The Lighthouse Mitolojisi
Yoğun sembolizm içeren bir film olan The Lighthouse'ı daha iyi anlamak için mitolojik unsurları ile birlikte inceleyelim.
2019 yılında vizyona giren The Lighthouse filminin yönetmen koltuğunda Robert Eggers otururken, başrollerde Willem Dafoe ve Robert Pattinson yer almaktadır. Willem Dafoe deneyimli deniz feneri bekçisi rolünü, Robert Pattinson ise ona yardım eden genç bekçi Ephraim Winslow rolünü canlandırmaktadır. Özellikle karanlık atmosferi ve ikilinin mükemmel oyunculuk performanslarıyla büyük beğeni toplamış ve IMDb’de 7.4 puan almıştır.
Film, 1890'ların başında yaşanan, New England kıyılarındaki ıssız bir adada geçen bir psikolojik korku ve gerilim hikayesidir. Deneyimli bir deniz feneri bekçisi olan Thomas Wake ve yeni gelen yardımcı bekçi Ephraim Winslow, bu adada dört hafta boyunca birlikte çalışmak zorundadır. Ancak, adada zaman ilerledikçe yalnızlık, halüsinasyon ve gerçek ile hayal arasındaki sınırların bulanıklaşması, ikiliyi deliliğin eşiğine sürükler. Film boyunca psikolojik çöküşleri ve karakterlerin geçmişleri arkasındaki sır perdesi açığa çıkar.
Aslında film, Smalls Deniz Feneri'nde görev yapan iki bekçi, Thomas Howell ve Thomas Griffith'in (filmdeki gibi ikisinin adı da Thomas) gerçekten yaşanmış hikayesinden esinlenir. Bir gün, Griffith bir kazada hayatını kaybeder, ancak kötü hava koşulları nedeniyle Howell cesedi aylarca dışarıda tutmak zorunda kalır. Griffith'in cesedi çürümeye başladıkça, onu gören Howell'in psikolojisi bozulur ve zamanla akıl sağlığını yitirir. Bu hikayeye mitolojik semboller de eklenerek The Lighthouse filmi ortaya çıkar.
Prometheus, tanrılardan ateşi çalarak insanlığa verdiği için Zeus tarafından cezalandırılmış ve sonsuza kadar bir kayaya zincirlenmiştir. Filmde Yunan mitolojisindeki Prometheus efsanesine büyük ölçüde gönderme yapılır. Ephraim Winslow’un deniz fenerinin ışığını takıntılı bir şekilde arzulaması ve sonunda bu ışığı görebildiğinde acı verici bir şekilde cezalandırılması, Prometheus’un cezasına benzer.
Deniz fenerinin ışığı, yasaklı bilginin sembolü olarak görülebilir. Tıpkı Prometheus’un ateşi gibi, ışık ulaşılamaz bir güçtür ve ona ulaşmak yıkımı getirir. Ephraim, bu ışığa ulaştığında aşırı bir sevinç yaşasa da hemen ardından büyük bir acı onu bekler.
Proteus, denizlerin yaşlı, bilge ve şekil değiştirebilen bir tanrısıdır. Willem Dafoe’nun canlandırdığı Thomas Wake karakteri ise deniz tanrısı Proteus’a benzer. Filmde Thomas Wake’in denizle olan bağı, sürekli denizcilik efsaneleri anlatması ve doğaüstü bir varlık gibi hareket etmesi ise Proteus’u çağrıştırır. Ephraim'in onu ışığın yanındayken kuyruklu bir biçimde görmesi buna örnek olarak verilebilir.