Zihnin Penceresi: Merak

Merak etme arzusu muydu yaptığı eylemlere sürükleyen insanı, yoksa her şeyi bilmek istemenin bencilliği mi?

Merak ile mi başladı her şey? Merak etme arzusu muydu yaptığı eylemlere sürükleyen insanı, yoksa her şeyi bilmeyi istemenin bencilliğinden mi kaynaklanmaktaydı? Merak dürtüsünün başladığı yerde bencilliğin tohumlarının filizlenmemesi olanaksızdır, zira merak dürtüsüdür bilmek istemek.

Önce bir merak ile başladı her şey. Görmek, algılamak, düşünmek. Sonra merak etmek ve bilmek istemek. Her şeyi bilmek istemek. Her canlının doğasında bir merak dürtüsü vardır lakin o dürtüye ne kadar kulak verdiğiniz ve kendinizi onun akıntısına ne kadar kaptırdığınızdır mühim olan konu. Kapılıp gitmek sürüklenmek de sizin elinizde, yeteri kadarını bilmek de.

Ben girdabına kapılıp gidilen merakın sonunun hiç iyi şeylerle sonuçlandığını görmedim. Sonu mutlak bir hüzün, mutlak bir mağlubiyetti hep. Gecenin karanlığında mumun titreyen, ince alevine kapılıp giderken içimizdeki o merak dürtüsü; sıcaklığını hissetmek ve dokunmak istemek. İçimizde uyanan merak ile karanlıkta parıldayan, göz alabildiğine ışıl ışıl aleve uzatırız elimizi. Aklımızdan ne geçer ne isteriz bilinmez. Ama sonu hazin bir acı ile biter. O incecik alevin nasıl da can acıttığına hayret ederiz ama sonunu bile bile aynı hamleyi belki de defalarca tekrarlarız hayatımız boyunca. Merak etmenin boyutu arttıkça sonunda yaşanan hayal kırıklığı ve acı da bir o kadar artıyor sanki.


Aşk, insanın merak ve öğrenme dürtüleri ile ortaya çıkan duygularının, mantıkta yer bulmaya çalışmasının sonucudur. Göz görür, zihin algılar ve aynı anda kalp hissetmeye başlar. O anda merak duygusu uyanır, sanki yıllardır üzeri örtülü toprağın altında sıkışıp kalmış bir tohum gibi. Gün ışığının yansımalarını gördükçe umudu bulur, kabuğunu kırmaya başlar ve filizlenip ışığa ulaşır. Bunu yaparken ne çok kendinden ödün vermiş, kendini yormuştur. Merak, zihnimizde açılan pencerelere benzer. Işığı görme; onun sıcaklığını, havanın ferahlığını, esen rüzgârı hissetme arzusu ile açılır. İşte aşk da böyledir, böyle hissettirir. Onu tanıma arzusu ile içimizde uyanan merak, kendi kabuğumuzu kırıp ona ulaşmamız için sarf edilen çabalardır.