Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer

İntiharın eşiğindeyken yabancı bir adamın her dediğini yapmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Prangalarınızdan kurtulun.

Okumuş, görgülü ve kendinize göre iyi bir insan olarak dünyada yaşananlardan, hayatın hızından, çevrenin kabalığından yorulduğunuzu düşünün. Belki zaten düşünüyorsunuzdur. Ancak bu hikayede işler hiç ama hiç yolunda gitmiyor ve ana karakter olarak intihar etmeye karar veriyorsunuz. Evet, intihar etmek üzeresiniz ve yüksek, çok yüksek bir yere çıkıp son defa dünyaya bakıyorsunuz. En azından öyle sanıyorsunuz. Bir adam gelip sizi kurtarıyor ama tam düşündüğünüz gibi, günümüz dünyasında karşılıksız yardım yoktur. Sizi kurtaran adamın tek bir şartı var, onunla bir anlaşma yapmak zorundasınız ve bu anlaşmanın tüm maddeleri onun kontrolünde olacak.

Anlaşmayı sadece merak ettiğiniz için kabul ediyorsunuz. Aslında öyle hayatınıza son vermeyi de çok istemiyordunuz zaten, belli ki sıkılmıştınız. Yine tahmin edilebileceği üzere işler hiç yolunda ilerlemiyor çünkü anlaşmanın tek maddesi var ve açıkça kabul edilemez duruyor. Madde basit; kurtarıcınız ne derse desin yapmak zorundasınız. Karşı çıkmadan, soru sormadan... Hayattan sıkılmış, yaşamın değersiz olduğunu kanısına varmış ve benliğinizden uzaklaşmış olduğunuz için olsa gerek, merakınıza yenik düşüp anlaşmayı kabul ediyorsunuz. Aslına bakacak olursak reddetme şansınızın olup olmadığını da bilmiyorsunuz.

Anlaşmanın geçerli olacağı ilk gün kurtarıcınızla bulup emirleri yerine getirmeye hazır olduğunuzu söylüyorsunuz ve hikaye tam olarak burada başlıyor. Bunun kocaman bir şaka olduğunu düşünseniz, düşünecek olsanız bile yaşanacaklar ve sonuçların gerçekçiliği karşısında şok olacaksınız. İlk görevler çok basit, her zaman ekmek aldığınız fırına gidin ve ekmek alın. Ancak sizden beklenen rica edip defalarca ekmeği değiştirmek, önce pişkin isteyip sonra daha az pişmiş talep etmek. Sırada onlarca insan beklerken ekmek almaktan vaz geçip galeta sormak... Görev çok basit, duvarları yıkmak!

Korkuları, önyargıları ve kendi kendimize dayattığımız engelleri nasıl ortadan kaldıracağımızı basit bir şekilde anlatan Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, bir Lurent Gounelle eseridir. Şiirsel bir anlatıma sahip romanda, ana karakter görevleri yapmakta oldukça zorlanırken bu görevleri yapıp yapamayacağı konusunda okuyucuda merak uyandırır. Aslında okuyucu kendinizi kitabın merkezine koyar ve sorar, yapabilir miydim? Romanın işleyici hayatın çok daha katlanılabilir olmasıyla devam ederken okuyucu kendini hapsettiğini gerçekliğini kavrar ve aslında anahtarı da yine romanda bulur. Kendi hapishanenizin kapısını açacak cesaretiniz var mı yoksa tanrıyı mı bekleyeceksiniz?