. Bu adı Romalılar onlara miras bırakmışlardır. Çünkü her yer tavşanla doludur ve hatta ektikleri fideleri beyaz muşambalar ile kapatırlar ki tavşanlar gelip kemirmesin.

İklim şartları olarak oldukça sıcak bir ülkedir. Pekte yağmur yağdığını söyleyemeyiz. Mart ayında bile sıcaklık çoğunlukla 25 dereceyi görür. Fakat yazın ise 50 dereceleri görerek İspanyol halkını sıcaktan kavurur.

Aynı zamanda Avrupa'nın en batısında bulunduğundan dolayı Temmuz ayında 23.00'a kadar güneşin batmadığına da şahit olabilirsiniz.

İspanya, kendi içerisinde eyalet sistemi ile yönetilen bir ülkedir ve her eyaletin de kendi başbakanı kendi parlementosu ve milletvekilleri vardır. Bu sebeple giriş bölümünde bahsederken Endülüs, Katalonya..vs diyerek bölgelerin isimleri ile açıklama yaptım.

Bu devletlerin hepsi kendi özerkliklerini kazanabilmek için büyük zorluklardan da geçmişlerdir.

Burada hakim sınıf kadınlardır. Siyasi, sosyal, ekonomik olarak her yerde kadınlar çoğunluğu taşır. Hatta bizim kültürümüzde -cinsiyetçi olarak anlaşılmasın- mutfak, genelde kadına ait bir alan iken İspanya'da mutfağın sahibi erkeklerdir. Dahası evler de kadına aittir. Yani şöyle düşünelim. Partneriniz ile bir evi paylaşıyorsunuz fakat anlaşamadığınıza karar vererek yollarınızı ayırdınız. İşte bu durumda kapının önüne konan bavul, erkeğindir..

Kusura bakmayın baylar, şartlar böyle:)

Hazır mutfak demişken bu İspanyollar ne yer ne içer derseniz; ilk söyleyeceğim şey bu insanlar tatlı düşkünüdür. Şahsi olarak ben günde üç öğün tatlı ile beslenebilecek olan biriyken bana bile fazla geldiği anlar oldu diyeyim de siz oradan ne kadar sevdiklerini anlayın.

Tuza karşı radikal bir şekilde uzak duruyorlar. Mesela sabah kahvaltılarında peynir ya da siyah zeytin bulamazsınız. Çünkü yok!

Daha çok yeşil zeytini tercih ederler. Yeşil zeytin demişken de şunu söylemeden geçmeyelim Dünya'da açık ara farkla zeytinyağı üreten bir ülkedir. Yani aslında, zeytin onlar için altın değerinde. Şehirlerin dışında yolda giderken camdan dışarı bakarsanız bolca, yollarda simetrik olarak yeşil zeytin yetiştirdiklerini görebilirsiniz. Buradan da anlayacağımız üzere halkın geçim kaynağı da çoğunlukla tarımdır.

Tekrar yemek konusuna dönecek olursak İspanya bir Akdeniz ülkesi olarak tabiki de en iyi deniz mahsullerini tadabileceğiniz bir ülke. Özellikle kalamar, karides ve "Paella" adlı onlara özgü olan -içinde deniz mahsüllerinin bulunduğu- bir pirinç yemeğini yolu düşen,birgün düşmesini dileyen herkesin mutlaka denemesi gereken yemeklerden sadece birkaçı.. fakat dikkat! İspanya'da en büyük sıkıntılardan biri rezervasyon ve yer sıkıntısı. Kültürleri gereği İspanyollar yemek masalarında saatlerce oturup hem yemek yiyip hem de sohbet etmeyi çok severler. Bu sebeple yemek yiyeceğiniz yerde boş masa bulabilmek oldukça zordur.

O yüzden duyurulur: Gezmek, görmek isteyenler işinizi şansa bırakmayın aylar öncesinden rezervasyonlarınızı ayarlayın. Çünkü son anda rezervasyon yapabilme ihtimaliniz yok! Çok şanslı olmalısınız. Yoksa sokaklardaki yemek kuyruklarına hazır olun.

Bir de gideceklere küçük bir hatırlatma, gitmek isteyip hali hazırda böyle bir planı olmayanlara da bir bilgilendirme yapalım:

Herhangi bir yerden bir yere giderken özellikle otobüsteyseniz "kemerlerinizin takılı olduğundan emin olun" çünkü polis size 250€'cuk ceza kesebilir.

Bir diğer hatırlatma ise kendi aracınızda olsanız dahi yüksek sesli müzik dinleyemezsiniz. Başkalarını düşünmek zorundasınız.

En önemli kısmı ise kapkaççılara lütfen çok dikkat, tüm Avrupa'nın en profesyonel ve kibar kapkaççıları ile karşılaşabilirsiniz! Kibar diyorum çünkü, görünüşüne baktığınızda hiç öyle gözükmeyecek kişiler sizin çantanızdan cüzdanınızı çıkarıp paranızı ve kartlarınızı alır, bir de cüzdanınızı yine çantanızın içine koyabilir. Siz ise hiç mi hiç anlamazsınız. Bu yüzden görünüşe aldanmayın, tedbirinizi alın derim.

Son olarak birine yaşlı derken aman dikkat edin! İspanyollar'da yaşlılık 80'den sonra başlıyor. Birçok eğlence mekanlarının 60-80 yaş arasına ait olduğunu görebilirsiniz.

Bu arada bu yazımda paylaştığım/paylaşacağım şeylerin hepsi kendi tecrübelerimden hareketle ortaya çıkmış olduğu için uyarılarımın gerçeklik payının oldukça yüksek olduğunu söylemeliyim.

Hayatı sakin, bir Türk'ün hızına göre de çokça yavaş ama bolca eğlence ile yaşamayı tercih ederler. Seyahatim süresince kendi edindiğim gözlemlerime göre -bu gözlemlerimi toplu olarakta ilerleyen yazılarımda umuyorum ki paylaşacağım- gençleri gündüz caddelerde çok göremiyorsunuz. Fakat saat 8/9 suları tüm caddelerde gençler çoğalmaya başlıyor. Yaşlılar ise gündüz yoğunlukta oldukları gibi gece de varlar:)

Ülke, insanına sosyal, ekonomik her türlü yönden destek çıkıyor. Refah bir yaşam sunuyor. Anlatacağım diğer özelliklerinden sonra da ne kadar insana yatırım yapmış olan bir devlet ile karşı karşıya olduğunuzu anlayacaksınız.

Mesela, çok fazla yaşlıdan bahsettik onlardan örnek vererek başlayalım. Yıllar boyunca ülkesine hizmet veren vatandaşlarına devlet, emekli olduktan sonra da sahip çıkıyor. Ama önce SAYGI duyuyor. Bunun en büyük örneği sağlık ücretlerinin çok ucuz olması(özel-devlet fark etmez),ulaşım kullanmak istediklerinde -şehirler arası şehir içi fark etmez- yarı fiyatına kullanmaları. Onlar için hatta adı da "Emekliler Parkı" olan vakit geçirebilecekleri, uzun yürüyüşler yapabilecekleri büyük bir parka sahip olmaları gibi daha birçok avantaja sahipler. Bu yaşlılar neden eğleniyorlar sanıyorsunuz!
Merak etmeyin, gençler için de var. Farz edelim ki öğrencisiniz. Sizin dönemlik/yıllık doldurmanız gereken bir krediniz var. Eğer ki siz, bu krediyi doldurursanız devlet size öğrenci olarak yaptığı yardımın üstüne bir de başarılı olduğunuz için de 2 bin € daha veriyor.
Bu da yetmedi! Yeni evli bir çiftsiniz ya da bunun önemi yok sadece evli olup çocuk sahibi olmak istemeniz yeterli. Devlet doğacak çocuğunuzun 18 yaşına kadar masraflarının büyük bir kısmını üstlenmesi bir yana bakın anneyi geçiyorum, babaya 1 yıllık doğum izni imkanı veriyor. Artık anneyi siz düşünün...

Aynı zamanda her iş yerinde kreş bulundurulması zorunlu. Çünkü genel olarak düşünecek olursak, bir çift çocuk sahibi olmadan önce dikkat ettiği şeylerden en önemlisi ona bakım sağlayabilecek ekonomik yeterliliği var mı, aynı zamanda ona vakit ayırabilecek zamanı var mı, çalışırken bırakabilecek birisi var mı? Bunlar çok önemli detaylar ve birçok kişi çocuk sahibi olmaktan artık kaçınıyor. Özellikle de burada nüfusun sadece %4'ünün çocuk sahibi olması sebebiyle bu kararları alarak devlet, vatandaşlarını çocuk sahibi olmaya teşvik etmeye yönelik çalışmalar yapıyor.

Bir de dikkat çeken unsurlardan biri olarak İspanyadaki bütün katedraller ücretlidir. Müze haline getirilmiştir. Bunu sebebi artık eskisi gibi Katolik dinine karşı olan bağlarının kalmamış olması, dinden uzaklaşmış olmaları. O yüzden artık her şeye -dini anlamda- maddi açıdan bakarlar.

Bunun bir göstergesi olarak vefat eden yakınlarının organlarını da bağışlarlar ve geriye kalınını ise yakıp küllerini saklarlar. Hatta bir başka boyut ise bu külleri altın ve gümüş tozuna bulayıp takı halinde de kullanırlar.

Yeni nesil sanat anlayışı :/

Tarihe bakacak olursak Vatikan’dan sonra İspanya'nın “Tolorado” şehri uzun yıllar Katolikliğin koruyucusu haline gelmiştir.

 Buna eski zamanlardan bir örnek vereceksek; Eski İspanya Katolikliğinde, boşanma olmadığı için bir kadın eşini kaybettiğinde ölene kadar siyah giyinirmiş. Düşünün ki böyle kadını aşağı gören ve toplumun genelinin dinin hayatlarına bu kadar bağlı olup yaşamlarındaki büyük rolünden şu anki feminist ve dini olarak mesafeli tutumlarına ulaşmış olmaları oldukça radikal dönüşümlerden, evrimlerden geçtiklerinin bir işaretini bizlere gösteriyor.

Evet... genel anlamda küçük bir İspanya tanıtımı yapmış olarak sizleri,anlatacağım diğer konulara ısıtmış,hazırlamış olmak istedim. Şimdi ise çok daha eğlenceli olan kısımlara geçiyoruz.


Devamı için...

Takipte kalın!

Çokça sevgiler...